İstanbul İstanbul°C
  • Dolar döviz kuru 7.7352
  • Euro döviz kuru 9.0937
  • 29.08.2020
Halil ŞEKERCİ -Bandırma  Müftüsü

Halil ŞEKERCİ -Bandırma Müftüsü

Kerbela Vahşeti, Ümmetin Kırılma Noktası

KERBELA VAHŞETİ,  ÜMMETİN  KIRILMA  NOKTASI

    Muharrem ayında meydana gelen en önemli olay, Kerbela vahşetidir. Bu olay Ümmetin yüreğini yakmış ve aradan on beş asır geçmesine rağmen bu ateş sönmemiş ve halen yürekleri yakmaya devam etmektedir.

Hz.Peygamber (A.S)’ın torunu Hz.Hüseyin ve kardeşleri, çocukları bir yaşından 21 yaşına kadar küçük büyük demeden tarihte eşine rastlanmayan bir gaddarlıkla feci şekilde katledilmişlerdir. Vücutlar delik deşik edilmiş, başlar kesilmiş yetmemiş, elbiseler çıkarılmış, çıplak cesetler atlarla çiğnenmiş. Bu nasıl bir vahşet,nasıl bir canavarlık?… Bu neyin kiniydi? Güya bu canavarlığı yapanlar Müslüman?!.

Hz.Peygamber (A.S)’Bunlar benim reyhanlarım, cennet ehlinin delikanlıları, bunları ve bunların babalarını seven beni sevmiştir. Diyordu. Resulüllah (S.A.V) torunlarını çok seviyor, üzerlerine titriyordu.

Bir gün Hüseyin ağlıyor ve sesi dışarı gidiyordu. Hz.Peygamber (S.A.V)’in kızı Hz. Fatıma’ya seslendi; Hüseyin niye ağlıyor ya Fatıma? Hz. Fatıma; baba Hüseyin hastadır, Hüseyin açtır. deyince Hz.Peygamber (S.A.V) Hüseyin’imi ağlatmayın, Hüseyin’imi üzmeyin, ben onun ağlamasına dayanamam dedi..

Sabah namazı sonrası kızının evine uğrar, torunlarımın üzeri açılmıştır, üşümesinler diye bakıyorum derdi.

Hz.Peygamber (S.A.V) ‘ın cennetin reyhanları dediği ve üzerlerine titrediği Ehli beytine bu canavarlığı hangi iman sahibi yapabilir? Zerre kadar iman sahibi olmayı bırakın,insan olan böyle bir vahşeti yapamaz!

Kerbela vahşetine sebep olan Muaviye’nin oğlu Yezid bu Ümmetin başına gelen en büyük musibet,en büyük felakettir.

Muaviye insanların muhalefetine rağmen oğlu Yezidi veliahd ilan etmiş ve zorla biat ettirmiştir. Yezid halife olmaya hiç layık olmadığı halde  zorla halife olmuştur. Yezid fasıktır. Namaz kılmaz, içki içer, zina eder… İnsanlar ondan rahatsız olmuşlardı. Hz. Hüseyin ve bir çok kimse ona biat etmemişlerdi.

Kufe halkından binlerce insan Hz. Hüseyin’e haber, mektuplar göndererek onu beklediklerini, onunla beraber olduklarını ve Ümmeti bu fasıktan kurtarmasını istiyorlardı..

Bu arada birçok kimse Hz. Hüseyin’e gitmemesini ve Kufe halkına güvenmemesini ve ısrarla söylemişler, fakat Hüseyin onları dinlememişti.Yapılan haksızlık ve zorbalığa karşı çıkılmalıydı.

Hz.Hüseyin çoğu kadın ve çocuklardan oluşan yetmiş iki kişilik aile efradıyla İraka doğru yola çıktı.

Kerbela denen uğursuz yerde Yezidin dört bin kişilik ordusu onları durdurdu.Kendisini ısrarla çağıranlardan hiç kimse ortada yoktu. Yezid ordusunun komutanı büyük sahabi Sa’d b. Vakkas’ın oğlu Ömerdi. Hz. Hüseyin’i öldürmesi karşılığında ona komutanlık verilecekti..

Hz.Hüseyin geri Medineye dönmek istedi,kabul etmediler.Bırakın sınırda orduya bir nefer olarak katılayım dedi kabul etmediler.Ya öleceksin,yada gidip Yezide biat edeceksin.. Bu Hüseyin’in kabul edeceği bir şey değildi.Niyetleri belliydi,Hüseyin ve aile efradı her yandan kuşatılmıştı.Çocuklar susuzluktan kırılıyordu,fakat yanı başlarında gürül gürül akmakta olan Fırat nehrinden su almalarına müsaade edilmiyordu.

Gece oldu. Muharremin onuncu gecesiydi. Çöl yanıyor, Kerbela kaynıyordu. Gam ve bela kol kola. Kerbela da kumlar aleve dönüyor, çölle birlikte güllerde yanıyor. Gül dudaklar kuruyor, çocuklar yanıyor, çadırlar yanıyor, bir yudum suya hasret ,bir yudum sevgiye hasret Ehli beyt yanıyor, Alemi İslam’ın kalbi yanıyor.

Su suu diye inleyen çocuklara can dayanmıyor.Fırat buz gibi akıyor ama yanı başında suya hasret bir demet gül yanıyor..

Hz.Hüseyin ordu komutanına haber gönderip bir gece mühlet ister.Gece saldırılmayacaktır.Bu gece ibadet ve dua edelim.Çünkü bu gece son gecemiz der.

