İstanbul İstanbul°C
  • Dolar döviz kuru 4.6906
  • Euro döviz kuru 5.4918
  • 11-03-2018 21:11

Dün Camilerde Arapça Ezan Okundu

Dün Camilerde Arapça Ezan Okundu

Demokrat Başbakan - İslâm Yaşar’ın Kaleminden... -17-

Komisyonun hazırladığı Türkçe ezan metni muhtemelen onun tasdikinden geçtikten sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’na gönderilmiş, başkanlık da 18 Temmuz 1932 tarihinde 636 sayılı genelge ile metni müftülüklere göndererek ezanın Türkçe okunması emrini tebliğ etmişti. (a.g.e. s: 14)

Emir M. Kemal’den geldiği, metinlerin onun tasdikinden geçtiği, onun her sözü kanun, her hareketi nizam telâkki edildiğinden olsa gerek, ezanı Türkçe okuma emrinin ayrıca meclisten geçirilerek kanun hâline getirilmesine lüzum görülmemişti.

M. Kemal’den ‘Bursa’ya baskın’ 

Bursa’da yapılmıştı ezan yasağına karşı ilk ve tek toplu gösteri. Hıristiyanların, Yahudilerin ibadet dillerine karışılmazken ve onlar istedikleri dillerde ibadetlerini serbestçe yaparken ezanın Arapça okunmasının yasaklanmasına bir mânâ veremeyen bazı Müslümanlar, yasağın sebebini sormak maksadıyla Ulu Cami’de toplanıp Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne doğru yürüdükleri için yakalanmışlardı. 

‘Bursa’da ezan vak’ası’ olarak adlandırılan hadise, Emniyet Müdürünün işgüzarlığı, bazı gazetelerin de yaygara koparması ile büyütülmüş, hadiseden haberdar olan M. Kemal’in ‘Bursa’ya baskın’ yapması neticesinde yakalanan ‘ezan suçluları’ Çorum’da yargılanıp yıllarca hapiste yatmışlardı. 

Ezan suçluları

M. Kemal’in ölümünden sonra, Türkçe ezan okuma hususunda ihlâller ve ihmaller artınca hükümet 2 Haziran 1941 tarihinde çıkardığı kanunla Arapça ezan okumayı yasaklamış, ihlâl edenlere ağır cezaî müeyyideler getirmişti. Bazı cebbar jandarmaların ve işgüzar memurların kanunu merhametsizce uygulamaları neticesinde ‘ezan suçluları’ binlere baliğ olmuştu.

İşte o kanunu mer’iyetten kaldırmak istiyordu Adnan Menderes. Onun talimatıyla Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan’ın, Kayseri Milletvekili İsmail Berkok’un ve arkadaşlarının hazırladıkları kanun teklifleri Adalet Komisyonu’nda görüşülüp mutabakat sağlanarak tasarı hâline getirildi. Menderes, tasarıyı meclise sevk etmeden önce Cumhurbaşkanının da görüşünü almak istedi. Odasına çıkıp kanun tasarısını takdim etti.

“İlk iş olarak ezanı Arapçaya çevirirsek Halk Partisi’nin eline bir koz vermiş oluruz” dedi Bayar soğuk bir tavırla.

“Beyefendi, sayın reis-i cumhurumuz. Biz millete söz verdik, bunu yapmamız lâzım” dedi Menderes.

“Acele etme, sonraya kalsın.” 

Celal Bayar’ın bu sözünden, ezan yasağını kaldıran kanun tasarısını tasvip etmediğini, fazla ısrarın fayda vermeyeceğini anlayan Adnan Menderes, şiarı hâline gelen nezaketini bozmadan Bayar’ın önüne bir zarf bıraktı ve odadan çıktı. 

Zarfın içinde ne vardı?

Bayar zarfın içinde istifa dilekçesinin olduğunu görünce şaşırdı. 

