“Seçim!” Neyi Nasıl Seçmeliyiz!
Seçmek eylemi gün içerisinde defalarca yaptığımız bir fiildir. Sabaha gözümüzü açmaktan akşam yatağa girinceye kadar hatta kalkma ve yatma eylemimiz de olmak üzere hayatımız “SEÇİM”den ibarettir. Kaldı ki hayatlarında “SEÇİM” yapmayanların insanlığından şüphe etmek gerekir. Zira eşref-i mahlûkât olan insanın şerefi, hayatını yaptığı “SEÇİM”lerle programlamasından kaynaklanmaktadır.
Dünyaya geleceği yeri, ırkı, rengi, aileyi ve zamanı seçme hakkı insana verilmemiştir. O halde insan üstünlük ve şerefini bunlarda aramamalıdır. Kaldı ki tarihteki başarıların hiçbiri asıl itibarla bu unsurlardan kaynaklanmamaktadır. Allah’ın kelamında iyilerden veya kötülerden hiç kimse beldesi, ırkı, rengi, ailesi ve yaşadığı zamanı nedeniyle ne övülmüş ne de yerilmiştir. O halde insanı şerefli veya aşağılık kılan şey insanın kendi iradesiyle yaptığı “SEÇİM”lerinden ibarettir. Dolayısıyla her “SEÇİM” bir basamak demektir. Kimi “SEÇİM”lerimiz bizi A’lay-ı İlliyyîn’e (yüceler yücesine) çıkarırken, kimi “SEÇİM”lerimiz de Esfel-i Safilîn’e (aşağıların aşağısına) düşürmektedir.
Yapacağı “SEÇİM”lerle hayat yolculuğunda yükseklere ya da alçaklara doğru ilerleyen insanoğlunun başına gelecek en büyük felaket, yapacağı “SEÇİM”e özen göstermeyip hayatı akışına bırakıyor olmasıdır. Bundan dolayıdır ki “SEÇİM” yaparak yaşama alışkanlığı edinen toplumlar her zaman diğer toplumlardan önde olmuşlardır. “SEÇİM” kabiliyetini kaybedenler ise kuru bir taklitten ibaret olmuşlardır. Ferdi ve içtima yükselişimizin en temel unsuru yaptığımız her işi: “NEYİ, NASIL, NE ZAMAN, NEREDE, NİÇİN ve KİMİN İÇİN?” yapacağımızın bilinciyle “SEÇİM” yapmaktan geçmektedir. Dolayısıyla geleceğimizin aydınlık olmasını istiyorsak öncelikle bizler (Anne babalar, büyükler) “SEÇİM” yapma bilincini kuşanmalıyız. Kalktığımız ve yattığımız zaman diliminden tutunda aldığımız-sattığımız (hatta alışveriş yaptığımız mekân ve mamuller), yediğimiz-içtiğimiz, giydiğimiz-bindiğimiz ve daha nice sayamayacağımız günübirlik işlerimize varıncaya kadar “SEÇİM” yapma farkındalığını kuşanmalı çocuklarımızı da bu bilinçle yetiştirmeliyiz. Bizim için “SEÇİM” üç beş senede gündemimize gelen bir eylem olmaktan çıkmalı ki, üç beş senede bir önümüze gelen, ülkemizin ve dünyamızın geleceği için son derece önemli olan “SEÇİM” eyleminde başarılı olabilelim. Kaldı ki günübirlik hayatını “SEÇİM” farkındalığından yoksun yaşayan kişilerin yapacağı “SEÇİM”in, ne ülkemize ne de dünyamıza getireceği bir hayır yoktur.
