İstanbul İstanbul°C
  • Dolar döviz kuru 6.7618
  • Euro döviz kuru 7.6282
  • 07.04.2018
İdris  Polat

İdris Polat

FESTİVAL VE KARNAVALIN PERDE ARKASI!

Hepimiz ülkemize ve ülkemizin değerlerine düşmanlık eden, yaşadığımız topraklar için pek çok tehlikeli emelleri olan düşmanlarımızın varlığından haberdarız. Şehitlerimizin kanıyla sulanmış bu topraklara birileri göz dikse, el uzatsa her birimiz sahip olduğumuz bu mukaddes değerler uğruna malımızı, canımızı seve seve vermekten hiç tereddüt etmeyiz/etmemeliyiz. Ne var ki bununla birlikte şunu da çok iyi bilmeliyiz ki, düşmanın işgali, “yalnızca toprakların ele geçirilmesiyle sınırlı kalmayıp, insanların yürekleri ve zihinlerini istila etmeyi de hedeflemektedir”. Dolayısıyla kalplerin ve kültürlerin işgal edilmesinin, toprakların işgalinden çok daha tehlikeli ve yıkıcı olduğu hakikatini asla unutmamamız gerekmektedir.

Ne yazık ki sosyal ve ahlaki yapımız yozlaşmaya karşı mücadelede her geçen gün daha da zayıflamaktadır. Ahlaki yozlaşmalar, sosyal dokuyu içten içe çürüten bir hastalık gibi, toplumun yaşama gücünü ve moralini de tahrip etmektedir. Bu nedenle sokaklarımız her geçen gün bize yabancılaşmakta, gelecek nesillerimizle aramıza büyük uçurumlar girmektedir. Hiç kuşkusuz fuhuş, alkol, kumar, uyuşturucu, yolsuzluk, kapkaç, gasp gibi toplumu infiale sürükleyen sosyal problemlerin artışında ahlaki yozlaşmanın payı oldukça büyüktür. Televizyonlarda yayınlanan birçok dizi ve programlarda aile hayatımız başta olmak üzere öz değerlerimiz ve geleneğimiz tarumar edilmektedir.

Toplumumuzu öz değerlerinden koparıp birbirine yabancılaştıran bu sorunlarda “Başka toplumlara özenme” probleminin en önemli etkenlerden olduğunu az-çok hepimiz bilmekteyiz. Zira farklı devletler ve insan toplulukları arasındaki varlık ve galip gelme mücadelesi insanlık tarihi kadar eskidir. Nitekim meşhur tarihçimiz İbn Haldun, mağlup milletlerin, kendilerine galip gelen milletleri kendilerinden üstün gördükleri ve onları taklit etme hastalığına kapıldıklarını belirtmiş, daha da kötü olanı ise mağlup toplumların, galip toplumların seviyesine çıkmayı amaç haline getirmeleri olduğunu ifade etmiştir. Devletler/toplumlar arası mücadelede askerî, siyasi, bilimsel-teknolojik konulardaki üstünlükler galip gelmek için önemli rol oynuyorken, mağlup toplumların giyim-kuşam, eğlence, inanç, kültür ve günlük hayatta kullanılan eşyalar üzerinden galip toplumları taklit ederek muasır medeniyetler seviyesine çıkacağını zannetmesi tam bir hezimet olacaktır. Zira başka toplumların giyim-kuşam, eğlence, inanç ve kültürünü taklit etmekle yükselen bir devlet/toplum yoktur.

 

Varlığımıza en ufak bir tahammülleri olmayan, varlığımızı tehdit eden terör örgütlerine her fırsatta destek olan Batı medeniyetine karşı galip gelebilmemiz için öncelikle galip gelmenin mantığını çok iyi kavramak gerekmektedir. Bizimle mücadele eden toplumlara giyim-kuşam, eğlence gibi şekli unsurların taklidiyle galip geleceğimize veya muasır medeniyetler seviyesine çıkacağımıza inanmak beyhude bir çabadan öteye gitmeyecektir. Batı’nın ilmi, teknolojisi ve askeri alandaki yeniliklerini örnek alıp ülkemize taşımamız gerekirken, ne yazık ki Batı’nın eğlence, dans, müzik, moda gibi ilerlememize ve gelişmemize hiçbir katkısı olmayan yönlerini taklit etmekle vakit kaybetmemiz çok hazin bir durumdur. Oysaki toplumsal kurtuluşumuz ve kalkınmamızı sağlayacak en önemli unsur, ilim ve teknoloji alanında Batı’dan alacaklarımızı en güzel şekilde almak, ancak inanç, ahlak ve medeniyet konularında ise, kendi medeniyetimizi tüm yönleriyle yeniden ayağa kaldırmak ve yabancı değerlerin esaretinden kurtarmaktan geçmektedir.

“Başka toplumlara özenme” zaafına düşen toplumların taklitçi bir zihniyete dönüşmesi bir yana, bundan daha kötü olanı ise kendi benliklerinden uzaklaşma ve toplumsal kimliklerini kaybetmeleridir. Üzülerek ifade etmek gerekir ki, yedi düvele karşı etten duvar örerek, “Çanakkale geçilmez” hakikatini bütün dünyaya haykıran kutlu ecdadın mirasçısı olan toplumumuz, bir zamanlar varlık mücadelesi verdiği düşmanlarına karşı korkunç derecede özenti duygularına kapılmış ve büyük bir kültür erozyonuyla karşı karşıya kalmıştır.

Üzülerek belirtmek gerekir ki, varlık ve bekamızın en önemli tehditlerinden birisi olan “Kültür Erozyonu” sorunumuzu, çoğunlukla devlet kurumlarımız ve belediyelerimizin yanlış politikaları ve uygulamaları nedeniyle hız kazanmakta ve toplumun her kesimine ulaşmaktadır. Konuyu birçok yönüyle ele almak mümkün ancak kısaca eğlence konusunda yapılanlara baktığımızda durumun ne kadar vahim olduğunu anlamak hiçte zor değildir. Örneğin toplumumuzla uzaktan yakından hiçbir alakası olmayan yılbaşı günü ve kutlamaları/eğlenceleri, toplumumuza (Batı toplumunda olduğu gibi) alkol, uyuşturucu ve fuhuştan başka hangi alanda katkı sunduğu savunulabilir. Medyadaki yılbaşı kutlaması paylaşımlarına baktığımızda konu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmektedir. Bu konuda mezuniyet törenleri, yıldönümü kutlamaları vb. etkinlikler ve içerikleriyle örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Ayrıca her geçen gün yaygınlaşmaya başlayan “FESTİVAL, KARNAVAL” vb. kutlamalar da hakeza toplumumuzun dokusuyla, eğlence anlayışıyla örtüşmemek bir yana, öz değerlerimizi kökünden kazıyacak içeriklerle doldurulmaktadır. Toplumsal dokumuzla savaşmadan eğlenmek çok mu zor ki, bu garabet dolu eğlenme şekilleri, bizzat belediyelerimiz eliyle yaygınlaştırılmaktadır. Çıplaklığın, alkolün, Batı menşeli kostümlerin, yoganın ve gençlerimiz için kötü örnek teşkil edecek nice etkinliklerin yapıldığı bu kutlamalar, yapılan etkinliklerle sınırlı kalmayıp toplumda eğlence kültürünü şekillendirmektedir. Toplumsal birlik ve beraberliğimizin en önemli yapı taşlarından olan, bayram, düğün, nişan, milli ve manevi günlerimiz de ne yazık ki diğer eğlence günleri gibi algılanmaya ve kutlanmaya başlamaktadır. Genç kuşaklarımıza tarihimizi, kültürümüzü, birlik ve beraberliğimizi temin edecek, onları kötü alışkanlıklardan koruyacak, bir o kadar da eğlendirecek etkinlikler düzenlemek çokta zor olmasa gerektir.

Rabbim bizlere, canlarıyla bu vatanı bize emanet eden aziz şehitlerimizi ve uğruna canlarını seve seve verdikleri mukaddes değerleri korumayı, gelecek nesillerimize de en güzel şekilde aktarmayı nasip eylesin inşallah…

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.