Menderes, Ankara’da bulunduğu takdirde Bayar’ın kendisini ikna etmeye çalışacağını bildiğinden, kanunu çıkarmaktaki kararlılığını göstermek maksadıyla Ankara’dan ayrılmış ve Mersin taraflarına gitmişti. Bayar, Menderes’in bu hareketinin kanunu çıkarmaktaki kararlılığının ifadesi olduğunu biliyordu.  Bayar, istifayı kabul ettiği takdirde büyük bir skandalın olacağını düşündü. “Ezan yüzünden Cumhurbaşkanı ile Başbakan anlaşamıyor” dedirtmemek için tasarıyı imzalamaya karar verdi. Menderes’e telefon açtı. “Adnan Bey gel bu işi hâlledelim” dedi. ( a.g.e. s: 72 )

Herkes ayakta

Cumhurbaşkanından bu sözü alınca Ankara’ya dönen Menderes, ezan yasağını Ramazandan önce kaldırmak istiyordu. Hemen köşke çıktı, kanun tasarısını imzalattı, meclis başkanlığına verdi. Başkanlık tasarıyı gündeme aldı ve 16 Haziran 1950 tarihinde görüşülmeye başlandı. 16 Haziranın Ramazan ayının arefesine tekabül etmesi, ezan yasağını kaldıracak kanun teklifinin de mecliste o gün görüşüleceğinin bilinmesi milleti âdetâ ayağa kaldırmaya yetti. Memleketin her yerinde camilerin bahçelerine toplanan mü’minler Ankara’dan gelecek haberi beklerken meclisin etrafında toplanan Ankaralılar da kanunun bir an önce çıkması için yer yer tezahüratlara başladı. 

İnönü’ye rağmen

Said Nursî’nin böyle ifadelerle dile getirdiği gibi gençler de aralarında imza toplayarak başbakana destek mektupları yazıyorlardı. Bilhassa Ankaralı ve İstanbullu Nur Talebesi gençler ezan kanununa destek kampanyası başlattılar, postahanelerin önlerinde uzun telgraf kuyrukları meydana geldi.

Meclisin içinde de bambaşka bir heyecan yaşanıyordu. İnönü’nün telkinlerine ve bazı grup başkanlarının tehdidine aldırmayan Halk Partisi’nin sözcüsü Cemal Reşit Eyüboğlu partisinin kanuna muarız olmadığını açıkladı. İki partiden pek çok milletvekili kanun lehinde konuşmak için sıraya girdi. Ezanı Arapça okuma yasağının kaldırılması ittifakla kabul edildi. Millet nezdinde müjde telâkki edilen hadise, radyonun haberlerinin ve gazetelerin manşetlerinin yanı sıra müftülüklere çekilen resmî telgraflarla da ilân edilince memleketin her yerinde aynı kudsî sâdâ yükseldi.

Üç bayram

Allâhu Ekber, Allâhu Ekber…

Diyanet İşleri Başkan yardımcısı Yaşar Tunagür 16 Haziran 1950 tarihinde, Sultanahmed Camii’nin 16 şerefesine, aralarında cami imamı ve bestekâr Sadettin Kaynak’ın da bulunduğu 16 güzel sesli hafız çıkardı. İkindi vakti müezzinler sıra ile farklı makamlarda 16 sefer ezan-ı Muhammedîyi okuyunca, camiyi ve avlusunu dolduran muazzam cemaat tam yarım saat boyunca huşu içinde ezan şehrayini yaşadı.  Böylece, 1950 yılı Ramazanında, memlekette üç bayram birden yaşandı. Biri 18 senedir hasret kalınan ezan-ı Muhammedîye kavuşmanın sürûru ile yaşanan ‘Ezan Bayramı’ idi. Memleket sathındaki on binlerce camide ezan-ı Muhammedî gözyaşları içinde kurbanlar kesilerek karşılandığı için insanlar o gün kurban bayramının hazzını da hissettiler. 

Ramazan ayı boyunca mü’minler her gün ezanla sahur yapıp ezanla iftar ettiler. Günün beş vakti minarelerden yükselen Allâhu Ekber sâdâlarına ve salâlara kubbeleri çınlatan kametler, tekbirler, ilâhiler, makamlı kıratlar da eklenince her an ayrı bir bayram havası içinde geçti. Sonunda Ramazan Bayramı da idrak edilince memlekette fevkalâde hâller yaşandı.


Kaynak: Yeni Asya

HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER