DİYANET

BÜROKRASİ ETİĞİ VE YÖNETİM İLKELERİ HİÇE SAYILDI: DİYANET VAKFI’NDAKİ ZARARIN HESABINI KİM VERECEK?

|
17 Görüntüleme
BÜROKRASİ ETİĞİ VE YÖNETİM İLKELERİ HİÇE SAYILDI: DİYANET VAKFI’NDAKİ ZARARIN HESABINI KİM VERECEK?
Diyanet İşleri Başkanlığı makamında oturduğu dönem boyunca kararları ve uygulamalarıyla kamuoyunda sıkça tartışılan eski başkan Ali Erbaş hakkındaki skandal iddialara bir yenisi daha eklendi. Görev süresinin dolmasına yalnızca bir ay kala, camilerden toplanan 1 milyar 300 milyon liralık kaynağın gizlice fona yatırıldığı ve bu işlem sonucunda Türkiye Diyanet Vakfı’nın (TDV) yaklaşık 600 milyon lira zarara uğratıldığı iddiası, bürokrasi ve kamu etiği açısından bardağı taşıran son damla oldu.
Süreli Görev Etiği Çiğnendi
Devlet bürokrasisinde devir-teslim süreçlerinin yazılı olmayan en temel ahlak kurallarından biri, süreli görevlerde bulunan bürokratların görev sürelerinin son aylarında kritik finansal kararlar almaması ve radikal atamalardan kaçınmasıdır. Halefine temiz, tarafsız ve kendi ekibiyle çalışma fırsatı sunan bir alan bırakmak gerekirken; Erbaş’ın görevden ayrılmasına haftalar kala milyarlık bir kaynağı tek taraflı kararlarla riskli finansal enstrümanlara aktarması, ne bürokrasi etiğine ne de yönetim ahlakına sığmaktadır. Görevden ayrılmasının üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen, arkasında bıraktığı enkazın temizlenmesiyle hâlâ kamuoyunun zamanı ve enerjisi harcanmaktadır.
Standartlardaki Çelişki ve Katılım Bankası Muamması
Din İşleri Yüksek Kurulu’nun dahi kesin bir dille "haram" ilanı yapmadığı banka promosyonları konusunda son derece katı bir tutum sergileyen ve personeli zorunlu olarak katılım bankalarına yönlendiren Erbaş yönetimi, söz konusu kendi adımları olduğunda son derece şaibeli kararlara imza atmıştır. Vatandaşın helal rızkından, cami cemaatinin dualarla ve samimiyetle bağışladığı paralardan oluşan 1,3 milyar TL’lik fonun akıbeti ve neticesinde oluşan devasa zarar, sergilenen çifte standardın ve yönetim basiretsizliğinin en somut göstergesidir.
"Zarar Toptan Tahsil Edilmeli, Mağduriyet Derhal Giderilmelidir"
Cami cemaatinin ve hayırsever vatandaşların dişinden tırnağından artırarak vakfa emanet ettiği paraların bu şekilde heba edilmesi kabul edilemez. Devlet yetkililerinin ve yargı organlarının derhal harekete geçmesi gerekmektedir:
 Sorumluluk Şahsidir: Türkiye Diyanet Vakfı’nı zarara uğratan bu usulsüz ve etik dışı finansal kararların sorumluluğu tamamen kararı alan yönetime aittir. Oluşan 600 milyon liralık kamu ve vakıf zararı, doğrudan Ali Erbaş’ın şahsi mal varlığından ve ilgili kararda imzası bulunan sorumlulardan rücu edilerek tahsil edilmelidir.
 Vatandaşın ve Vakfın Mağduriyeti Giderilmelidir: Hayırseverlerin Diyanet’e ve vakfa olan sarsılan güvenini tamir etmek adına, şeffaf bir idari ve adli soruşturma açılmalı, kamuoyu aşama aşama bilgilendirilmelidir.
Milletin dini duygularını ve emanetini temsil eden bir kurumun başında bulunup, görev süresinin son anına kadar şahsi ve kontrolsüz kararlarla kurumu zarara uğratmak ne devlet adamlığına ne de ahlaki ilkelere sığar. Bu tablonun hesabı sorulmadığı sürece kamu vicdanı rahatlamayacaktır.

Vatandaş şimdi şu soruların cevabını bekliyor;
1- Yatırılan para Fatma Betülün parası gibi üç beş kata artsaydı yatırılan para diyanetin kasasına iade edilip kâr kimler arasında bölüşülecekti. 
2- Yetimin, garibanın, camilerin ve öğrencilerin üzerinden toplanan bu paralar onlar ihtiyaç içinde kıvranırken hiç mi utanmadınız bu paraları fona yatırmaya. 
3- Vakfın parasını fona yatırma tüyosunu kimden aldınız. 
4- Vakfın parasının yanında kendi paranızı da riske attınız mı. 
 Evet Sayın Erbaş kamuoyu bu soruların cevabını bekliyor.

 

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.