İstanbul İstanbul°C
  • Dolar döviz kuru
  • Euro döviz kuru
  • 04-11-2018 10:32

Çağın hastalığı,Fomo

Psikolog Begüm Özkaya, fomo hastalığının gelişmeleri kaçırma korkusu olduğunu söyleyerek 'sosyal medyayı çok kullanıyorum', 'çok bağımlıyım' diye gelen çok fazla hasta olduğunu söyledi.Kaynak: Çağın hastalığı ‘Fomo’

Çağın hastalığı,Fomo

Psikolog Begüm Özkaya, fomo hastalığının gelişmeleri kaçırma korkusu olduğunu söyleyerek 'sosyal medyayı çok kullanıyorum', 'çok bağımlıyım' diye gelen çok fazla hasta olduğunu söyledi.

Medicana Sivas Hastanesinde görevli Psikolog Begüm Özkaya, sosyal medyanın insanların temek ihtiyaçları haline geldiğini söyleyerek "Biraz daha açmak gerekirse, insanlar sanal ortamdaki görüntüleri, paylaşımları geç görmekten, kaçırmaktan korkuyorlar. Çünkü artık insanların sosyal ortamlara yer edinme gibi bir kavramları oluştu. Sosyal ortamlardaki gönderilenleri göremediklerin de, kaçırdıkları zaman kendilerini mutsuz ve huzursuz hissetmeye başlıyorlar. Genellikle böyle insanlar sosyal ortamda yer edinemedikleri zaman, kendimi mutsuz hissediyorum, yeteri kadar beğeni ve gönderi alamadığım zaman kendimi huzursuz hissediyorum deyip, böyle bir geri dönüşümle bize geliyorlar. Genellikle böyle insanlar kendilerini onaylanmış ve kabullenmiş hissetmiyorlar ve beraberinde de çeşitli psikolojik rahatsızlıklar geliyor. İnsanlar sosyal medyada geçirdikleri zaman miktarı gün geçtikçe artıyor. Bir süre sonra haz tatminleri konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Beyindeki ödül ve ceza sistemi konusunda bozukluklar karşımıza çıkıyor. Bir süre sonra sosyal medya insanların temel ihtiyaçları oluyor. Kişi gerekirse yemek yemiyor, uyku uyumuyor ve sosyal medyada daha çok zaman geçirmeye başlıyor ve böylelikle de fomo hastalığı karşımıza çıkıyor" dedi.
"Kişi sosyal medyayı temel ihtiyaç konumuna getiriyor"
Özkaya, kişinin sosyal medyayı temel ihtiyacı konumuna getirdiğini vurgulayarak, "Fomo hastalığının belirtilerine bakacak olursak, kişi sosyal medya hesaplarını sürekli kontrol etmeye başlıyor, gönderilerden ilk benim haberdar olmam gerekiyor gibi bir mantıkla işte instagrama bakıyor, instagramdan twittera, twitterdan facebooka bir dürtü haline ve merak konusu haline geliyor sosyal medya. Aynı zamanda kişi sosyal medyayı temel ihtiyaç konumuna getiriyor, yemek yemiyor sosyal medyaya giriyor, uyku uyumuyor sosyal medyaya giriyor. Aynı zamanda sanal ortamda insanların neler yaptığını merak ediyorlar fakat aileleriyle bir araya geldiği zaman veya arkadaş ortamında sürekli elinde telefonlarıyla kafalarını kaldırıp insanlarla iletişim haline girmiyorlar bile. Aynı zamanda kişi neden az beğeni aldım, neden az beğeni yaptılar bana veya da işte bu kişi şunu almış, bu kişi şuraya gitmiş deyip insanlar kendi hayatlarından memnun olmamaya başlıyorlar. Kendilerini bu sefer beğenmemeye başlıyorlar ve beraberinde çeşitli psikolojik rahatsızlıklar geliyor. Aynı zamanda kişi tabletimin, telefonumun, bilgisayarımın şarjı bitecek diye bir korku yaşıyor. Çünkü sosyal medyaya giremedikleri zaman hayatlarından kopacaklarmış gibi bir algı oluşuyor. Bununla birlikte genellikle fomo hastalığı hiperaktif bir dürtü bozukluğu yaşayan insanlar da daha fazla karşımıza çıkıyor. Cinsiyet ayrımı olmaksızın hem kadınlarda, hem erkeklerde fomo hastalığı görülüyor. Ve Z kuşağında yani 90 doğumlu kişiler de fomo hastalığının görülme ihtimali daha fazla oluyor" İfadelerini kullandı.
"Birçok rahatsızlığı karşımıza çıkarıyor"
Özkaya, fomo hastalığı hem psikolojik hem de fiziksel olarak birçok rahatsızlık ortaya çıkardığını ifade ederek, "Duyuş bozuklukları, gözle alakalı sorun ve sıkıntılar, algı ile alakalı sorun ve sıkıntılar, depresyon, aksiyetek, dürtü bozukluğu olarak da fomo hastalığı bizim karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda fomo hastalığı edindiğimiz mesleklerle kendi yaptığımız uğraşlarla da alakalı bir durum olabiliyor. Sosyal medyayı çok kullanan mesleklerde daha fazla fomo hastalığı karşımıza çıkıyor. Bu hastalığa yakalanmamak için gerçek hayatla daha çok iç içe olunması gerekiyor. İnsanlarla daha çok iletişim halinde olması gerekiyor. Biraz daha aşamalı olarak sosyal medyadan kendimizi uzak tutmak gerekiyor. Algımız kesinlikle ve kesinlikle sosyal medyada nasıl görünüyorum olmaması lazım. Eğer kişi kendisi halledebiliyorsa, çok ileri boyutta değilse kendi dürtüleriyle bu sorun ve sıkıntıları atlatabilirler. Fakat eğer atlatılamayacak bir durumdalar da gerekli bir psikologdan, psikiyatriden destek alması gerekiyor" şeklinde konuştu.
"Çok bağımlıyım diye bize gelen çok oluyor"
Özkaya, 'sosyal medyaya çok bağımlıyım' diye kendilerine gelenlerin çok olduğunu vurgulayarak, "Son olarak da kişi fomo hastalığından uzaklaşmak için kendi ilgi alanlarına biraz daha odaklanmaları lazım. Doğa yürüyüşleri olsun, spor olsun, müzik olsun, sinema, tiyatro gibi etkinliklere katılarak biraz daha sosyal medyadan uzak dururlarsa fomo hastalığından kurtulmaları da daha mümkün olur. Bu hastalık için sosyal medyayı çok kullanıyorum, çok bağımlıyım diye gelen çok fazla danışanımız oluyor. Onlar da bu durumdan kurtulmaları için adım adım gerekli tedavileri uyguluyoruz" diye konuştu.

