İSLAM

Ölüm Hakkında Bilmedikleriniz

|
2273 Görüntüleme
Allah'ın insanlığa indirdiği son ilahi mesaj olan Kur'an-ı Kerim ölümden sonraki hayat hakkında bize en doğru bilgiyi vermektedir. İşte Kuran ayetleri ışığında ölümden sonraki hayat…
Ölüm Hakkında Bilmedikleriniz
Sonsuz ilahi fiillerden birisi, İmate; yani, ölümü tattırma; ruhun bedendeki tasarrufuna son verme. 
 
Ruh, Allah'ın en mükemmel, en harika ve en bilinmez eseri. Muhyi (hayat verici) isminin tecellisiyle hayat nimetine kavuşmuş. Bu nimet ve şeref artık ondan ebediyen geri alınmayacak. Kabirde de, mahşerde de, cennet veya cehennemde de devam edecektir. 
 
Ruhu yaratmak gibi, her ruha uygun bir beden inşa etmek de Allah'ın en hikmetli ve rahmetli bir icraatı. İşte ölüm kanunuyla o misafir ruh, bedenden soyuluyor, süzülüyor ve kendine mahsus bir başka aleme göç ediyor. Nur Külliyatı'nda ölüm için getirilen birbirinden güzel tariflerden birisi: “Mevt, vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekandır, bir tahvil-i vücuttur...” ( Mektubat) 
 
Ve yine ölüm hakkında ince bir tespit: “Nasıl ki hayatın dünyaya gelmesi bir halk ve takdir iledir. öyle de dünyadan gitmesi de bir halk ve takdir ile, bir hikmet ve tedbir iledir.” ( Mektubat) Bir asker adayı için hem kıtasına teslim olduğunda, hem de terhis edildiğinde birtakım kayıtlar tutulur, işlemler yapılır. Askere kayıt da bir fiil, askerden terhis de... İşte yukarıdaki ifadelerde bu incelik nazarımıza sunuluyor. 
 
Hayat, ihya fiiline dayandığı gibi, ölüm de imate fiiline dayanıyor. İkisi de ayrı birer ilahi ismin tecellisine hizmet ediyorlar. İhya fiiliyle cansız elementler hayata kavuşurken, imate fiiliyle de bu beraberliğe son veriliyor. Canlı hücreler, yerlerini kademeli olarak yeni elementlere bırakıyorlar. Nur Külliyatı'nda, çekirdeklerin ölümleriyle sümbül hayatına geçtikleri, ölümün de hayat kadar bir nimet olduğu güzelce izah edilir. Biz de bu müjdeli haberi hayalimizde genişletiyor ve görüyoruz ki, her ölümü bir diriliş takip ediyor ve ikinci safhalar birincilerden daha mükemmel. “Nutfe” safhası biterken “alaka” yani kan pıhtısı devreye giriyor. “Alaka”nın işi bitince sıra “mudga”ya yani et paçası geliyor.
 
Kainatın yaratılış safhalarında da bunu görüyoruz, bir sonraki safha öncekinden daha mükemmel. Bütün bu rahmet ve hikmet tecellileri bize, kabir aleminin dünyadan, ahiretin de kabir aleminden daha güzel ve daha mükemmel olduğunu ders veriyorlar. O halde ölüm, yeni bir mükemmele atılan adımın adı. Onu kabir alemi takip edecek ve diriliş hadisesiyle, insan yeniden beden-ruh beraberliğine kavuşacak. ölümü ve imateyi böylece değerlendiren insan, “ölümü gülerek karşılar.”
***
Ölüm bir YOKLUK değildir, ölüm ruhun bedenden ayrılmasının adıdır. Yaşadığımız alemden kabir alemine yolculuktur. Ebedi bir hayatın başlangıç anıdır. Ruh, Azrail Aleyhisselam vasıtasıyla "berzah alemi"ne götürülür. Bu alemde göreceğimiz ilk melek Azraildir. O, en kıymetli cevherimiz olan ruhumuzu gönül rahatlığıyla teslim edebileceğimiz güvenilir bir emanetçidir.
 
Ölüm anında, ruh, beden hapsinden kurtulur; fakat bütün bütün çıplak kalmaz. Çünkü, "misali bir cesetle" başka bir tabirle "latif bir gılaf" ile kuşatılmıştır. 

