İstanbul İstanbul°C
  • Dolar döviz kuru
  • Euro döviz kuru
  • 16.12.2016
Mensure  Kaplan

Mensure Kaplan

Yenilenme cehdi

Başladığımız yolculuk kendimizi bulmak için verilmiş bir karardı. ‘’Bilmek başka, bulmak başka ,olmak daha başka’’(1) sözünü , heybemize azık yapmıştık . Bir dost ve bir benlik vardı içimizde sadece. Yolculuğun tek mihenk taşıydı bizim için.

 

 

ilk bahara adım atar gibi attık adımlarımızı.. ’ ’Ya al götür geri kalanı mı, yada gel tamamla eksik yanı mı ?‘’(2) dedik, aşka aşktan öte sevdaya dair , kulağımıza tellendirilen  bu  sözlere bir mana vermek , içimizdeki  eksik yanları kapatmak gerekti. Ancak o zaman, mana ile söz, sevda ile köz aynı ocakta yanabilirdi…

 

Dostuma dedim ki;

‘’Benimle var mısın? bu yolculuğa ’’ , ‘’Nasıl olacak, hem nereye? ‘’  dedi. ‘’Bulduk biz kendimize bir yol , sen kendini nerede iyi hissedersen oraya ’’dedim. ‘’Yüreğini katarak ‘’Al götür bu beni’’ dedi sessizce ve de sukutla…

 

Yolda bir kar bulutuna takılmıştı arabamız. Daha bahar yüzünü gösterdiği bu mart  ayındaki soğukluk, kışın doğaya vurduğu sert bir bakıştı sanki.  Kendimize sığınacak bir yer bulmamız gerekecekti. Arabada da birkaç saat daha kalsak, donabilirdik, mazotun tükenme saatleriydi ve içerde ısı kaybı vardı. Tam biz bir ümitsizlik ile cebelleşirken, bir av köpeğinin eşiğimizde hırladığını duyduk. Etrafta kimse yoktu ama hislerimiz bizi ona yönlendirmişti. Çıktık, av köpeğinin masum bakışları arasında, o’nun takip çizelgesine takıldık. Sonradan gördüğümüz şey bizi sevindirmekten öte, farklı bir duyguya salıvermişti(ümitsizlik ve ümit ) .

Bir orman kulübesi, biz daha içeri girmeden kapı açıldı.

‘’Geldiniz mi? ’’ dedi ihtiyar. Bizdeki iki tür şaşkınlık ifadesi ile , ‘’nerden bildi’’ diye, bir kez daha düşsel Âleme daldık. Arif olan anlar bilirim, gönüldeki yolu. Buda böyle birisiydi işte.

 

İçimiz güzel bir çayla ısındıktan sonra. İhtiyar açar mevzuyu, geç bile kalmıştı. Daha o sormadan ben sordum.

Nerden bildiniz geleceğimizi. ‘’Sizi bilen bilir, evlat. Önemli olan sizin bilmeniz değil mi? ’’dedi. Ruhsal sanata dair, bir ifade ve özleşmiş bir irade vardı onda. Sanki meftun, ya da meczup ya da mecnun ne bileyim öyle birisi işte. Her ne ise gizemin sırrına münhasır olmak bize ağır gelecekti. Sonradan öğrendik ki. O köpeğin çok ayrı bir özelliği varmış. İnsanların korkularından tanır, hisseder ve kimseyi dinlemeden, etrafta dolanırmış.

