İstanbul İstanbul°C
  • Dolar döviz kuru 5.7354
  • Euro döviz kuru 6.4958
  • 30.12.2018
Ahmet  Bulut

Ahmet Bulut

Şeytan Taşlamanıza Gerek Kalmadı!

Mübarek yerlerin ve Mukaddes Hac yolculuğunun daima güzellikleri anlatılır. Gitmeyenler teşvik edilir. Ancak bazen oralarda şahit olduğumuz öyle hatalı davranışlar vardır ki, ibret ve ikaz için anlatmakta yarar vardır.

1984 Hac mevsiminde kafilemde, arkadaşları ile geçimsizlik, uyumsuzluk çıkarma konusunda adeta öncülük yapmakta yarışan iki numunelik hacı adayımız vardı. Yol boyunca yaptığım nasihatlere, ikazlara rağmen uyumsuz halleri ve gösterişe kaçan davranışları devam ediyordu. Nihayet Arafat’a çıktık. Deve üstüne çıkıp resim çektirmekten başka bir şeyi düşünmez gözüken bu hacı adaylarına nerede ise Arafat vakfesini zor yaptırdım. Mina’ya geldiğimizde ise, herkes İslam Kalkınma Bankasının getirdiği küçükbaş hayvanlardan kurban alıp vekâlet yoluyla kestirip etlerinin fakir İslam ülkelerine gönderilmesini tercih ederken, bunlar “ İlla da biz deve keseceğiz. Keserken de kameraya alacağız” diye tutturdular.

Neticede bunları da kurbanlık deve almak üzere kurban alma ve kesme mahalline götürdük. İkisinin yanına beş kişi de diğer kafilelerden ayarlayarak kurbanlıklarını satın aldık. Ancak yedi kişilik gruplardan birinin satın aldıkları kurbanı biraz ucuz görünce, birisi; “Ben de bu gruptaydım” demeye başladı. Ancak bunun doğru bir davranış olmadığını söyleyerek meseleyi hallettik.

Tam deveyi kurban etmeye sıra geldi. Deveyi kesecek Arap kesme ücretini peşin istiyor. Baktık bu hacılarımız kem küm ediyor. Ücreti “sonra hesaplaşırız” diyerek ben verdim. Onlar hâlâ resim çekme tartışmasına devam ediyorlardı. Sonra deve eti istediler. Ancak onlar yüzmek için ek ücret isteyen Arap kasaba, yüzme ücreti vermeye yanaşmayınca “çadırda hesaplaşırız” diyerek yine ücreti ben ödedim.

Bu defa da bu iki hacımız kesilen devenin buduna sarılarak “ Sen alacaksın, ben alacağım” diye tartışmaya başladılar. Bunun üzerine birisi iyice sinirlenerek, kesilip parçalanan eti öbürünün başından aşağıya indirdi. Bu hadise üzerine ikisi de tepeden tırnağa kan içinde kaldılar. O bembeyaz ihram kıpkırmızı kan oldu. Yanımdaki görevli arkadaşımın beti benzi solmuş, seyredenler ise hayret içinde kalmıştı. Ben o esnada yanlarından ayrılıp çadırlara doğru giderken;

—Ne haliniz varsa görün. Artık sizin Cemerât’a gidip şeytan taşlamanıza hacet kalmadı. Birbirinizi taşladınız ya! Bu yeter!” diye sitemde bulundum. Görevli arkadaşımla çadıra doğru ilerlerken, peşimizden geliyorlar mı diye arada sırada arkamıza bakıyorduk. Kalabalıkta kaybolmamak için, birinin kucağında et, diğeri tepeden tırnağa kan içinde peşimizden koşuyorlardı.

Tabii ki görenler, onların haline gülüyorlar ve ayıplıyorlardı. Çadıra gelince ikisi de yüksek sesle ve hıçkırarak ağlamaya ve özür dilemeye başladılar. Neticede bu olay üzerine ceza kurbanlarını kestiler ve daha sonra herkesin boynuna tek tek sarılıp helalleşmek istediler.
Allah bilir ama onların hala hatırlanınca ayıplanacak bu gülünç durumlara düşmeleri; riya kokan taşkınlıklarının semeresi, ya da o mukaddes makamların manevi sillesiydi. Allah bütün hacılarımızı böyle yanlış davranışlardan muhafaza buyursun.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.