İstanbul İstanbul°C
  • Dolar döviz kuru 6.7618
  • Euro döviz kuru 7.6282
  • 02.03.2018
İdris  Polat

İdris Polat

Şehitlerimiz Şahitlerimizdir!

ŞEHİTLERİMİZ ŞAHİTLERİMİZDİR!

Yeryüzünde hak ve batıl mücadelesi Hz. Ademle başlamış kıyamete kadar da devam edecektir. Hakkın ve batılın taraftarları şimdiye kadar hep var oldu, kıyamete kadar da var olmaya devam edecektir. Ne zamanki yeryüzünde “Allah Allah” diyen bir kimse kalmadı ki, Allah diyen her insan hakkın temsilcisidir, işte o zaman kıyamet kopacaktır.1 O halde yeryüzünde “Allah” diyen tek bir mümin olarak hakkın savunucusu olmak durumunda kalsak da asla gevşememeli ve mahzun olmamalıyız. Nitekim Rabbimiz: “Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.”2buyurmuştur. Ensemizde binlerce ordusu ve en güçlü silahlarıyla Firavun, önümüzde Kızıldeniz olsa, yanımızdakiler “eyvah bittik/yakalandık!” diyerek umut kesse bizler Musa olup “Hayır, Allah benimle beraber, O bana bir yol açacaktır.”3 demeli ve Allah’ın Hakkın/haklının yanında olduğundan zerre kadar şüphe etmemeliyiz.

 

Hak ve Batılın bu amansız mücadelesinde batılın hiçbir zaman şahidi olmayacaktır. Zira batılın aslı/hakikati yoktur ki onun uğrunda mücadele eden veya ölen kişi şehit/şahit olsun. Ne var ki Hak yolunda mücadele ederek canını veren kişiye şehit diyoruz. Şehit, “şahit olan, hazır bulunan” demektir. Ölüp yok olan, kaybolup giden değil berhayat olan, tâbiri caizse ölümsüzleşendir. Bunun içindir ki şehit diridir, ölmez, ona “ölü” denmez4.Hz. Ömer efendimizin veciz tarifiyle, “Şehit, kendisini Hakk’a adayan kimsedir.”5 nitekim Allah Hak-Batıl mücadelesinin verildiği her yerde/dönemde, verilen mücadeleye şahitlik edecek şehitler alacaktır. Zira rabbimiz yüce kelamında şöyle buyurur: “Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.”6

 

Hak uğruna yapılan mücadeleye şahitlik yapmak üzere Hz. Adem’in çocuklarından itibaren hep şehitler/şahitler alınmıştır. Kimi zaman da Allah’ın seçtiği peygamberler bu kutlu mücadelenin şahitleri/şehitleri olmuşlardır. Elbette ki şehitlerimiz olsun istemeyiz, ancak Allah’ın Hak-Batıl mücadelesinde koyduğu sünnetullah budur. Korkulması gereken Hak uğruna şehit verilmesi değil, Hak yolunda şahitlik yapacak yiğitlerin olmamasıdır. Onun içindir ki Hz. Peygamber (sav) Hak dava uğrunda gaza edip şehit/şahit olarak ölmeyi arzu etmeyen kimseyi cahiliye ölümü üzere ölmüş olacağını ifade etmektedir7.Unutmayalım Rabbimiz insanlığın dibe vurduğu, vahşilikte sırtlanları sınıfta bıraktığı Mekke’nin karanlık günlerinde, inanıp Hakkın tarafında onca eza, cefa ve işkencelere rağmen yılmadan mücadele edenlere şâhitlik yapmak üzere Yasir’i ve Sümeyye’yi şehit olarak almıştı. Hakeza Uhut’ta, Allah’a verdikleri sözde sadakatten ayrılmayıp, Hakkın/haklının şahidi olan Hz. Hamza’yı, Mus'ab’ı, Enes’i ve daha nice yiğitleri de birer şâhit/şehit olarak huzuruna almıştı.

 

Rabbimiz insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden birini yaşadığımız şu günlerde de içimizden şehitler/şahitler alacaktır. Dünyalık çıkarları uğruna binlerce insanların kanına girenlerin tüm çirkinliklerine, kirli tuzaklarına, alçak saldırılarına ve bunların karşısında hakkı savunanların, Allah adına verdiği mücadeleye şahitlik yapacak yiğitler çıkacaktır. Bu yiğitler günümüzün Hamza’ları, Mus’ab’ları olarak, Allah’a verilen sözde sadakatle durmanın nasıl olduğunu var güçleriyle ortaya koyacak ve bu uğurda gözlerini kırpmadan şehitliğe/şahitliğe yürüyeceklerdir.

 

Allah Hak davanın şehidi/şahidi olarak aramızdan aldığı bu yiğitlerle hem dünyada hem ahirette bizleri temizlemek ister. Zira rabbimiz şöyle buyurur: “Allah, iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için içinizden şehitler/şâhitler alır.”8 Şehitlerimiz/şahitlerimiz, dünyada İslam diyarlarını kafirlerden ve hainlerden temizler. Toprağı temizleyen iki sıvı vardır. Birisigökten inen rahmet suyu yağmurdur. Bu su toprağı maddi kirlerinden temizler ve topraktaki tohumlara hayat verir. Toprak bununla madden hayat bulur. İkincisi ise toprağı manevi pisliklerden temizleyen şehitlerimizin kanıdır. Vatan toprakları, şehitlerin kanıyla kem gözle bakan hainlerden temizlenir. Zira şehitlerin kanı, toprağın içindeki tohumlara hayat veren su gibi, yüreğinde iman ve vatan sevgisi tohumu olan yiğitlere ayağa/kıyama kalkma ruhu üfleyerek hayat verir. Bugün Allah yolunda dinimiz ve vatanımız uğruna verdiğimiz şehitlerimiz, yarın mahşer gününde, nicelerinin nefsi nefsi diye kendi derdine düşüp feryat edeceği en dehşetli günde, Hak yolunda mücadele edenlere şahit ve şefaatçi olarak onları temize çıkarma şerefine nail olacaklardır.

 

Allah’a iman eden mü’minler için hayat “İman-küfür, hak-bâtıl” mücadelesinden ibarettir. Bir diğer hayat, iman ve cihattan ibarettir. Bu mücadelede hakkın tarafında olanlar, Allah’ın en güzel isimleri arasında yer alan eş-Şehîd ismine layık olma adına var güçleriyle mücadele ederler. Bu mücadelede şehadet şerbetini yudumlayan şehitlere, ruhlarını/canlarını Allah’a teslim ederken yanlarında meleklerin hazır bulunmasından dolayı, kendilerine “şehit” “kendisine şahit olunan” denmiştir.9 Şehitler mücadele ettiği hak dava uğrunda son demlerini yaşarken, yanlarında hazır bulunan melekler, hem onların verdiği mücadeleye şahitlik ederler, hem de onlara: “Rabb’imiz Allah’tır.” deyip sonra da doğrulukta devam edenlere, onlara melekler ölümleri anında, “Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, âhirette de size dostuz. Burada canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katında bir ziyâfet olarak size sunulur.” 10 diyerek, teselli ve müjdeler verirler.

 

Nurettin Topçu hocamızın ifade ettiği gibi, “Büyük mezarların üstünde büyük vatanlar vardır. Büyük ölüleri olmayan milletler ebedî olamazlar.” İşte o büyük ruhlar, yağmur taneleri gibidir, toprağımıza bereket getirirler. Çünkü o büyük ruhlar; inandığımız değerlere ve topraklarımıza göz diken hainlerin karanlık tuzaklarını aydınlatan birer güneş gibidirler. Yüzyıllardır bu topraklarda varoluşumuzu, bu kutlu dava uğrunda gözünü kırpmadan “Şevâhidü’l-Hak” “Hakkın şahitleri” olarak aramızdan ayrılan yiğitlere borçluyuz.

RABBİM ŞEHİTLERİMİZİN ŞEHADETİNİ KABUL ETSİN. EMANET ETTİKLERİ HAK DAVAYI VE BU CENNET VATANI İLELEBET YAŞATMAYI BİZLERE LÜTFETSİN…

1-Müslim, İman 234.

2-Âli İmrân, 139.

3-Şuarâ, 62.

4-Bakara, 154.

5-Muvatta’, Cihâd, 15.

6- Âli İmrân, 140.

7-Müslim, İmâre, 158; Ebu Davud, Cihad, 17.

8-Âli İmrân, 140.

9-Isfehânî, Râgıb, el-Müfredât fî Garîbi’l-Kur’ân, İstanbul, 1986, s. 394.

10-Fussilet, 30.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.