Dünyada kaldığı sürece bedene bağlı olan ruh, ölüm sebebiyle bir derece serbest kalır. Bedendeyken görmek için göze, işitmek için kulağa, düşünmek için beyne muhtaçken, artık bu aletlerin varlığına gerek duymadan görür, işitir, düşünür ve bilir. Rüyada olduğu gibi?.

İman eden ve güzel işler yapanlar için, gelecek olan hayatın güzelliği, kendisini daha ölüm anında belli eder. Onun ruhunu teslim almaya gelenler, onun dostlarından başkası değildir. Şu kadar var ki, o dostları kendisi dünya gözüyle görmemiştir. İşte, ölüm anı, o meçhul dostlarla tanışma vaktidir:
 
Fussilet Suresi 30. Ayette Rabbimiz bu hadiseyi şöyle anlatır ;

“Rabbimiz Allah’tır”
deyip de, sonra dosdoğru olanlara gelince, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size va’dedilmekte olan Cennetle sevinin! Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var.”
 
***
Melekler eceli gelmiş olan mümine güzel surette görünüp rifk ile, yumuşaklıkla muamele ederler. Ve müminin ruhuna: "Çık, ey güzel cesette bulunan doygun ruh. Hamdedici ve Allah'ın rahmetiyle, güzelliklerle müjdelenmiş olarak çık ve Rabbine kavuş." diye hitap ederler. (Şa'rani, Tezkiretü’l-imam, s. 17, Kahire, 1310)
 
Mümine verilen bu müjde ve meleklerin güzel görünüşü, kılıçların vuruşundan daha şiddetli olan ölüm acılarını unutturur ve onu sevince gark eder. 

"Kafirlerin ruhlarını şiddetle söküp çıkaranlara , Mü’minlerin ruhlarını yavaş yavaş kolaylıkla çekip alanlara, emrolundukları şeye sür'atle yüzüp gidenlere, sonra yarışıp geçenlere, sonra işleri düzenleyenlere bütün bu vazifeleri yapan meleklere yemin olsun ki, öldükten sonra mutlaka diriltileceksiniz !" Naziat Suresi 2.Ayet

***
 
Berzah alemine attığı ilk adımda, kişiyi bir sorgulama bekler. Bu dünyadan iman ile ayrılmış olanlar için, bu sorgulama, daha önce geçen ayetin “dünya ve ahiret dostları” olarak nitelediği meleklerle bir tanışma niteliğindedir. Mü’minin kabre girer girmez karşılaştığı bu manzarayı, Peygamberimiz şu şekilde anlatıyor:
 
-Onun yanına iki melek gelir ki, birinin adı Münker, diğerininki Nekir’dir. Ona “Şu adam [Muhammed Aleyhisselam] hakkında ne diyorsun?” diye sorarlar. O da daha önce söylediği gibi der ki:
 
“O Allah’ın kulu ve resulüdür. Tanıklık ederim ki, Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur ve Muhammed de Onun kulu ve resulüdür.”
 
Bunun üzerine melekler “Senin böyle söylediğini biz zaten biliyorduk” derler.
 
Sonra kabrinde ona yetmişe yetmiş arşın genişliğinde yer açılır ve aydınlatılır.
 
Sonra da ona “Uyu” denir.
 
O “Dönüp de aileme haber verebilir miyim?” diye sorar.
 
Melekler ona “Sen uyumana bak,” derler. “Damat [veya gelin] uykusuyla uyu ki, onu ancak en sevdiği kişi uyandırır.”
 
İşte, o mü’min kul, yattığı yerde, Allah’ın onu dirilteceği güne kadar böylece uyur.

Kaynak : 
Tirmizi, Cenaiz: 70
 
Münker ile Nekir’in sorularını doğru olarak cevaplandıran mü’min kula, bu arada, Cennet ve Cehennemdeki yerleri gösterilir ve “Ateşteki yerine bak; Allah bunun yerine, sana Cennetten bir yer verdi” denir. Mü’min bakar, ikisini de
görür.

Kaynak : Buhari, Cenaiz: 87

Cehennemden ona gösterilen yer, iman edip güzel işler yapmadığı takdirde girmiş olacağı yerdir. Böylece mü’min hem ateşten kurtulmak, hem de Cennet gibi bir ödüle erişmek şeklindeki iki müjdeyle birden sevinir.

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.