İnsanın yaptığı “SEÇİM”lerde başarılı olabilmesi için her şeyden önce “MUKAYESE” (karşılaştırma) kabiliyeti olması gerekir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli unsur olan “AKIL” öz itibariyle mukayese kabiliyetidir. Ne var ki insanın en büyük düşmanı şeytan başta olmak üzere, bütün düşmanlarının hedef tahtasında insanın aklı/mukayese kabiliyeti vardır. Mukayese kabiliyetini kaybeden insana Bâtılı, Hak; Kötüyü, İyi olarak tanıtmanın önünde hiçbir engel kalmamış demektir. Dolayısıyla aklını kullanan, mukayese yapabilen toplumlar için “SEÇİM” yapmak çok büyük bir nimet iken, aksine aklını belli ideolojilere kiralamış ve düşmana teslim etmiş toplumlar için “SEÇİM” yapmak ise bir afettir. Bunun içindir ki bugün dünyayı sömüren emperyalist güçler, bir türlü ele geçiremedikleri aklı ve mukayese yeteneği ile “SEÇİM” yapabilen toplumların “SEÇİM”lerine hiçbir zaman saygı duymamışlar, dahası ellerinden geliyorsa “SEÇİM” haklarına ipotek koymayı varlık sebepleri olarak görmüşlerdir. Bu durumda esasen siyasilerin en başlıca görevleri, idare ettikleri topluma akıllarını kullanarak, “NEYİ, NİÇİN?” seçmeleri gerektiği bilinci oluşturmak olmalıdır. Aksi taktirde “SEÇİM” bilinci oluşturmadıkları toplum onlarında hazin sonunu “SEÇİM”le belirleyecektir.
“SEÇİM” yapmak kimi zaman çok zordur. Zira “SEÇİM” yapmayı zor kılan şey seçeceğiniz şeyin diğerlerinden net olarak ayrılmayışıdır. İki beyaz veya iki siyah arasında “SEÇİM” yapmak çok zordur. Ne var ki beyazla siyah arasında “SEÇİM” yapmak avamî tabirle çocuk oyuncağıdır. Kim bilir yaşadığımız çağda “SEÇİM” yapmamızı zorlaştıran en önemli unsur, her şeyin sahte ve çakmasının çok yaygın olmasıdır. Evet kullandığımız onca eşyanın çakması olduğu gibi ne yazık ki insanın da çakmasının çok yaygınlaştığı bir çağda “SEÇİM” yapmak gerçekten zordur. Hak ile Batıl arasında “SEÇİM” yapmak çok kolaydır. Ne var ki Hakkın çakmasının yaygınlaştırıldığı bir ortamda “SEÇİM” yapmak feraset işidir. Tabi ki ehli yanında Hak asla Batıla karışmaz, geceyle gündüz kadar ikisi arasında fark vardır. Ne var ki ehli olmayanların tarih boyunca sözde/çakma ‘Hak’ olarak gösterilen ‘Batılı’ tercih ederek aldandıkları da gün gibi ortadadır.
İnsanoğlu sosyal bir canlıdır, dolayısıyla bir insanın herhangi bir konuda yapacağı en küçük bir “SEÇİM” bile diğerini etkilemektedir. O halde sadece kendi menfaatleri açısından “SEÇİM” yapanlar, yaşadıkları topluma ihanet etmekle birlikte o toplumun felaketine/helakına sebep olmaktadırlar. Nitekim tarihte yıkılan nice devletlerin müsebbibi “SEÇİM”lerini kendi menfaati için kullanan akılsızların yaptıklarından başka bir şey değildir. Hz. Musa (as) ne güzel ifade eder: “İçimizdeki bazı akılsızların yaptıklarından dolayı bizi helak etme Allah’ım!” İçlerindeki akılsızların, mukayese kabiliyetini kaybedenlerin, yaptığı “SEÇİM” nedeniyle helak olan toplumların sayısı hiçte az değildir. Bu durumda “SEÇİM” deyip geçmemek gerekir! Meselenin sadece şahsi olarak kendimizi değil, çocuklarımızı, ülkemizi, ümmeti ve içinde yaşadığımız dünyayı ilgilendirdiği ve tüm bunların da üzerimizde hakları olduğu bilinciyle “SEÇİM” yapmamız gerektiğinin idrakinde olunmalıdır.
