Mescit Hazımsızlığı ve İki Yüzlü Seküler Zihniyet
İslam inancının direği olan namaz ibadeti ve bu ibadetin eda edildiği mescitler, Müslümanların toplumsal ve manevi hayatının vazgeçilmez merkezleridir. Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
"Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder..." (Tevbe Sûresi, 18)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de “Yeryüzü bana temiz ve mescit kılındı” (Buhârî, Teyemmüm, 1) hadis-i şerifiyle ibadethanelerin kutsallığını ve kapsayıcılığını ilan etmiştir. Bu şuurla, okullarda mescit açılması ve Müslüman evlatlarımızın Cuma namazını eda edebilmesi için atılan adımlar, bu milletin asıl evlatları nezdinde büyük bir sevinç ve memnuniyetle karşılanmıştır.
İslam’ın Adaleti Karşısında Seküler Kesimin Sahtekârlığı
Tarih şahittir ki İslam, hüküm sürdüğü her coğrafyada Hristiyanların kiliselerini, Yahudilerin havralarını ve diğer din mensuplarının ibadethanelerini koruma altına almış, onların ibadet özgürlüğünü bizzat güvenceye bağlamıştır. Müslümanlar, başka dinlerin ibadethanelerine her zaman saygı duymuş ve onların korunmasını dini bir vecibe saymıştır.
Buna karşın; Hristiyanlar, dinsizler veya Alevi kesimler kilise ya da farklı ibadethanelerin açılışlarına ses çıkarmazken, kendilerini laik ve seküler olarak tanımlayan güruh da bu açılışları alkışlamakta, "hoşgörü" masallarıyla desteklemektedir. Ancak ne zaman bir okulda mescit açılsa, ne zaman bir cami inşa edilse ya da Müslümanların ibadet hakkı gündeme gelse, bu çevreler adeta nasırlarına basılmışçasına ortalığı ayağa kaldırmaktadır.
İşte bu durum, kelimenin tam anlamıyla pes dedirten bir iki yüzlülüktür.
Mesele Laiklik Değil, Doğrudan İslam Düşmanlığıdır
Bu azgın tepkiler açıkça göstermektedir ki; bu kesimlerin derdi ne kanundur, ne laikliktir, ne de kamusal alan tarafsızlığıdır. Genel olarak dine veya ibadethanelere karşı bir tavırları da yoktur. Kiliseye, havraya gösterdikleri sahte "hoşgörü", sıra İslam’ın sembollerine gelince yerini kin ve nefrete bırakmaktadır.
Sergilenen bu saldırgan tutumun tek bir sebebi vardır: Doğrudan İslam dinine, İslam’ın getirdiği mukaddes değerlere ve bu değerlerin varlığına duydukları tahammülsüzlük. Müslümanların kendi öz yurtlarında ibadet etmesinden rahatsız olan, çocukların Cuma namazı kılmasını bir tehdit gibi gören bu zihniyet, maskesini düşürmüş ve gerçek yüzünü bir kez daha ifşa etmiştir.
Eğitim kurumlarında mescit bulunması ve ibadetlerin özgürce yerine getirilmesi, bu ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan Müslümanların en doğal, en anayasal hakkıdır. İslam’ın diğer dinlerin ibadethanelerine gösterdiği yüce hoşgörüye karşılık; kendi ülkesindeki mescide ve camiye düşmanlık besleyen bu iki yüzlü zihniyet, Müslüman toplumun vicdanında mahkûm olmaya devam edecektir.
Yorum Yazın