DİYANET

Saray'ın Gölgesinde Liyakat Katliamı

|
25 Görüntüleme
Torpilin hiç olmaması gereken yerde en büyük katliamlar yapılıyor
Saray'ın Gölgesinde Liyakat Katliamı
Saray’ın Gölgesinde Liyakat Katliamı:

"Zulüm A.Ş." Kur’an-ı Kerim, müminlere açıkça "Hayırlarda yarışın" (Bakara, 148), “ iyilik ve takvada yardımlaşın, düşmanlık ve günahta yardımlaşmayın” ( mailde 2 ) diye emrederken; bugün Türkiye’nin idari ve dini mekanizmalarında, bu emrin tam tersi yönünde işleyen karanlık bir mekanizmaya şahitlik ediyoruz.

Karşımızda iki figür var: Biri din kisvesi altında, diğeri bürokrasi zırhı içerisinde... Ancak her ikisinin de ortak bir kaynağı ve ortak bir yöntemi var: Gücünü Cumhurbaşkanı’ndan almak, o gücü zulümde kullanmak. Mutlak Güç, Mutlak Zulüm

Bu iki şahsiyetin en büyük cüreti, arkalarına aldıkları en üst düzey siyasi destekten gelmektedir. Gücü, millete hizmet etmek veya adaleti tesis etmek için bir emanet olarak değil, kendi küçük feodal krallıklarını kurmak için bir "kılıç" gibi kullanmaktadırlar. Cumhurbaşkanı’nın ismini ve makamını bir kalkan gibi öne sürerek, her türlü hukuksuzluğun ve haksızlığın üzerine şal örtmektedirler. Devletin en tepesinden aldıkları bu kudreti, toplumun hayrına işlerde değil; rakiplerini tasfiye etmek, yandaşlarını semirtmek ve liyakati öldürmek için seferber etmişlerdir.

Ortak Payda: Şaibeli Referanslar ve Ahlak Erozyonu Liyakat, bu "Zulüm Şirketi"nin en büyük düşmanıdır. Bu iki figürün referans listesine bakıldığında; karşımıza tertemiz siciller değil, hırsızlık, yolsuzluk ve ahlaksızlık iddialarıyla çalkalanan isimler çıkmaktadır. Onlar için kişinin "emin" olması değil, "teslim" olması esastır. Hakkında şaibe olan isimleri korumak, kollamak ve onlara makam açmak; bu yapının sadakat ağını sağlamlaştırma yöntemidir. Kirli isimlere referans olmak, aslında o kirliliğe ortak olmaktır.

Biat: Ya Köle Olursun Ya Yok Olursun! İkisi de kendisine tam ve koşulsuz biat istiyor.

Sorgulayan akla, itiraz eden vicdana, eğilmeyen başa yer yok. Din, ahlak ve devlet geleneği; bu "mutlak itaat" beklentisi altında ezilip gitmektedir. Onlara göre sadakat devlete veya hakikate değil, şahısların egosuna yapılmalıdır. Bu yapıda "hak" yoktur, sadece "emir" vardır.

Merhametsiz İnfaz Timleri
Bu gücün en karanlık yüzü ise cezalandırma yöntemleridir.
Biat etmeyen, yanlışa "yanlış" diyen herkes; merhametsizce, gaddarca ve sistematik bir şekilde hedef alınmaktadır. İnsanları ekmeğiyle terbiye etmek, itibar suikastları düzenlemek ve sosyal ölüme mahkum etmek; bu yapının sıradan operasyonları haline gelmiştir.

İslam’ın "merhamet" ve "adalet" kavramlarını ağızlarından düşürmeyenler, uygulamada birer engizisyon yargıcına dönüşmüşlerdir. Sonuç: Güç Geçici, Zulüm Bakidir Allah’ın "hayırda yarışın" emrine sırt çevirip, şer ittifakında birleşenler; arkalarındaki siyasi gücün kendilerini ebediyen koruyacağını sanıyorlar. Oysa liyakatsizliği kural, zulmü yöntem, hırsızlığı ise görmezden gelinmesi gereken bir ayrıntı sayan her yapı yıkılmaya mahkumdur.

Bugün Cumhurbaşkanı’nın gölgesine sığınıp "Zulüm A.Ş."yi yönetenler bilmelidir ki; haksız yere akıtılan her gözyaşı ve çalınan her liyakatli gencin hakkı, o mutlak güçten daha büyüktür.

Tarihin karanlık sayfaları gücünü hayra değil şerre kullananların hazin ve ibretlik sonlarıyla doludur.

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.