Sol Sabit
İstanbul İstanbul°C
  • Dolar döviz kuru 3.8239
  • Euro döviz kuru 4.5064
  • 20.05.2016
İdris  Polat

İdris Polat

Hak-Batıl Mücadelesi!

Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa ki Allah da onların dağları yerinden oynatacak kadar güçlü sanılan tuzaklarını boşa çıkaracaktır.[1]
 
Yüce Kitabımız Kurân-ı Kerîm bizlerde tarihsel bir hafıza oluşturmakta, insan toplumunda süregelen Hak ile Bâtıl mücadelesinin tipolojisini en güzel şekilde ifade etmektedir. Bu manada Kurân-ı Kerîmde anlatılan kıssalar geçmişte yaşanan bir tarihi vakıayı anlatmaktan ziyade kıyamete kadar yaşanacak olan hadiselere rehberlik etmek adına anlatılmıştır.
 
Kurân-ı Kerîm her topluma kendi sosyolojisi ve dünya sahnesinde aldığı role göre kendilerine tarihten örneklik edebilecek bir sahneyi zikretmiştir. Dolayısıyla Kurânda analatılan toplumlar ve şahıslar kıyamete kadar var olmaya devam edecektir. Hali hazırda yaşadığımız dünyada, Rablerine iman edip zalim idareciler karşısında boyun eğmediği, kıyama kalktığı için mağaraya sığınan gençler "Ashab-ı Kehf"[2] vahyin nüzulu döneminde "Darul Erkama" sığınan gençler olarak tezahür etmiş ve kıyamete kadar farklı beldelerde farklı isimlerle hep var olmaya devam edeceğini göstermiştir.
 
Kurân-ı Kerîm halkını dil, ırk, renk vb çeşitli yönlerden gruplara ayırarak sömürü ve despotluk düzenini kuran Firavunların,[3] saltanatlarını kaybetme korkusuyla annelerin rahimlerindeki çocukları katletmeyi kıyamete kadar terketmeyeceklerini,[4] ne var ki onlar Allahın nurunu üfleyerek söndürmeye çalışsalarda, onların tüm çabasına rağmen Musaların yetişmesini hatta kendi saraylarında kendi elleriyle yetişmesini asla engelleyemeyeceklerini haber vermektedir.[5] Nil nehrine hükmettiğini iddia eden firavunların alemlere ibret olsun diye denizlerde boğulduğu/boğulacağı,[6] tüm firavunların kendi kurdukları ve hükmettiklerini iddia ettikleri sistem içerinide boğulacaklarını bize öğretmektedir.
 
Hz Ademden Hâtemül-Enbiyâ olan Hz Muhammede kadar gönderilen tüm peygamberlerin kıssası ile hak ve batıl mücadelesi analatılmakta, hak davanın temsilcilerine "Gevşemeyin, üzülmeyin inanıyorsanız üstün gelenler sizler olacaksınız."[7] ilkesi hatırlatılmıştır.
Evvel ve Ahir olan Rabbimiz yüce kitabında nurunu söndürmeye çalışanların olduğunu/olacağını ifade etmiş, inkar edenler ve şirk koşanlar (Allahtan başka şeyleri otorite ve güç kabul edenler) istemese de nurunu tamamlayacağını açık ve net bir şekilde ifade etmiştir.[8]
 
Kurân-ı Kerîm kıyamete kadar devam edecek olan Hak-Bâtıl mücadelesinde her zaman Hakkın galip geldiğini/geleceğini bildirmiş batılın yok olmaya mahkum olduğuna hükmetmiştir.[9] Ne var ki Hakkın ikamesinde/hakim olmasında inanların insiyatif almasını ve bu insiyatifin bedelinin de cennet olarak ödeneceğini haber vermiştir.
 