Hz.Hüseyin yanındakilere gece karanlık çökünce Ehlibeytten bir ikisini alıp buradan gitmelerini söyler,ama kimse onu dinlemez.

Son gece namaza, duaya tahsisli gece. Bir ara gözleri kapanır Hüseyin’in hafif uykuya dalmıştır. Düşman saldırıya geçti diyerek onu uyandırırlar.Gözlerini açar ve susuzluktan kuruyan dudaklarından şu sözler dökülür: Dedem Hz.Resulüllah (S.A.V)’i gördüm : ‘Hüseyin’im ben seni bekliyorum. Bugün bana geleceksin’ dedi bana.Gül yüzü tebessüm ediyordu.

Çadırın direğine dayanmış Efendimiz (S.A.V)’invtorunlarını seyrediyordu.

Hz.Ali ve Fatıma annemiz evlatlarını seyrediyor,güllerinin yanışını,dallarının kırılışını,yapraklarının koparılışını görüyorlar.. Melekler üşüşmüş birbirinin üzerine, zaman durmuş, her şey Kerbelaya kilitlenmiş.

Susuzluk dayanılmaz bir hal alınca Hüseyin atını Fırat’a sürer. Beşyüz atlı birden dikilir karşısına.Suyu avucuna doldurur,o anda bir ok saplanır damağına ve kan damlar suya.suyu içemez,geri döner çadırına.

Hararet kar edip cana sarardı cümle gül yüzler.

Çocuklar yandı yürekten hemen bir kase su gözler.

Bugün mahı muharremdir akıt gözden kızıl kanı.


Resulün Alının bunda çıkardı arşa efğanı.

O gün bugündür kan damlar kalbinden Alemi İslam’ın. O kan hala damlıyor,o ateş hala yanıyor.O göz yaşı hala damlıyor. Kerbelada hala kumlardan alevler kaynıyor.

Boyuna göre kılıç bile bulunamayan Ehli beyt delkanlıları, çocukları bir bir doğranmıştır Kerbelada.

Hz. Hüseyin tam 33 kılıç ve mızrak yarası almış, atının üzerinde zor duruyordu. Çadırlarla da irtibat tamamen kesilmişti.Sırtına saplanan bir mızrakla atından yere düştü.Kanlı yüzü kızgın kumlara batmıştı.

Minarelerde adı anılan, minberlerde salavat okunan onun dedesi Hz.Muhammed (S.A.V) di

Sevgili Peygamberimiz as.onları abasının altına almış ve bunlar benim ehli beytim,onları sevin demişti.Fakat şimdi kanadı kırık kuşlar gibi bir bir uçuyorlardı abanın altından.

Kerbela’da Müslümanların kalbine düşen ateş sönmedi hala.Asırları yakarak günümüze kadar geldi. Alevisi kadar Sünnisi de hep gözyaşı döktü. Bu gözyaşıyla büyüdü nesiller. Anadolu köylerinde, evlerinde Kerbela ağıtları yakılmıştır. Ali dir, Hasandır, Hüseyin’dir çocuklarının adları.

Kerbela, haksızlığa, zulme başkaldıran Ehli beytin destanıdır.

Kerbela, öyle tarihte olmuş geçmiş sıradan basit bir olaymış deyip geçiştirilemez. Benzeri görülmemiş bir vahşet, bir katliam yapılmıştır. Ve bu öyle sıradan insanların katledilği basit bir olay değildir.

Kerbela, iki cihanın Efendisi Hz.Muhammed (S.A.V)’ın neslini yok etmek amacıyla bir yaşından yirmibir yaşına kadar torunlarının benzeri görülmemiş bir şekilde zalimler tarafından katledilmesidir.

Ehli Beyte yapılan bu vahşetten Yezid habersiz olamaz, onun emri olmadan böyle bir soykırım cinayetine kimse cesaret edemez..

Yezid, bu olaydan pişman olmuş, üzülmüş müdür? Üzülmüş ise bunu yapan komutana,valiye ne ceza vermiştir.? Bunları görevden azletmiş midir? Hayır. Kesik başlar Şama getirilmiş ve teşhir edilmiştir.Bu katliamın baş aktörü Kufe valisi soysuz Ubeydullah B.Ziyad la içki içmiştir.Adeta bu yapılan vahşeti kutlarcasına…

Kerbela vahşeti; Ümmetin bağrına ve birliğine saplanan bir hançerdir.

Kerbela; İslama ve İslam birliğine vurulan en büyük darbedir.

Kerbela; Ümmetin kırılma noktası ve maalesef ayrışma sebebi olmuştur.

Oysa bugün Ülkemiz her zamankinden daha çok muhtaçtır, birliğe, dayanışmaya. Ehlibeyt  Müslümanları birleştiren bir harç olmalıdır.

Ne diyelim:

Gözlerimiz Fırat,yüreğimiz kerbela,o ateş bizi yakıyor hala.

Seni susuz bırakanın ahreti susuz olsun ya Hüseyin.

Sana kılıç vuranın ateşi derin olsun ya Hüseyin.

Selam olsun Hüseyine,Kerbela şehitlerine

Rabbim onların şefaatından bizleri mahrum etmesin.

 

Halil ŞEKERCİ/ Bandırma Müftüsü

29.08.2020

Bu haber  Sayaç defa okundu

YAZARIMIZIN BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER MAKALELERİ
Kerbela Sebep Ve Sonuçları ....TIKLAYINIZ


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.