Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan ayını idrak eden mü’minler, Ramazan Bayramı’nı karşılamanın manevi mutluluğunu yaşıyor. Yüce Allah’ın (c.c.) sayısız lütuf ve ihsanına nail olmak için Ramazan ayını ibadet ve tâatlarla geçiren Müslümanların Ramazan Bayramı ve sonrasında nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiğini Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ile konuştuk.
Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan ayını idrak eden mü’minler, Ramazan Bayramı’nı karşılamanın manevi mutluluğunu yaşıyor. Yüce Allah’ın (c.c.) sayısız lütuf ve ihsanına nail olmak için Ramazan ayını ibadet ve tâatlarla geçiren Müslümanlar’ın Ramazan Bayramı ve sonrasında nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiğini Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ile konuştuk.
BAYRAMLAR MAZLUMLARA NEŞE TATTIRMA VAKTİ OLMALI
Muhterem Hocam, mübarek Ramazan ayının ardından bir bayrama daha kavuşmak bizlere nasip oldu. Ramazan Bayramı mü’minler için ne ifade etmeli?
Bismillahirrahmanirrahim. Öncelikle sözlerime başlarken ülkemizin, gönül coğrafyamızın, yurt dışındaki millet varlığımızın ve İslâm âleminin mübarek Ramazan bayramlarını en içten duygularla tebrik ediyorum. Hayırlar getirmesini temenni ediyorum.Bayramlar, bizleri geleceğe taşıyan, tarih sahnesinde biz Müslümanlara süreklilik kazandıran en müstesna zamanlardır. İman kardeşliğimizin, İslam kardeşliğimizin tezahürleridir. Müslüman kalma şuurumuzu sürekli diri tutan Şeâir-i Diniyye’dendir. Bizler için bayramlar, mahzun, mağdur ve mazlum gönüllere sevinç, neşe ve muhabbet tattırmanın vakitleri olmalıdır. Bu coşkuyu ve sevinci bizler Bayram Namazı ile Rabbimizi huzurunda ifade ederiz. Bayram Namazı’nda topluca getirdiğimiz tekbirler, tehliller, salatü selamlar, gönülden gönüle, evlerden evlere taşınır; sokaklara, meydanlara taşar; müminlerin yüzünde ve sesinde hayat bulur. Bayramlar, her yıl gelip geçen sıradan bir tatil günleri değil, insanî ve İslamî güzelliklerin birlikte yaşandığı, birlik, beraberlik, sevgi ve saygının en güzel örneklerinin sergilendiği, toplumun bütün kesimlerinin birbiriyle kaynaştığı paylaşma ve dayanışma günleridir.
GÖNÜLLERİN ARASINDAKİ TEFRİKA VE BÖLÜNMEYİ BİTİRMELİYİZ
Efendim, bayramlarda bizlere düşen görev ve vazifeler nelerdir, ümmet olarak neler yapmalıyız?
Aslında bayramlarda yapılması gerekenlere ben bayram ilmihali diyorum. Nedir bu bayram ilmihali? Bizlerin bayramda yapması gerekenlerdir. Öncelikle bayramların mutluluğun, sevincin, muştunun hakkını verme günleri olduğu unutulmamalıdır. Bizler bu sevinci evlerden evlere gönüllerden gönüllere taşımalıyız. Gönüllerin arasındaki tefrikayı, parçalanmışlığı, bölünmeyi bitirmeliyiz. Bu için gönüllerin ağır yükü küskünlüklere son vermeliyiz. Yaralı gönülleri, bitap düşmüş yürekleri onarmalıyız. Bayramın sevincini en yakınlarımızdan başlayarak halka halka tüm topluma taşımalıyız. Hayatın çilesini birlikte omuzladığımız eşlerimizi sevindirmeli, özellikle varlık sebebimiz olan anne ve babalarımızın gönlünü, rızasını ve hayır dualarını almalıyız. Günler öncesinde bayramı özlemle, hasretle bekleyen evlerimizin canlı bayramları olan çocuklarımızı, sevindirmeli ve bu ibadetin coşkusu ile tanıştırmalıyız.
Ülkemize sığınan yaralı kalpleri, kırık kalpleri onarmalı, gönlümüzün kapılarını Allah’ın biçare misafirleri mülteci kardeşlerimize de açmalıyız. Onlara da bayramın muştusunu ve coşkusunu hissettirmeliyiz. Bayramın manevi ikliminde yetimleri, bizlerden saygı, sevgi ve hürmet bekleyen yaşlılarımızı, akrabalarımızı ve komşularımızı da unutmamalı onların da kalplerini gönüllerini imar etmeliyiz. Özellikle vatanımız uğrunda canını feda eden aziz şehitlerimizin emaneti olan eşlerini ve yavrularını, terörden dolayı evlerini, yurtlarını, işlerini terk etmek zorunda kalan, maddi ve manevi anlamda zarara uğrayan tüm kardeşlerimiz unutmamalıyız. Kısaca bayram yapamayan tüm kesimlerine bayram yaptırmalıyız.
RAMAZAN MEKTEBİNDE ÖĞRENDİKLERİMİZİ BAYRAM SONRASINA DA TAŞIMALIYIZ
Sayın Başkanım, mü’minler Ramazan ayında yaşadığı manevi atmosferi hayatlarının bütününe nasıl yansıtabilir?
Her yıl ruhlarımıza güzellik, gönüllerimize zenginlik vermek, iradelerimizi eğitmek ve toplumsal hayata huzur iklimi getirmek üzere yücelerden gelen bir kutlu misafirdir Ramazan. Mühim olan bu misafirin bizden hoşnut ve razı olarak ayrılmasıdır. Biz bugün, kulluğumuzu yenilediğimiz, geçmişin muhasebesini gerçekleştirdiğimiz mektebin sonundayız. Bize düşen Ramazan mektebinde öğrendiklerimizi bayram sonrasına da taşımaktır. Bu ayda kazandığımız güzel haslet ve yüksek değerleri bayram sonrasında da koruyup yaşamaya çalışmalıyız. Ramazan da kazandığımız güzel hasletleri tüm hayatımıza yansıtmalıyız. Her gün oruç tutmasak da hayatımızı Ramazanlaştırmalıyız.
HER TÜRLÜ SALDIRIYA RAĞMEN BİRBİRİMİZE MUHACİR OLMALIYIZ
Muhterem Hocam, yeniden diriliş umudunu yitirmeyen İslam coğrafyasında bayramın “o bayram” olması için önerileriniz nelerdir?
Bugün üzülerek görüyoruz ki birçok İslam beldesinde, Rabbin yüce katında bayramı hak ettiği halde, savaş, şiddet ve terör gölgesinde bayramını bayram gibi yaşayamayan kardeşlerimiz var. Bu kutlu ayda bile, insanlıktan nasibini alamamış kişilerce katledilip, daha bayramlığını giyemeden bembeyaz kefene sarılan küçücük masum çocuklarımız var. Öpülesi elleri evlat kanına bulaşmış, yüreği atılan bombalarla parça parça edilmiş analarımız, çaresizlik girdaplarına itilmiş babalarımız var. Bizler onlara ve birbirimize ensar olmalı, her türlü olumsuzluğa, saldırıya, oyuna, tuzağa, komplo ve plana rağmen birbirimize muhacir olmalıyız. Kur’an-ı Kerim’i ve Hz. Peygamber’in (sas) çağlar üstü örnekliğini esas almakla mükellef olduğumuzu unutmamalıyız. Barış ve esenlik dini İslâm’ın rahmet ve merhamet mesajlarıyla zihin ve gönül dünyamızı imar etmeli, farklılıklarımızı çatışma ve yıkım sebebi değil; gelişme ve zenginleşme fırsatı olarak görmeliyiz. Barış, huzur, sükûn ve güven ortamını el birliğiyle yeniden oluşturmalı, ortak kültürümüz ve değerlerimiz etrafında kenetlenmeliyiz. Birlikte barış ve huzur içinde yaşamanın ahlak ve hukukunu tesis etmeli, tarihte ve günümüzde yaşanmış acılardan ders ve ibret çıkarmalı ve her fırsatta insan onurunu yüceltmeliyiz. Güvenle geleceğimizi hep birlikte inşa etmeliyiz.
Sorunların çözümü noktasında, eğitim anlamında nasıl bir yol haritası izlenmeli?
Müslümanlar olarak ümmetin sorunlarını aşmak için her şeyden önce bir bilinç ve şuur meydana getirmek için çaba göstermemiz gerekiyor. Bu bilincin olması için de dört eğitim üzerinde durmamız önem arz ediyor; tevhid eğitimi, adalet eğitimi, ahlak eğitimi ve merhamet eğitimi. Ahlak ve merhamet eğitiminde üzerinde durulması gereken bireysel sorumluklarımız ve zaaflarımız karşısında irade eğitimi, toplumsal sorumluluklarımız ve çevre eğitimi, insanlık âlemine karşı sorumluluklarımız karşısında erdem ve fazilet eğitimi verilmelidir.
Ve şunu asla unutmamalıyız ki; her türlü zorluğa rağmen İnsanlığın ümidiyiz biz. Bayramı sadece kendi adımıza değil insanlık adına yaşamalıyız. Bayramımız yeni bayramlar doğurmalı, sevinçlerimiz yeni sevinçlerin toprağı olmalı.
ŞEHADET, PEYGAMBERLİKTEN SONRA EN YÜCE MAKAM
Başkanım, terör saldırıları mübarek Ramazan ayında da canımızı yaktı. Bayramı buruk ve acılı bir şekilde karşılayan ailelere mesajınız nedir?
Maalesef bu Ramazanı da buruk geçirdik. Millet olarak hepimizin yüreğinde bir acı var. Bu acı muhakkak ki şehit ailelerimizde, yakınlarında çok daha fazla. Ancak bizler şehadetin Peygamberlikten sonra en yüce makam olduğunu bizlere bildiren bir inancın mensuplarıyız. Bu bizim için en büyük tesellidir. Her şeyden önce bizi biz yapan imanımız, vatanımız, barışımız ve huzurumuz için canlarını veren evlatlarımız için onlara ‘ölü’ denilemeyeceğini bizlere bildiren bir Kitabımız var. Onların diri olduklarını, Rabbin katında olduklarını, onların ilahi cennette ebedi olarak nimetlendirildiklerini ve cennette ebedi kalacaklarını bize bildiren bir Kitabımız var. Onun için Rabbimize ne kadar hamd etsek azdır. Evlatlarını hayatlarının baharında, en güzel zamanında din, inanç ve mukaddesat için, bu vatanın bekâsı için, bu vatanın semalarında ezan sesinin dinmemesi için, bu topraklarda ebediyen birlik içerisinde yaşayalım diye canlarını feda eden şehitlerimize minnettarız. Şehit, 'şehadet eden' demektir. Biz yeryüzünde Rabbimizin varlığını ve birliğini şehadet için varız. Biz dilimizle şehadet ediyoruz, onlar canlarıyla Rabbimizin varlığına ve birliğine şehadet ettiler, şehit oldular. Cenab-ı Allah hepsine rahmet eylesin. Rabbimiz, Aziz şehitlerimizi insanlık tarihi boyunca, insanlığa yol gösteren bütün Peygamberlerle birlikte haşretmeyi nasip eylesin. Hz. Hamzalarla, Hz. Hüseyinlerle ve büyük şehitlerle birlikte cennetinde ağırlamayı nasip etsin. Aslında şehitlerimiz bizlerden, ailelerinden çok daha büyük bayramlar yaşıyorlar. Bunu bizim söylemeye hakkımız yok ama Rabbimiz bunu bildiriyor. Şu da unutulmamalıdır ki; Bu millete bu acıları yaşatanlar ilahi adalete hesap vereceklerdir. İlahi adaletten hiç biri asla kurtulamayacaklardır. Cenab-ı Hak bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Şehit ailelerimize sabır, metanet ve sekinet, versin. Tekrar başımız sağolsun.
Hocam, son olarak neler ifade etmek istersiniz?
Son olarak ülkemizin, gönül coğrafyamızın, yurt dışındaki millet varlığımızın ve İslâm âleminin mübarek Ramazan bayramlarını en içten duygularla tebrik ediyorum. Son zamanlarda menfûr terör eyleminde hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize rahmet, acılı ve kederli ailelerine ve aziz milletimize bir kez daha sabır, metanet ve başsağlığı diliyorum. Bayramın ülkemizde güven ve huzur ortamının kalıcı hale gelmesini temenni ediyorum. İslam dünyasında barış, huzur ve güven ortamının yeniden tesis edilmesin eskiden olduğu gibi ilim, hikmet ve marifet beldelerine dönüşmesini; insanlığın barış, huzur ve adaletine vesile olmasını Yüce Allah’tan (c.c.) niyaz ediyorum.
Akit

Yorum Yazın