Hakkı temsil etmek kimi zaman Yusuf olup zindanlara atılmayı, kimi zaman İbrahim olup ateşten gömlek giymeyi, kimi zaman Zekeriya olup testereyle biçilmeyi, kimi zaman Musa olup denizleri aşmayı, kimi zaman Hz Muhammed olup hor hakir görülmeyi, boykot edilip aç-susuz kalmayı, canına kastedilip vatanından hicret etmeyi gerektirecektir. Tüm engellemelere rağmen İman ve Hakkın tarafı olmak, ateşten bir kor olsa bu koru seve seve avuçlayanlar geçmişte olduğu gibi kıyamete kadar olmaya da devam edecektir. Ne kınayanların kınaması, ne de tehdit edenlerin zorbalığı inanları davasından vaz geçirmeyecektir.
 
NE MUTLU KIYAMETE KADAR SÜRECEK OLAN HAK-BATIL DAVASINDA HAKKIN YANINDA OLANLARA…
NE MUTLU ASRIMIZIN FİRAVUNLARI KARŞISINDA MUSA OLUP HAKKI HAYKIRANLARA…

[1] İbrahim, 46.
[2] Kehf, 13.
[3] Kasas, 4.
[4] Bakara, 49.
[5] Tâhâ, 39.
[6] İsrâ, 103.
[7] Âl-i İmrân, 139.
[8] Tevbe, 32.
[9] İsrâ, 81

İdris POLAT TANIYALIM
1980 yılında Kayseri-Pınarbaşı İlçesi Kırkgeçit Köyü’nde dünyaya geldi. 6 yaşında ailesiyle beraber Adana’ya yerleşti. Adana Ziya Gökalp İlköğretim Okulu’nda 5. sınıfa kadar okuyup 5. sınıfı babasının köy muhtarı olması üzerine Kırkgeçit Köyü’nde tamamladı. İlkokuldan sonra ailevi-maddi sebeplerden dolayı okul eğitimine ara vermek zorunda kaldı. Bu arada çeşitli işlerde çalışıp ailesinin geçimine katkıda bulunmaya çalıştı. Hayat yolculuğu onu medrese ile tanıştırınca medrese tahsili yapmaya karar verdi. Adana’mızın güzide hocalarından Hasan Aydın Hocaefendi’nin nezaretinde Fatih Sultan Mehmet Medresesi’nde ilim tahsiline başladı. Bir taraftan Doğu Usûlü medrese müfredatında ilim yolculuğu yaparken diğer taraftan İmam-Hatip Ortaokulu’nu dışarıdan bitirdi. Ardından kayıt yaptığı Adana İmam-Hatip Lisesi’nden 2003 yılında mezun oldu.

2007 yılında İlahiyat Önlisans, 2010 yılında da Uzaktan Eğitim aracılığıyla Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni tamamladı. Bu esnada Türkiye’deki çeşitli medreseleri ziyaret ederek Adana’da kapsamlı bir medrese çalışması başlatabilmenin gayreti içerisinde oldu.

Türkiye dışında Suud-i Arabistan ve Suriye’deki eğitim çalışmalarını yerinde görüp bazı araştırmalarda bulundu. Adana’da İslamî ilimlerin öğretiminde hem modern metodların hem de kadim usûlün uygulandığı Anadolu Çınarı Medresesi’nin kurulmasında, faaliyete geçmesinde ve kurulduğu dönemden bu yana eğitim-öğretimin sağlanmasında ciddi emek sarf etti.

2007 yılında evlendi. 3 çocuk babasıdır. 2009 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde İmam-Hatip olarak resmen göreve başladı. 2014 yılında Vaiz oldu ve halen de Adana’da çeşitli camilerde vaazlar vererek görevini devam ettirmektedir.

Bu arada Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Tasavvuf Bilim Dalı’nda Yüksek Lisans tezini yazmaktadır. Ayrıca Anadolu Çınarı Medresesi’nde Tefsir-Hadis dersleri vermeye devam etmektedir


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

    Yazara Ait Başka Makale Bulunamadı.