İstanbul İstanbul°C
  • Dolar döviz kuru 5.3759
  • Euro döviz kuru 6.0804
  • 05-10-2018 23:36

Necdet Subaşı,Din yorgunluğu

Muhafazakar toplumun dünyevileştiğine dikkat çekilen röportajda, Necdet Subaşı, toplumun gerçek anlamda “dindar” bir hal alamamasını “Din yorgunluğu” kavramıyla açıkladı.Necdet Subaşı ile yapılan röportajın ilgili bölümü şöyle: “Yüz elli bine yaklaşan din görevlisi, yüzbinlerce imam-hatip mezunu, öğretmeni ve öğrencisi, on binlerce ilahiyat mezunu, öğretim elemanı ve öğrencisi, on binlerce Kur’an kursu öğreticisi ve öğrencisi, ilk ve orta dereceli okulların tüm sınıflarında son yıllarda seçmeli olarak okutulan Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin hayatı, temel dini bilgiler gibi derslerin mevcudiyeti, ‘dindar nesil yetiştirmek’ için neden yeterli olmuyor?http://www.yorungedergi.com/2018/10/cozum-din-yorgunlugunu-gidermek-dini-yormaktan-vazgecmek/

Necdet Subaşı,Din yorgunluğu

Yörünge Dergisi’nde Sinan Onuş, özellikle son dönemde din eğitimin ve benzer kurumların çoğalmasına rağmen, iktidarın dillendirdiği “dindar nesil”in neden yetiştirilemediğini Din Sosyolojisi Doktoru Necdet Subaşı’ya sordu.

Muhafazakar toplumun dünyevileştiğine dikkat çekilen röportajda, Necdet Subaşı, toplumun gerçek anlamda “dindar” bir hal alamamasını “Din yorgunluğu” kavramıyla açıkladı. Sosyolog Subaşı, “Din yorgunluğu” kavramını da şöyle açıkladı:

“Sorun; insanların yapmadıkları şeyleri yapıyor gibi görünmeyi marifet saymalarında ve dahası sahteliğe prim veren bir “dinî sosyalite”nin, kamusal maneviyat alanında kendine bir yer bulma gücüne sahip olmasında. Hem de hiçbir sahici meşruiyet denklemine ihtiyaç duymaksızın. Keyfilik ve gevşeklik üzerinde durulması gereken bir dinî sosyal gerçeklik üretiyor. Dinî yönetişimin törensellikle, dinî söylem akışının da boğucu bir retorik çabası içinde görünürlüğe evrilmesi son tahlilde bildik maneviyat disiplinlerini de yerle bir etmektedir. Bize Allah acısın. Ne diyeceğimi bilemedim.”

Necdet Subaşı ile yapılan röportajın ilgili bölümü şöyle:

“Yüz elli bine yaklaşan din görevlisi, yüzbinlerce imam-hatip mezunu, öğretmeni ve öğrencisi, on binlerce ilahiyat mezunu, öğretim elemanı ve öğrencisi, on binlerce Kur’an kursu öğreticisi ve öğrencisi, ilk ve orta dereceli okulların tüm sınıflarında son yıllarda seçmeli olarak okutulan Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin hayatı, temel dini bilgiler gibi derslerin mevcudiyeti, ‘dindar nesil yetiştirmek’ için neden yeterli olmuyor?

Evet, siyaset dünyasının bu konudaki iyi niyetine ve beklentilerinin ciddiyetine inanmamak mümkün değil. Samimi bir çabayla topluma sahih olanın enjekte edilmesi gerektiğini düşünen bir tasavvur var. Benim değişik mecralarda dile getirdiğim ve maalesef yeterli ölçüde derinleştirilerek tartışılmadığına kani olduğum bir kavramım var. “Din yorgunluğu”ndan söz ediyorum. Dini yormak tabii ki söz konusu değil ancak kabul etmek gerekir ki insanı, hayatı ve sahici beklentiler dünyasını ihmal eden zayıf bir pedagoji bugün, birbirinden bağımsız neredeyse sayısız uygulama örneğinde hepimizi bunaltan bir müfredat panayırına dönüşmüş durumda. Devletin dinle olan irtibatının açıklık kazanması aciliyet kazanıyor. Din, “sezaropapizm” ekseninde mi pazarlanacak, ideal yurttaş ya da makbul vatandaş düzleminde mi aranan bir şey olacak yoksa başka bir şey mi? Bunlar es geçilecek şeyler değil ama ne yazık ki şimdiye kadar ortaya konan şemalar ihmalkârlığı mutlaklaştırır nitelikte. Devlet ve siyaset erkânı, ihmallerin farkında. Dinin haksız yere maruz bırakıldığı şiddetli dışlama süreçleri geride kaldı. Din şimdi hem aleni hem de muteber. Ancak insan yetiştirme düzeninden sıkça söz edildiğinde şimdi yeni insan prototipinde maneviyat nasıl bir şekil alacak? Bunların netameli sorular hanesinden çıkarılıp hayati ve geliştirici sorular kümesine dâhil edilmesi gerekir. Niyet tamam, peki üslup? Eldeki mevcut gündelik hayat müfredatından kendimize değil Allah’a yakın bir insan yetiştirmek nasıl mümkün olabilir? Bugün en çok kavga edilen konular, din üzerine. Etrafımız ateş çemberi. İnsanlar kendileri gibi inanmayanları yok etmeyi fazilet sayıyor. Eldeki modeller maazallah yaygınlaştığında ne yapacağımızı bilemiyorum. Bugün Selefi Salihin’in pak ve temiz mirasını “Selefilik” adı altında icra ettiğini iddia edenlerin Taliban, DAEŞ ya da başka irili ufaklı Şii veya Sünni kökenli radikal akımlar içinde yuvarlanarak hayatımızı zehir etmeleri imkânsız değil. Türkiye siyasetinin bu topraklarda neşv-ü nema bulmuş dinî hissiyatı yeniden güncellemekten başka bir yola tevessül etmesi akıl kârı değil. Ben de bunu bekliyorum.



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER