İstanbul İstanbul°C
  • Dolar döviz kuru 5.6430
  • Euro döviz kuru 6.4968
  • 17.08.2018
İdris  Polat

İdris Polat

Kurbanda Hangi Hayvanı Kesmeliyiz ⁉

Kurban ibadeti insanın yeryüzüne inişiyle başlamış, yeryüzünde varlığı devam ettikçe de devam edecektir. Kurban kelimesi Arapça olup ‘kurbiyet/yakınlaşmak’ manasına gelmektedir. Allah insana şah damarından yakın olduğu halde neden kullarından kurban keserek yakınlaşmalarını istemiştir? Bu sorunun anlamı idrak edilmedikçe kurban ibadetinin özüne inilmesi mümkün değildir.

 

Allah’ın insana şah damarından daha yakın olması konusunda hiçbir şüphe yoktur. Ne var ki asıl mesele insanın Allah’a ne kadar yakın olduğudur. İnsanın Allah’tan uzaklaşması Hz. Ademin yasak meyveyi yemesiyle başlamıştır. Zira Hz. Adem’in yasak meyveden yemesiyle birlikte üzerindeki Takva elbisesi çıkmıştır. Takva öz itibariyle kulun, Allah katındaki değerini kaybetme (Allah’ın gözünden düşme) korkusu anlamına gelmektedir. Şeytanın hedefi de Hz. Adem’in ve çocuklarının üzerinden takva elbisesini çıkarmaktan başka bir şey değildir.

 

Hz. Âdem içinde yaşadığı cennette ebedi kalma sevgisi yüzünden yasak meyveden yemiştir. Zira şeytan yasak ağacın ebedilik ağacı olduğuna ve meyveden yemesi durumunda cennette ebedi kalacağına yemin etmek suretiyle Hz. Adem’i kandırmıştır. Hz. Adem’in cennete olan sevgisi gaflete düşüp, Allah’ı unutarak yasak meyveden yemesine sebep olmuştur. İnsan kıyamete kadar sevdikleriyle imtihan olacak ve maalesef nice insanların sevdikleri şeylere olan arzuları onları sevdikleri eşyaya yakınlaştırırken Allah’tan uzaklaştıracaktır.

 

Kurban ibadeti ise sembolik olarak sevdiğimiz şeylerin Allah’la aramıza giren birer engel olmadığını, Allah yolunda en sevdiğimiz şeyleri feda etmekten asla geri durmayacağımızı ifade etmektedir. Onun içindir ki kurban ibadetinin kabul şartı takvadır. Allah ancak takvalıların amelini kabul eder. Kesilen hayvanların etleri veya kanları değil, yüreklerimizdeki takvamız ancak Allah’a ulaşmaktadır. Dolayısıyla uzaklıkla kurban kesmek arasındaki bağlantı engelleri aradan kaldırmayı ifade etmektedir. Mesele bir hayvanın boğazını kesmekten öte, Allah’la aramıza giren ne varsa hepsini gözden/gönülden çıkarıp Allah’a kurbiyyetten başka bir şey değildir.

 

Mesele Allah’a yakınlaşmaksa kestiğimiz hayvanların ne suçu var? Gibi sorular aklımıza gelebilir. veya bu şekilde eleştiri yapanlara ne denmelidir? İnsan madde ve mana olmak üzere iki esastan yaratılmıştır. İnsanın topraktan yaratılmış olan bedeni, hayvani yönünü oluştururken; Allah’ın üflediği ruhu ise mana/lahuti yönünü oluşturmaktadır. İnsanın Allah’tan uzaklaşması, iç dünyasında vermiş olduğu madde-mana/hayvani-lahuti savaşında, hayvani vasıfların baskın gelmesinden kaynaklanmaktadır. İnsanın kurban olarak bir hayvan kesmesi, sembolik olarak iç dünyasında baskın gelen hayvani duygulardan kurtulması anlamına gelmektedir. İnsanın bu hakikati kolayca anlayabilmesi içinde hayvan kesilmesi emredilmiştir.

 

İnsanı Allahtan uzaklaştıran günahların merkezinde, “ŞEHVET” vardır. Şehvet, üç duyguyu ifade etmektedir:

1. Şehvet, iştah manasına gelmekte olup, sürekli işkembesiyle meşgul olması; hayatın merkezine mideyi koyması ve yemek için yaşama arzusu anlamına gelmektedir. Dünyada insan dışındaki tüm hayvanlar yemek için kodlanmışlar ve sadece yemek için yaşarlar. Haram-helal kavramları onlar için gürültüden başka bir şey değildir. Hayatı yemekten ibaret olan insan için keseceği koyun veya tosunun bir anlamı yoktur. Onun asıl keseceği şey haram-helal demeden önüne ne gelirse yeme noktasındaki “İŞTAH” hayvanıdır. Aklını ve kalbini “İŞTAH” hayvanının esiri haline getiren kimsenin kestiği hayvan, ancak içindeki “İŞTAH” hayvanını besler ve bırakın Allah’a yakınlaşmayı, Allah’ın gazabından başka bir yere de götürmez. Bunun içindir ki Rabbimiz: “Kestiğiniz hayvanların etleri kanları bana ulaşmaz…” buyurmaktadır.

 

2. Şehvet, haz manasına gelmekte olup, insanın hayatının merkezine “CİNSELLİK” duygularını yerleştirmesi ve bu arzularının kurbanı olması anlamına gelmektedir. İnsan-ı Kâmil olma yolunda işkembe engelini aşan insan, “ŞEHVET/CİNSELLİK” sorunuyla karşılaşmaktadır. Nitekim insan dışındaki diğer canlılar, midelerini doyurunca şehvetlerini de tatmin etmenin peşine koşmaktadırlar. Hayvanlar için şehvetlerini, cinsel içgüdülerini tatmin etmede de haram-helal kavramının bir anlamı yoktur. İnsan olmanın verdiği onca değerleri içinde büyüttüğü “CİNSELLİK” hayvanına kurban edenlerin; gözlerini, akıllarını ve daha nice organlarını esir almış “ŞEHVET”ten başka kesecekleri kurban yoktur. Onun içindir ki kurbanı kabul edilen Habil, kurbanı kabul edilmeyen Kabil’e: “Allah ancak muttakilerin amelini kabul eder.” buyurmuştur. Şeytan insandan takva elbisesini çıkarınca, elbisesiz kalan insanın aklı “ŞEHVETİNDEN” uçkurundan başka bir yere çalışmaz hale gelir. İnsan kesmek için yere yatırdığı hayvanın boğazıyla birlikte, içindeki “ŞEHVET” hayvanının da boğazını kesmelidir.

 

3. Şehvet, güç/otorite anlamına gelmektedir. Hayvanlar aleminde güç ve otorite savaşı kaçınılmazdır. Doğada güçlü olanlar ayakta kalırlar. Güçlü olmayana diğerleri yardımcı olmazlar. Nadiren görünen acıma duyguları gerçeği yansıtmaz. Güç uğruna babalar çocuklarını, çocuklar babalarını öldürür. İnsanın içinde koltuk ve makam sevdası yerleştiğinde insan, “SALTANAT”ın, gücün esiri olur. Hak-hukuk, adalet tanımaz, onun için artık orman kanunu geçerli hale gelir. Güç yetirdiklerine zulmeder, güç yetiremediklerine ise ya yalakalık ya da zulmüne rıza göstererek seyirci kalır. İçindeki “GÜÇ/OTORİTE” hayvanın esiri olanlar için eş-dost, hak-hukuk kavramları kuru gürültüden ibarettir. Gözlerine kestirdikleri makama varabilmek için her yol mubah, herkes kurban edilebilir. Bunun içindir ki Rabbimiz otoriteye kulluk eden İsrailoğullarına “kalplerine içirilen buzağı sevdasını, kendi elleriyle kesmedikçe imanlarını kabul etmemiştir.” Zira İsrailoğulları için buzağı Firavunun Apis putunu ve otoriteyi temsil etmektedir. Kalbinde güç ve otoriteyi putlaştıran kimsenin keseceği hayvan bunu temsil etmeli ve “Allahu Ekber, Allahu Ekber…” nidalarıyla, içindeki Allah’tan başka otorite ve güç haline gelen tüm hayvani duygularını/putlarını kesmeli/yıkmalıdır.

 

Kurbanlık hayvan almak için çarşı-pazar dolaşırken, gönül hanemizi esaretine almış hayvani duygularımızı da tespit etmeye zaman ayırmalı ve keseceğimiz hayvanla birlikte bunları da kıbleye doğru yere yatırmalı; Allah’la aramıza girip bizi O’ndan uzaklaştıran tüm hayvani duygularımızdan kurtulmayı amaç edinmemiz gerekmektedir. Bu tefekkürle kurbanını kesen mümin kendisini, içindeki kötü duyguların ve onu alçaltan nefsin fena arzularının kökünü kazımayı, yani bu tür aşağı ve bayağı isteklerini dizginlemeyi ve etkisizleştirmeyi temsil eden, farklı bir atmosferde bulur. Böylece, kurban keserken nefsini boğazladığını ve ölmeden evvel öldüğünü düşünür…

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.