Yine bir nisan ayı ve yine yeni bir kutlu doğum haftasındayız. Ancak referandumdan dolayı bu sene Kutlu Doğum haftası gecikmeli başlayacaktır. Lakin geç de olsa bu güzel haftada efendimizin doğumu ülke genelinde anılacaktır.
Ülkemizin bütün şehir, ilçe, köy ve mahallelerinde ihya edilecek olan Kutlu Doğum şüphesiz insanlığın şahit olduğu en büyük ve en güzel doğumdur.
Zira Sevgili Peygamberimiz, dünyaya gelmeden önce, insanlık değer ölçülerini yitirmiş, küfür ve şirk gönülleri karartmış, sosyal dengeler bozulmuş, ahlâkî değerler yozlaştırılmış, akrabalık bağları koparılmış, komşuluk hak ve hukuku unutulmuş, kadınlara ve kız çocuklarına insani muamele yapılmaz olmuş, güçlü zayıfı eziyor, emeğin hakkı verilmiyordu.
Kısaca, dünyada insanlığın en çok muhtaç olduğu can, mal, namus güvenliği kalmamıştı.
Milli Şairimiz Akif’in ifadesiyle cahiliye toplumunda:
“Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta, dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi.”
Resulü Ekrem efendimiz, karanlık bir hal alan dünyayı teşrifi ile aydınlattı. Kutlu elçinin dünyaya gelişi ile insanlık için yepyeni bir gün doğmuş, karanlık devir kapanmış yerine aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidayet meşalesi olan Sevgili Peygamberimizin gönderilişi ile Allah’ın insanlara en büyük nimetlerinden birisi daha tecelli etmişti.
Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle, “âlemlere rahmet olarak gönderilen” bu yüce Peygamber; sapıklık, putperestlik ve hurafelerle kararan gönülleri, Kur’an’ın nuruyla aydınlatıyor; insanlığı yalnızca, Allah’a iman ve ibadet ve iyilik etmeye, kişileri sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyordu.
Kutlu elçi aynı zamanda akrabalık bağlarını korumayı, komşularla iyi geçinmeyi, kan dökmemeyi, zina yapmamayı yalan söylememeyi, yetim malı yememeyi, iftira atmamayı, emanete ihanet etmemeyi öğütlüyordu.
Efendimiz, 23 yıllık Peygamberlik hayatı boyunca; şirkin yerine tevhidi, zulmün yerine adaleti, düşmanlık ve ayrılığın yerine kardeşlik ve dayanışmayı getiriyor; doğruluk, güvenilirlik, adalet, hoşgörü, nezaket ve cömertlik gibi üstün ahlâki davranışlarıyla insanlara bizzat örnek oluyordu.
Buna karşılık; kan davası, gasp, soygun, şiddet, intikam, kin, nefret, içki, kumar, faiz, yalan, gıybet gibi toplumun huzurunu bozan davranışlardan uzak kalmamız hususunda bizi uyarıyordu.
Ve bugün biz bu kutlu elçinin yeryüzünü nurlandırmasını ve şereflendirmesini kutluyoruz. Fakat bugün bizim ihtiyacımız efendimizin doğumunu kutlamaktan ziyade onu anlamaktır. . Yani efendimizin güzel ahlâkını, eminliğini ve adaletini hatırlamak bunları hayatımızda uygulamaya gayret etmektir. Çünkü Allah’ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yolu, “güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen” peygamberine uymak ve onun ahlakıyla ahlaklanmaktan geçmektedir.
Bu bakımdan Kutlu Doğum denilince, Hz. Peygamber’i anmak, O’nun getirdiği ilahi mesajı anlayıp örnek edinmek ve hayatımıza ışık tutan bir meşale yapabilmek çabası akla gelmelidir.
Diğer bir ifade ile Kutlu Doğumu vesile edinerek Hz. Peygamber’in, insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrıyı güncelleştirerek hayatımıza yansıtmalı, O’nun ahlakını ve yaşayışını davranışlarımızın temeli ve rehberi haline getirmeliyiz. Zira bugün toplum olarak ekmek ve su kadar hatta daha fazla buna ihtiyaç duymaktayız.
Güzel bir ayet meali ile bitiriyorum: “Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır.”
Bu vesile ile Kutlu Doğumun bütün insanlığa sevgi, rahmet, huzur ve barış getirmesini, yüce Mevla’dan diliyorum.
Yorum Yazın