Her birimizin en büyük arzusudur sağlık sıhhat ve mutlu bir ömür yaşamak, aile bireyleri ve toplum içersinde aynı mutluluğu ve huzuru yakalamak, yüce rabbimizin yarattığı her varlığa faydalı olabilmek.
Zaman zaman beşer olduğumuz için nefsimizin istek ve arzuları bizlere galip gelebilir, bunun en iyi tedavisini ve mücadelesini Yüce Rabbimiz kerim kitabımızda bizlere hitaben;“…namazı dosdoğru kıl. Şüphe yok ki namaz, hayâsızlıklardan ve kötü şeylerden alı kor.” (ankebut-45) buyurmaktadır. Hayatımızın yanlış ve kötülükleri her an olabilir ve karşılaşabiliriz, bu karşılaşma bizim isteğimiz dışında da olabilir. İşte bunun içindir ki günde beş vakit namazı kılan mümin kendisini bir nevi hayâsızlık ve kötülüklere karşı resetleyerek formatlamış olur ve yaratıldığı andaki saf ve temiz konumuna dönmüş olur.(günümüz diliyle kalbi, beyni ve nefsi fabrika ayarlarına sıfırlanmış olur.)
Huşu ve huzur içersinde kıyam rükû ve secdesinde teslimiyetini yaratıcısına arz eden bir kuldan asla hayâsızlık ve kötülük beklenemez. Rahmanın has kulu tahıyyatıyla devam ettiği namazında selam ile tüm insanlığa Allah(cc)ın rahmetini müjde ile sunmaktadır: “Allahın rahmeti ve selamı üzerinize olsun ki, ben den kimseye hayâsızlık ve kötülük erişmez emin olabilirsiniz.”
Sabahın seher vakti derin uykudan uyanan kul güne sabah namazıyla zinde başlar,asla uyku ve uyuşukluk yoktur, aile fertlerinin rızkını temin için kazancına bereket olacak formatı atmıştır artık kendisine, kötülükler uzaktır ondan tebessümle kapıyı açar “bismillah..”der. Rabbi razıdır ondan...
Kim istemez her gün duş almayı, suda yüzmeyi? Elbette isteriz, beş vakit kıldığımız namazı yüce Peygamberimiz(sav):“Beş vakit namazın benzeri, sizden birinizin kapısı önünden akıp giden ve her gün içinde beş defa yıkandığı bol sulu bir ırmak gibidir.” Hadisi şerifiyle bizlere en güzel ifade ediyor. Maddi ve manevi kirlerden arınma işte budur. Beş vakit namazı hakkıyla eden bir kimsede kirden pastan eser kalmaz, hayâsızlık ve kötülük de asla olmaz.
Cemaatle namaz için camiye seve seve koşmak ise ayrı bir güzelliktir. Resulullah (sav) şöyle buyuruyor: “Mescidlere devam etmeyi alışkanlık haline getiren bir adamı gördüğünüz zaman, onun gerçek mü’min olduğuna şahitlik ediniz”. Allah Taâlâ şöyle buyurur: “Allah’ın mescidlerini, ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başka kimseden korkmayanlar onarırlar. İşte onlar, doğru yolu bulanlardan olabilirler”.(Tevbe: 9/18) İmar etmek onarmak sadece inşaat yapısı olarak değil Allahın evi mescidleri namaza katılmak suretiyle canlı tutmakla olur.
Cami ve mescidlere devam etmekle insanoğlu tekrar tekrar günahlarından arınır ve kendini formatlamış olur. “Bir kimse evinde güzelce temizlenir, sonra Allah’ın farzlarından bir farzı yerine getirmek için Allah’ın evlerinden birine giderse, attığı adımlardan her biri bir günahı silip yok eder; diğer adımı da onu bir derece yükseltir.” (buhari ve Müslim)
Camiler bizlerin manevi bakım ve onarım servisi mekânlarımız olmalı. En güvenilir mekân, yüce yaratanın evinde, hanesinde misafir olabilmek, “Ey Rabbim ben geldim” diyebilmek. Günde beş vakit rükû edenlerle beraber rükû edebilmek, secdeye baş koyabilmek kulun Allaha en yakın olduğu vakitlerdir.”Hayye ales salah… hayya alel felah…Esselatu hayrun minen nevm” davetine canü gönülden icabet etmek, mutluluk ve huzurun zirve yaptığı anlar olmalı. Davete icabet eden misafirine kim ikramda bulunmaz ki, işte en büyük ikramı Nebi (sav) bizlere müjdeliyor:“Kim sabah akşam camiye gider gelirse, her gidip gelişinde Allah Taâlâ o kimseye cennetteki ikramını hazırlar.” (Buhari Müslim) Bir mümin için cennetteki ikramdan daha büyük ikram olabilir mi?
Namaz kılan bir birey, bir toplum mutludur artık. O toplumda asla terör olmaz, günde beş vakit kendini formatlayan kişiden başkasına zarar gelir mi? Günde beş vakit cemaatle namaza devam eden müminlerin birlik ve beraberliğini kim bozabilir? Onun sinesindeki imanı hangi gülle yıkabilir?
İçinde yaşadığımız dünyanın günlük eğlence heva ve hevesleri ruhumuzun kararmasına sebep olabilir. Günde beş defa eda ettiğimiz namaz içimizdeki virüsleri tamamen silecektir, cami ve cemaate devam etmemiz yirmi yedi derece sevabın yanı sıra gönlümüzün cilası olacaktır.
Ne olursan ol, günah deryasına dalmış olabilirsin, hangi yüzle Rabbin huzuruna varırım diyebilirsin, acaba kabul görürmüyüm diye iç geçirebilirsin, sonsuz merhameti bol olan Allah (cc)ın mekânındaki her safta senin adımlarını atabileceğin, başını secdeye koyabileceğin bir yerin olduğunu asla unutma.
En büyük ikram sahibi ve misafirperver olan Allah(cc)ın evinde, Onun himayesi altında, bana da sana da herkese yer var, geldiğin sürece günah kirlerinden eser kalmayacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle ben camiye namaza koşuyorum, kendimi formatlıyorum, ilk yaratıldığım gibi tertemiz olmayı rahmeti sonsuz Rabbimden temenni ediyorum. Kendimi beş defa nehirde yıkanmış hissediyorum. Dünyada en huzur bulduğum mekân burası, mevki ve makamın, zengin ve fakirin, yaşlı ve gencin eşit olduğu yer. Nefesimi rahat aldığım, güvenle secdeye vardığım emin olduğum yer.
Aynı duyguları dost ve arkadaşlarımın, tüm inananların tatmasını canü gönülden arzuluyorum. İnanıyorum ki gerçekten kılınan namaz hayâsızlık ve kötülüklerden alıkoyar.
Terörden uzak, kimsenin kimseyi incitmediği, birlik ve beraberliğin var olduğu temiz bir toplum için : “haydi günde beş vakit namaza, haydi bu sabah tan itibaren camiye..” diye sizleri davet ediyorum .
Yüce Rabbimin selamı rahmet ve bereketi namazlarını kılan camiye devam eden has kullarının üzerine olsun.
Faruk ATEŞ. Güzel kale-ÜNYE
Yorum Yazın