FOMO TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Sanal bağımlılığın üç aşaması olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Birinci aşamada kişi bunun bağımlılık yaptığını biliyor ama günlük yaşamını çok bozmuyor. Bu genelde hepimizde var. Sabah kalkıyoruz, 5-10 dakika yeni bir gelişme var mı diye kontrol edip işimize dönüyoruz. Bu kabul edilebilir sınırlarda, bunun insanın gelişmesine faydası var. İkinci aşamada kişi istemediği halde uzun zaman geçiriyor. 1-2 saat geçirdikten sonra, “Ne biçim insanım, neden bu kadar zamanımı harcadım?” diyor ve birçok işi aksıyor, sonra pişman olup üzülüyor ama böyle gelgitler yaşıyor. Burada artık bağımlılık başlamıştır ama ilk aşamasındadır. İlerledikten sonra “Bu benim hayatımın bir parçası, olmazsa olmaz” diyor, evliliğini bitirmeye karar veriyor, iş yerine gitmemeye sebep oluyor, bu derece kişinin hayatını kısıtlıyorsa bu artık klinik tedavi noktasına gelmiş demektir. Öğrencilerin bazısı okula gitmiyor bu yüzden, anne baba ikna edemiyor.” dedi .

Üçüncü aşamada yatarak tedavi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Tedavide ilk başta sosyal-duygusal yoksunluk bırakılıyor, tamamen izole ediliyor. Kişiyi mahrum bırakıyoruz öncelikle, bu şekilde tedavi yapıyoruz ve bir müddet sonra krize girer gibi oluyor ama bakıyor “Bu olmadan da zevk almayı başarıyormuşum, yeni ilgi alanlarına yönelebiliyormuşum.” diyor. Yani zarar algısı oluşturuyoruz. Bir müddet sonra kişiye tedavi içerisinde saatli kullandırtıyoruz. Günde 1-2 saat gibi. Tedaviden olumlu sonuç alabiliyoruz. İnternet bağımlılığı, madde bağımlılığına göre çok daha kolay ve hızlı şekilde sonuç aldığımız bir durum. Ama işi kolaylaştıran şey kişinin farkına varabilmesi.” dedi.

 



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER