Tüm Memur-Sen Konfederasyonu olarak, ülkemizi bölüp parçalamak isteyen ve müstemleke devletlere peşkeş çekmek için her türlü ihaneti sergileyen terör örgütlerine en ağır cezaların verilmesi gerektiğini sürekli kamuoyu ile paylaştık. Hele hele yıllarca bu aziz milletin ve devletimizin maddi manevi tüm imkânlarından faydalanan, ancak güçlerinin zirve noktaya ulaştığını zannederek darbe kalkışmasına yeltenen, dost görünüp azılı düşman çıkan güruhların yaptıkları yanlarına kar kalmayacak ve kalmamalı.
Şehit kanıyla sulanmış cennet vatan ülkemizin geleceğini karartmak isteyenlerin ihanetlerini gözler önüne serme adına devletimizce alınan her türlü tedbiri sonuna kadar destekliyoruz. Çünkü bataklık kurumadan zararlı sinekleri yok etmenin imkânsız olduğu açıkça bilinmektedir.
Ancak, kurum ve kuruluş çalışanları arasında terör örgütü üyesi veya yandaşı oldukları şüphesiyle haklarında yapılan işlem sonucunda açığa alınan veya görevlerinden el çektirilenlerin yüzlercesinin yeniden görevlerine iade edildiklerinden hareketle, söz konusu kişilerin yaşadıkları travmaların bedelini kimler ödeyecek? Filhakika Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın değişik zamanlarda ifade ettikleri; “İt izi at izine karıştı”, “İtirafçı olma yasasından faydalananların bir kısmının yalan söylediklerini biliyorum” tespitleri ortada iken, bazı amir veya görevli konumunda olanların kanaatleri ve sorgulamadaki tutumları onulmaz yaraların açılmasına sebep olmuştur. Zira, terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının olmadığı tespit edilenlerin yeniden görevlerine iade edilmelerine kadar geçen süreç içerisinde yaşanılan psikolojik durumları kelimelerle izah etmek imkânsızdır. Çünkü bu durumda olan mağdurların tamamı ve çoluk-çocukları psikolojik tedavi görmekteler, diğer taraftan toplum nezdinde potansiyel suç olarak görüldüklerini zannetmekteler. Şimdi, suçlu oldukları zannı ile muameleye tabi tutulan lakin suçsuz oldukları anlaşılınca yeniden görevlerine iade edilenleri bu duruma düşürenlerin de sorgulanması en azından yüreklerde açılan yaraların biraz hafiflemesine sebep olacağı kanaatini taşıyor Sayın Cumhurbaşkanımızın konuya el atmasını talep ediyoruz.
09.08.2016 tarihinde kamuoyu ile paylaştığımız “Muhbirler de araştırılsın” başlıklı yazımızda ne kadar da haklı olduğumuz bugün daha iyi anlaşılır hal almıştır. Özellikle görevine iade edilip mağduriyeti yaşayanların soruşturma komisyonlarında görev yapan bazı şahısların şu üç noktayı gözeterek soruşturma yaptıkları dolayısıyla hakkaniyetten uzaklaştıkları anlaşılmaktadır. Bu üç husus;
1-Sayın Cumhurbaşkanına mesaj göndermek
2-Bulundukları pozisyonlarından daha yüksek makam ve mevkilere gelebilmek,
3-Muhtemelen kendilerini gizlemek.
Evet, bu kurgularla yapılan soruşturmalar ne yazık ki çok kişinin perişan olmasına, Kurumlara, hükumete ve Sayın Cumhurbaşkanına karşı nefret duygularının oluşmasına sebep olmuştur.
Elhasıl tüm yetkililere buradan bir kez daha seslenmek istiyorum.
Soruşturmalar ve incelemeler adil olsun. Zanlı araştırılmadan önce muhbirlerin ihbarlarının doğruluk derecesi araştırtılsın ve mağdur olanların maddi ve manevi kayıpları karşılansın. FETÖ/PDY iltisaklı olduğu halde kendilerini gizleyenlerin de bir an önce tespiti yapılarak haklarında adli ve idari süreç başlatılsın.
Saygılarımızla.
Mustafa ÇOPURSUZ
Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve
Diva-Sen Genel Başkanı


Yorum Yazın