İstanbul İstanbul°C
  • Dolar döviz kuru
  • Euro döviz kuru
  • 30.05.2018
Halil ŞEKERCİ -Bandırma  Müftüsü

Halil ŞEKERCİ -Bandırma Müftüsü

İslam Âleminin Dünü-Bugünü

İslam Dini yüzyıllarca farklı millet ve ırklara mensup insanları birleştirmiş, bir binanın taşları gibi bir arada tutmuştur. Farklı ırklardan oluşan, fakat aynı dine bağlı Müslümanlar tek devlet, tek bayrak altında harici düşmana karşı güç birliği yaparak hep birlikte büyük zaferler elde etmişlerdir. ‘‘Malazgirt, Çanakkale...’’ gibi nice örnekler verilebilir.

Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt destanı; Müslümanların Ümmet olmasının neticesi olduğu gibi, Çanakkale’yi geçilmez yapan da Ümmetin birliği, kardeşlik şuuru içinde hareket etmesiydi. Selçuklu ve Osmanlıların cihana hâkim olması, Eyyubilerin haçlı ordularını mağlup edip, Kudüs’ü geri almalarında en önemli etken; Ümmetin birlik ve dayanışma içinde olmasıydı. O gün ırkçılık ve tefrika yoktu. Farklı ırktan olsa bile Müslümanlar tefrikaya, bölünmeye sıcak bakmamış, hele din kardeşlerine ihanet ederek, ümmetin gücünü zayıflatmamış, kâfirlerin oyununa gelip onları sevindirmemişlerdi.

Ta ki ondokuzuncu yy.dan itibaren bu ırkçılık virüsü İslam Dünyasında nüksetti ve adeta bütün gövdeyi ahtapot gibi sardı. Asırlardır cihana meydan okuyan, tüm haçlı âlemi karşısında dimdik duran koca ÇINAR gövdeyi kaplayan bu virüsle maalesef zayıfladı ve sonunda yıkıldı, parçalara bölündü.

Bu hastalık Müslümanların kafasına İngilizler tarafından sinsice yerleştirilmiştir. Osmanlı topraklarında binlerce ajan ki, bunların çoğu din adamı görünümünde halkı kışkırtmış, ifsada çalışmış ve neticede muvaffak olmuşlardır.

İngilizler; Osmanlı yıkılınca bağımsız bir Arap devleti kurulacağı ve kendisininde Halife olacağı vaadiyle Mekke Emiri Şerif Hüseyin ve bir kısım Arapları silah ve para yardımı da yaparak Osmanlıya karşı ayaklandırmayı başarır. Her yönden ateş çemberi içinde olan Osmanlıya Şerif Hüseyin’in bu isyanı, Ümmetin yenilmesine ve yıkılmasına sebep olmuştur.

Netice de; Osmanlı yıkılınca İngilizlerin vadettikleri gibi, bütün Araplar tek bir devlet ve Şerif Hüseyin de bu bağımsız Arap devletinin başına halife olmadı. Şerif Hüseyin ve ona bağlı Osmanlıya isyan eden Araplar kandırılmış, maşa olarak kullanılmıştır.

Bırakın tek devlet olmayı, Araplar otuz parçaya bölünmüş ve her birinin başına işbirlikçi yöneticiler dikilerek Batılılar tarafından sömürülmektedir. Şerif Hüseyin Kıbrıs adasına sürüldü. Kandırıldığını anlamış, Ümmete ihanetinden bin pişman olmuş, fakat olan olmuş, Osmanlı yıkılmış, Ümmet paramparça olup dağılmış, kâfirler amacına ulaşmışlardı.

Ümmeti bin türlü fitnelerle bölen parçalayan kâfirler, düşmanlıktan hiçbir zaman vazgeçmemiş, aynı hızla iblisçe fitnelere devam etmektedirler. Maalesef içerden de onların bu oyunlarına bilerek ve bilmeyerek yardımcı olan, hatta işbirliği yapanlar az değildir.

Batı ne kadar birbiriyle didişse bile Müslümanlara karşı her zaman tek vücut olmuşlardır. Asırlarca süren Haçlı seferleri, Çanakkale saldırıları.. ortadadır. Bu saldırılar hiç durmamış ve halen devam etmektedir.

İki yahudinin evi yıkılsa dünya ayağa kalkmakta. Fakat yetmiş senedir Filistin’de katliam yapan Yahudilere doğru dürüst kınama bile yapılmamaktadır.

Arakanda yapılan zulüm ve katliamı kimse duymuyor, görmüyor. Suriye’de canavarca devam eden katliamın durması kimsenin umurunda değil. Herkes başka bir amacın peşinde. Ölenler, huzuru bozulanlar Müslümansa sorun yok devam etsin..

Bu zalimliği yapan katiller, her ne kadar adı Müslüman da olsa aslında Batının kendi adamları. Öyleyse mesele yok.(Suriye ve Mısırda yapılanlar gibi..)

Fransa’da Hz. Muhammed’e hakaret eden üç beş kişi öldürülünce tüm Batı dünyası kenetlendi, bir araya geldi…(Kaldı ki bu olayı kim yaptı?..)

Batı bu olay olmadan bu insanları engellemeli, gerekli cezayı vermeliydi. İki milyar mensubu olan bir Peygambere yapılan bu densizlik, bu tahrik basın özgürlüğü değil, terbiyesizlik, hadsizlik ve saldırganlıktır.

Netice itibariyle: Müslümanlar Allah’ın emrettiği şekilde Müslüman olmalı, yani sadece görüntü, sadece adı değil tavırları, işleri Müslüman’ca olmalıdır.

Müslüman okumalı, çalışmalı, aklını kullanmalı, düşünmeli, tefekkür etmeli. İmanına bulaşan virüsleri temizlemeli, hurafelerden kurtulmalı.

Her türlü fitneden, bağnazlıktan, taassubun ve tefrikanın her çeşidinden uzak durmalı.

Bizde Müslüman’ız diyenler etnik kökeni, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun birbirini olduğu gibi kabul etmeli, sevmese bile aleyhinde olmamalı, kâfirlerin oyununa gelip ayrılıklara düşmemeli, hele kâfirlere sırtını dayayıp kardeşlerine, vatanına, ülkesine ihanet etmemelidir.

Müslüman’ın mezhebi, meşrebi ne olursa olsun amaç; İslam’a hizmet, İslam’ı yüceltmek olmalı. Vatanın selameti için gayret etmeli.

Her grup kendisinin değil, İslam’ın şarkısını söylemeli…

                                                                          30-05-2018

                                                           Halil Şekerci/ Esenler Müftüsü

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.