İstanbul İstanbul°C
  • Dolar döviz kuru
  • Euro döviz kuru
  • 08.04.2020
Vehbi AKŞİT

Vehbi AKŞİT

OTUR EVİNDE YA!

OTUR EVİNDE YA!

 

Değerli Dostlar, İstanbul’dan selamlar…

 

Çekmeköy’de 28 Şubat 2020 tarihinde göreve başladım. İstanbul büyük bir yer. Görev yaptığımız yıllar göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçer diye düşünerek payitahtı gezip tanımak için, her hafta gideceğimiz ve göreceğimiz ilk 50 yer için planlar yaptık. Ayrıca hafta içi Çekmeköy’deki bütün camileri bir ay içinde gezip, camileri cemaati tanımayı düşünmüştüm Ama gözle görülmeyen bir virüs bütün planlarımızı alt üst etti. Şimdi devletimizin çağrısına uyarak Coranavirüs’den korunmak için evdeyiz. Ege şivesiyle “Evde oturup dururuz”

 

Güldür güldür Show programında Heves Kırıcı Fikri, evinden dışarı çıkıp bir yerlere gezmeye gidenleri en sonunda ikna edip, ne yapayım diyenlere söylediği güzel bir söz var: “Otur evinde ya!” Youtube.com’dan “Otur evinde ya” yazınca çıkıyor. Evde olduğumuz bu günlerde izlemenizi tavsiye ederim. 

 

Evde de bir hayat var. Hayat eve sığar. Ben de sloganlara bir katkı olsun diye “Otur evinde ya!” diyorum.

 

Evet, Heves Kırıcı Fikri’nin dediği gibi, evde oturup, hayata yeniden bakmak lazım. Çünkü;

 

 

Bir anda durdu hayat…

Hemen dibimizdeki Kocaeli’ne Sakarya’ya anne baba ziyaretine gidemez olduk.

 

Hastası olana geçmiş olsun ziyaretine gidemedik…

Ölüsü olan, boynu bükük kaldı cenazede, ne acısını paylaşabildik ne tabuta omuz verebildik…

Uzaktan bir selâ okundu, Fatiha'yı ruhuna gıyabında okuyabildik…

 

Birçoğumuzun tek eğlencesiydi düğünler; eş dost akraba, aynı halaya giremedik… Giyilmeden askıda kaldı gelinlikler, oysa ne heveslerle dikilmiştiler…

 

İstanbul Çekmeköy Müftüsü olarak, Belediyeler nikâh kıymadıkları için evlenecek çiftler Müftülüğe başvurdular. 10 nikâh kıydım şimdiye kadar. Nikâhın ertesindeki Pazar düğünü olanlar ertelediler düğünleri… Nikâhını kıydığım bir çiftin düğün salonları vardı. Düğün salonun var ama düğünü yapamıyorsun…

 

"Üzülmeyin evladım, bu da geçer" dedi büyükler; içimizden inanmasak da, dışımızdan "öyle olsun" diyebildik…

Sizi bilmem ama trafikten, işten, yoğunluk yüzünden "yarın ararım" dediğim insanlardan kaybettiklerim oldu… "Hafta sonu yaparım" dediğim birçok şeyi ne zaman yapabileceğim belli değil…

 

Ne güzelmiş oysa dost sohbetleri…

Ne güzelmiş, oturup bir masada gülebilmek doyasıya…

Hayatı, zamanı, insanlığı paylaşabilmek…

Her sabah söylene söylene kalkıp işe gidebilmek…

Çoluğu çocuğu okuldan alıp "bugün ne öğrendiniz?" diyebilmek…

Her hangi bir yere, "geçerken" uğrayabilmek…

Maskesiz, eldivensiz, kolonyasız, sokağa çıkabilmek…

Maske deyince dostlar, maskesiz sokağa çıkmayalım.

 

Salgın riskine karşı maske takmak bile bedenen bu kadar yoruyorsa insanı,

Ömrü boyunca dilinde fitne maskesiyle (Bakara, 191)

Yüzünde alay maskesiyle (Hümeze, 1)

Kalbinde haset ve nifak maskesiyle (Felak, 5; Münâfikûn, 1) dolaşarak yüreğini yoranların haline acımamak elde mi?

 

Abdest alırken ağza ve buruna üç defa su çekmeyi, abdestten sonra ise üç yudum su içmeyi bizlere tavsiye edişin, meğerki ağız, burun ve boğazımızı mikroplardan temizlemek içinmiş. Sana ve ilmine kurban olayım Ya Rasulallah!

 

Her şeye yakınır ve mutsuzluktan dem vururduk. Oysa ne kadar mutluymuşuz değil mi? Nefes almak, gezebilmek, rahatça, korkusuzca sevdiklerimizle beraber vakit geçirebilmek ne güzelmiş. Her istediğini yapabilmek ne büyük bir nimetmiş. “Şükrün bile şükrü gerekiyormuş.” Maalesef onu da bilemedik.

 

Peki, böyle mi devam edecek…

Elbet geçecek…

Elbet dinecek…

O halay çekilecek, o gelinlik elbet giyilecek…

Büyüklerimize ziyarete gittiğimizde; kolonyadan kurtulamayız belki ama o el öpülecek… Samimiyetle uzaktan selamlaştığımız güzel insanlarla samimiyetle sarılacağımız o günler gelecek.

Yine oturacağız aynı masalara, yine buluşacağız aynı parkta…

Bin nasihat öğretecek bize bu musibet, bedeli ağır olsa da…

Biraz sabır, biraz tedbir, biraz emek…

Geçecek dostlarım, bu da geçecek…

Beklenen bahar, özlenen o yaz mutlaka gelecek…

Umutla…

Eskiden Cuma günü mesaj çekenlere, Cuma günü mesaj çekmek farz değil, namaz kılmak farz diyorduk. Şimdi bu salgın nedeniyle, Cuma namazı da kılamıyoruz. Cuma’yı mesajla geçiştiriyoruz.

Ama ne olursa olsun, Cuma bereketli gün.

Onun için her hafta bu güzel duayı tekrarlıyorum.

Cuma’nın hayrı ve bereketi hepinizin üzerini olsun. Rabbim bizi bu salgından bir an önce kurtarsın inşallah..

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.