İsmail Müftüoğlu: ''Büyük Çamlıca Camii içinde, küçük yaşta hafız olanlar için yapılan merasim, son derece dikkat çekici idi. Malum olduğu üzere, öncesinde de hafize olan kızlarımız için icazet merasimi düzenlenmişti. Bu tabloya, Büyük Çamlıca Camii’ndeki merasimde Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan’ın Bakara Suresi’nin ilk 5 ayetini okumasının eklenmesi, maneviyatı çoraklaşmış insanları ziyadesiyle tedirgin etmiştir.
Zira Kemalizm dönemi içinde ilk defa böyle programlar düzenlenmiş, inanan insanları da mesrur etmiştir. Geçmişimizde Başbakanlık Konutu’nda manen temayüz etmiş insanlarla bir iftar yapılmış, bu iftar anaçlaşmış masonları, bazı Kemalistleri hareketlendirmiş, böylece 54. Hükümet’in Başbakanı’na ağza alınamayacak cümleler sarf edilmiş, arkasından da 28 Şubat postmodern hükümet darbesi yapılmıştır. Bu hâl, milletimizin kahir ekseriyetini üzmüştür.
Askeri vesayet devreye girerek, baş kaldırmak isteyenlere karşı son derece şedit davranılmış, böylece 54. Hükümet’in ömrü sonlandırılmıştır. Elbette ki bunun bir karşılığı olacaktı. İşte Büyük Çamlıca Camii’ndeki hafızlık merasimi, bunun bir nevi cevabı olmuştur.
Hukuk devletlerinde, ciheti askeriyenin başta gelen görevi, ülkesini dış baskılara karşı korumaktır. İç siyasete de karışmamaktır. Buna dikkat edilmediği için, ‘istemezuk’ anlayışı ile 1960 darbesi, muhtıralar, 1980 darbesi ve 28 Şubat postmodern darbesi müdahaleleriyle hukuki düzen askıya alınmış, insanlar asılmış ve milletin çoğunluğu da susturulmuştur.
Bu dönemler bir daha gelmemek üzere tarihteki yerini almıştır. Böylece millet iradesi yeniden hâkimiyetini kurmuştur. Şüphesiz milleti sevindiren her icraat, bizi de sevindirmektedir. Milletin iradesi her şeyin üstündedir. Millet iradesine yönelik hukuk dışı müdahaleler ülkemizi her konuda sarsmış, millet kamplara bölünmüş, dargınlıklar da zirve yapmıştır.
Artık bu tavır bozuklukları geride kalmış, böylece herkes vatandaş olmanın huzuruna kavuşmuştur. Ayrıca benim dediğim olacak dönemi de kapanmış durumdadır. Yeni görüntülerden millet rahatça nefeslenmektedir. Önemli olan bu yeni görüntülerin sömürü aracı olarak kullanılmamasıdır.
Aksi hâl, sürtüşmelere sebebiyet verir, yeniden laik-anti laik cepheleşmelerin hareketlenmesine neden olur. Unutmamak gerekir ki, ülke hepimizin, bayrak hepimizin. Bunlara halel getirici davranışlardan herkes uzak durmalıdır. Bu hâl, her konuda huzuru, birliğimizi, dirliğimizi sağlar. Zira mesele vatan ve milletse, gerisi teferruattır.
Millet olmanın, tam da tarifi budur. Bunun idraki içinde olmayan aymazlar, huzursuzluk çıkarmak için, modası geçmiş sloganlarla milleti rahatsız etmektedir. Ancak bu dönem de kapanmıştır. Herkes bu idrak içinde, hizmet yarışına girmelidir. Eski defterleri kapatıp, yeni sayfalar açmanın zamanıdır. Kısacası ‘Adil Düzen’i müşterek ihya etme zamanıdır. Çünkü ‘Adil Düzen’ tarik-i müstakimdir. Allah; “Onların göğüslerindeki kini çıkarıp atmışızdır” (Hicr/47) buyurmaktadır. Bu sebeple, tam da uhuvvet zamanıdır. Nitekim;
Bize yol, bize ışık, bize rehberdir Kur’an,
Bî bekâdır şu âlemde onsuz her hânümân.
Zira makamlar, rütbeler ve saraylar gelip geçicidir. Bâki olan, geçici olmayan sadece Allah’tır.
Kadrî’nin dediği gibi:
“Amelsiz âlimi alma bir pula
Pendini tut gitme gittiği yola.”
Malum, nefis doyumsuzdur ve istekleri bitmez. Ama dünyevileşenler nefislerini şımartmak için gayret üstü gayret içindedirler. Nefsi kontrol edecek olan ise ihlâs ve samimiyettir. Cedelleşmenin kimseye faydası yoktur. Bize düşen, geçmişte ve günümüzde yapılan hayırlı hizmetleri alkışlamaktır. Bunu ideolojilerle ve sapkın düşüncelerle sağlamak mümkün değildir, bunlar insan ürünüdür. Onun için milleti tatmin edemez. Bunlar çekişmelere sebebiyet vererek gelmiştir, günümüzde de elan devam etmektedir.
Oysa insanlara huzur, refah ve selameti sağlamak için en önemli husus, ‘Adil Düzen’i yaşatmaktır, gerisi hep angarya.
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).''

Yorum Yazın