İnsanoğlu yaptığı “SEÇİM”lerde hep “EN İYİ” olanı bulmak ister. Ne var ki her zaman bu mümkün olmaz. Örneğin En iyi eşi seçmek, en iyi okulda okumak, en iyi işte çalışmak insanın gönlünden geçendir. Yaptığı işi “EN İYİ” yapmayı da çok arzu eder, ne var ki o da her zaman mümkün olmaz. Kimi zaman da insanın “SEÇİM” yapacakları arasında “EN İYİ” olan yoktur. Bu durumda insan, seçebildiğinin en iyisini seçmekle sorumludur. En iyi yolu bulamadığı için yürümeyen, en iyi evi bulamadığı için barınmayan, en iyi yiyeceği bulamadığı için yemeyen, en iyi kıyafeti bulamadığı için giymeyen bir insandan bahsetmek nasıl mümkün değilse, aynı şekilde en iyisini bulamıyorum diye “SEÇİM” hakkından vaz geçmenin de makul bir açıklaması olamaz.
Son olarak konuyu bir evliya menkıbesiyle noktalayalım. Ülkemizde yine “SEÇİM” günün yaklaştığı, hararetli tartışmaların yaşandığı bir ortamda müritler şeyhlerinin yanına gelir edep ve itinayla sorarlar:
- Efendim malumunuz ülkemiz ve ümmetimiz için son derece önemli olan bir sorumluluğumuzu yerine getireceğimiz “SEÇİM” günü yaklaştı. Zatı aliniz bu konuda ne buyururlar. Reyimizi (oyumuzu) hangi yönde kullanalım. Şeyh Efendi gayet nazik bir şekilde sorar:
- Evladım! Ekmek mi yiyorsunuz, ot mu? Dervişler hayret içerisinde:
- Efendim affınıza sığınırız bir kusur mu ettik acaba? derler. Şeyh efendi:
- Hayır evladım mesele açık ortadadır. Ekmek yiyorsanız, aklı olan ve Allah’ın eşref-i mahlûkât dediği insansınız. Allah’ın verdiği akıl kimi/neyi seçmeniz gerektiği konusunda size yeterlidir. Yok ot yiyorsanız, bu durumda diyecek bir şey yok demektir. Zira ot yiyen canlılar sadece kendi menfaatleri doğrultusunda “SEÇİM” yaparlar. Siz bunlara ne kadar doğruyu anlatsanız da bir tutam ota tav olurlar…
Hasılı kelam doğru “SEÇİM” yapmak için, öncelikle aklını ve iradesini kullanabilen toplumlar oluşturmak gerekir. Ekmekle beslenen toplumlar için “SEÇİM” bir hayat tarzıdır ve hayatları “SEÇİM” üzerine kuruludur. Bu konudaki en büyük kılavuzları da Allah’ın verdiği en büyük nimet olan akıllarıdır. Otla beslenen toplumlara gelince bunlar için “SEÇİM” fırsattır. Üç kuruşluk menfaatleri uğruna her şeyi feda ederler. Tek kılavuzları menfaatleridir. Onlar için ilkelerden bahsedilemez, zira ilkeleri olabilmesi için önce mukayese yeteneği olan akla ihtiyaçları vardır. “SEÇİM”i kendi menfaatinden öte gitmeyenin aklı ve mukayesesi yoktur…
Rabbim hafta sonu yapılacak olan ve ülkemiz başta olmak üzere İslam alemi için son derece önem arz eden “SEÇİM”i, ülkemiz ve İslam alemi için hayırlara vesile kılsın. İdare ettiği topluma şefkat, merhamet ve adaletle muamele edecek yöneticiler nasip eylesin…
Yorum Yazın