Bir kentin "gelişmişlik" ve "modernlik" karnesi, süslü meydanlarla, her köşe başına dikilen kültür merkezleriyle ya da seçim dönemlerinde cilalanan sloganlarla ölçülmez. Bir kentin gerçek niteliği, en temel insan hakkı olan sağlığa vatandaşının ne kadar kolay ve insani şartlarda erişebildiğiyle ölçülür.
Gelin, İstanbul’un kalbindeki o devasa çelişkiye, Esenler’e bakalım.
Dile kolay; tam 4 dönemdir aynı siyasi iradenin, aynı yerel yönetim anlayışının yönetiminde olan bir ilçe. Sorsan "kültürün lideri", sorsan "modern şehirciliğin modeli"... Peki, bu parıltılı masalın arkasında, sokağın gerçeğinde ne var? Koskoca bir sağlık hüsranı. 4 dönemdir, yani neredeyse çeyrek asra yaklaşan bir yönetim sürecinde, bu ilçeye tam teşekküllü, eli yüzü düzgün bir devlet hastanesi kazandırılamadı.
Yanı başındaki Bayrampaşa’ya bakıyorsunuz; birden fazla devlet hastanesi, tıkır tıkır işleyen sağlık ocakları… Komşu Bağcılar’a bakıyorsunuz; devasa bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Ama sıra Esenler’e gelince vizyon da duruyor, hizmet de. Esenler halkına reva görülen; üç beş poliklinikle hizmet vermeye çalışan, yetersiz bir kadın doğum hastanesinden ibaret.
Soruyoruz: Yüz binlerce insanın yaşadığı koskoca Esenler’de neden tam teşekküllü bir devlet hastanesi yok?
Cevabı sokakları gezerken buluyorsunuz. Devletin bıraktığı o devasa boşluğu, mantar gibi türeyen özel hastaneler doldurmuş durumda. Esenler’in dört bir yanı özel sağlık kuruluşlarıyla sarılmış. Sıradan bir muayene ücretinin bile 3.500 TL’yi bulduğu bir düzenden bahsediyoruz. Sorarım size; Esenler’de yaşayan emeklinin, asgari ücretlinin, dar gelirlinin bu paraları ödeme şansı var mı? Elbette yok.
Burada açık bir sistem sorusu sormak, bir vatandaşlık görevidir: Bu yöneticiler halkı neden özel hastanelerin insafına mahkum ediyor? Kamu eliyle yapılması gereken sağlık yatırımları neden ısrarla gündeme alınmıyor, alınsa da sümen altı ediliyor?
Bugün Esenlerli bir vatandaş hastalandığında önünde iki vahim seçenek var: Ya cebinde olmayan parayı özel hastanelere dökecek ya da randevu bulmanın mucizeye dönüştüğü, yoğunluktan nefes alınamayan Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi koridorlarında perişan olacak. Parası olanın şifa bulduğu, parası olmayanın ise randevu kuyruklarında, ilçe sınırları dışında çile doldurduğu bir sistem "modern kent" vizyonunun neresine sığıyor?
Kentsel dönüşüm binalarını yenilemekten ibaret değildir; kentsel dönüşüm, insanın yaşam kalitesini dönüştürmektir. Eğer siz 4 dönem boyunca bir ilçenin insanına kendi sınırları içinde nitelikli, ücretsiz ve tam teşekküllü bir sağlık hizmeti sunamadıysanız, yaptığınız hiçbir yol, açtığınız hiçbir kültür merkezi bu ayıbı örtmeye yetmez.
Esenler halkı özel hastanelerin müşterisi değil, bu devletin asil vatandaşıdır. Yöneticilerin artık bu çığlığı duyması ve sorması gerekiyor: Biz bu kenti halk için mi yönetiyoruz, yoksa özel sağlık sermayesine alan açmak için mi? Esenler tam teşekküllü devlet hastanesini hak ediyor; hem de çoktan, yıllar öncesinden!
Yorum Yazın