 

Bir ehemmiyet arz eder olur içimizde. Yola revan olurken, aklımız bir uhrevi muallakta idi, elelebette…

 

Her şehrin ayrı bir göz rengi vardı. Doğanında; kimisi kızıl gibi kızgın, kimisi kuru bir dal gibi yorgun, kimisi yeşile çalar elbisesi, maviliğin dalgaları arsında esinti olur dağlara. Sislere karışır, çakıl taşların gölgelenme alanı arasında, Saklar içindeki her bir doğan çiçeği…

 

Araba bize çadır gibi,  ev olmuştu. Gittiğimiz her yerde her şehrin tozunu bulaştırıyorduk içimize, yeni insanlara yeni gözlere şahit oluyorduk, köy ve mezralarda yaşam daha da bir samimiyet ile kuşanmıştı. Günahtan uzak yaşamak böyle bir şeydi galiba, kendi içimizdeki sonbaharı dökmeden yaprak açmayı beklemeyin. İlkbaharımız ancak bizi acıtan bizi yiyip bitiren, kemirgenleri üzerimizden silkelemek ile olur.  Ancak o zaman, cehd ile yürünür.

 

Yola devam ederken…

 

 Mevsim bahara çalar iken  hiç seyrettiniz mi? , soğuk ama yorgun insanların bir kış uykusundan uyanmanın sersemliğini gördük biz, şehir sabaha uyanır, doğaya uyanır, toprağa uyanır, bismillah edasıyla kıyama uyanır, ama sessiz, ama güçlü…

 

Bir masumiyet düştü yeniden dünyaya, zamana yayılacak her bir nefes, var olma duygusunu bir kez daha sorgulayacak doğaya, neden niçin yaratıldığını bilerek, yeniden can bulacak yapraklı salıncaklar…

 

Yol olduk,

Kiminin yarasına merhem,

Kiminin yavrularına kucak olduk,

Ne çoklara karıştık,

Ne çoklara bulaştık,

Özüne, sözüne, yüceliğine şahit olduk

Yaratanın…

 

Şahit olduk, koşan bir ceylan yeline

Ya bir kuzu ya, ya bir göçmen kuşa

Ölen her bir doğaya, esen her bir  yele     

Ya bir arıya, ya bir çiçeğe

Konar gibi yüreğe, her birine şahit olduk…

 

Yol arkadaşlarımızın yorgun ve bitkin olduklarını fark edince. Serin bir ilkbaharın akşamında, yüreğimize bir mola verdik.  

Bahar yağmurları aşkla sevdayla gelir doğaya, şahitlik eder yeni doğan her bir nefese, şahitlik eder sevdaya dair ,eğer ki böyle bir savda ya şahit olduysanız bahar yağmurunda haykıran her bir damlanın ağıtlarının yansımasını görebilirsiniz. Yürekte taşınması zor olan bu ağır yükü, toprakla paylaşmaya çalışan bir niyaz gibi, gün gelir ki akan her bir derede yüreğe çarpan bir anafor gibi oluverir doğaya…

 

 

Bir buğday tarlasından geçerken gördüğüm şey her şeye bedeldi. Melekler öyle bir kanat vurmuşlar ki baharın serinliğine , sevda ile filizlenen  buğday firiklerinin  her birine  kanat değmiş sanki , aşkla secde eder gibi .  Salınır gövdeler göğü deler gibi…

 

 

‘’Dirilmek yeniden
Yerin uyanması gibi kımıldaması gibi toprağın
Bulutları yarması gibi gün ışığının
Yağmurun ansızın boşanması
Binlerce kuşun bir anda parlaması havalanması
Erimesi gibi karların ve buzulların
Patlaması gibi dal uçlarında tomurcukların’’

                                                      Erdem Beyazıt.

 

Ve dönüş

Hikmetleri göre göre, bile bile, evimize, kendimize doğru…

İhtiyar, kulübenin eşiğinde bizlere şunları demişti…’’Sırr-ı hikmet- hilkate erişmek için, ancak  Ariflik makamını bilmek gerekir’’…

 Sırra-kıdem olmuş bir kulübe ne vardı, ne yoktu. O masalı bulamadık.

 

Doğan her bir şafakta ruhların caba göstermenin, yenilenme cehdi ile var olmanın gayreti içindeydik, onu gördük.

Selam olsun doğan her bir nesle ,her bir nefese…

                                                                                                                                                           Mensure Kaplan

 

1.mevlananın sözü..

2.mevlananın sözü..

 

Güneysu dergisi 111 sayısından…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.