Her birimizin bir işe başlamak veya tayin olmak için korkulu rüyası torpil ve referans…
Sözlük bilgilerine baktığımızda, Referans Fransızca “référence” kelimesinden gelmektedir. Kelimenin tam karşılığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “tavsiye mektubu” olarak tanımlanmaktadır.
Referans genelde bir iş başvurusu esnasında kişinin daha önce nerede, kimlerle, neler yaptığının sorgulanması aşamasında, iş başvurusunda bulunan kişinin vermiş olduğu bilgileri doğrulama maksadında bilgisine başvurulan üçüncü şahıs olarak değerlendirilir.
Güncel ve popüler kültürde ise kişiyi önermek anlamına gelen argo bir kelime olan “torpil” olarak ta yorumlayanlar olabilmektedir. Torpil kelimesine baktığımızda ise Savaş gemilerinde su altı silahı olarak kullanılan büyük bombanın anlamı olduğunu görürüz.
Bu gün halk arasında ise bomba gibi güçlü olması açısından, dayı, amca vb. olarak ifade edilen, herhangi bir sektörde ve herhangi bir işinizin halledilmesi ya da bir işin yapılabilmesi için, bağlantıları ve etkileri işi çözmeye yeterli olan kişi ya da kişilerin yaptığı işlem olarak algılanmaktadır.
Liyakat ise, bir işe göreve ehil olma yeteneğine sahip olan bu görevi hakkıyla yapabilecek kişi demektir.
Peygamberimiz (sav) “emaneti ehline veriniz” buyurmuştur. Maalesef günümüzde pekte uygulanmaz, aile olarak tanınmış ve güçlü olanlar, ilmi, siyasi, fikri topluluklar, birilerine arka olabiliyorsa sizin liyakatiniz kenarda kalır ve toplum ehliyetsizlerin elinde olmaya devam ettikçe yozlaşmaya ve başarısızlığa doğru sürüklenir.
Bir yerde başarılı çalışmışsanız başarılı olduğunuzun kanıtı için referans olmalı, benim yakınım, benim adamım, bizim topluluktan olduğu için olmamalı.
Toplum içinde çok duyuyorsunuzdur, bir yere birileri işe girecek veya nakil olacak “adamın var mı? İşini ayarladın mı?” gibi. Oh ne ala ne ala, adamını ayarlamış olanlar rahat bir şekilde göğsünü gere gere başarılı olamasalar da, başarılı olmuş gibi olurlar, liyakat sahipleri ise, savaş istemediği ve okyanus suyuna atacak torpil bombaları olmadığı için gelecek dönemleri beklerler. Allah (cc) rızasını gözetmeyen referanslılar genetiği değiştirilmiş tohum gibi ne kadar hizmet sunmaya çalışırlarsa da ektiği tohumlar yeşeremeyeceği için verimli olamazlar. Liyakatli ve emanete ehil olanlar ise ambarda halen bekletilmeye devam ederler, ne zaman toprağa atılır, çimlenir yeşerirler bilinmez…
Allah Resulü (sav); “kendiniz için istediğinizi başkaları için de istemedikçe iman etmiş olamazsınız” buyurmuyor mu? Hani empati nerde kaldı, karşınızdakileri bir an kendi yerinize koyma düşüncesine ne oldu?
O halde gerçek başarılı olanlara “hakkı zayi olmasın” diye referans oluyorsanız eyvallah, yok dünya menfaati için oluyorsanız sırat köprüsünden geçmenize engel olacak çok ağır yük taşıyorsunuz demektir. Sizler referans veya torpile hak etmediğiniz halde müracaat ediyor ve başkalarını hiçe sayıyorsanız kâmil bir mümin olamazsınız ve kul hakkına tecavüz etmiş olursunuz.
Maalesef günümüz toplumu bu halde. Neden terör diyoruz, neden birlik beraberlik olmuyor diyoruz? Tek çare torpil ve haksız referansların olmaması…
Keşke hiç kimse referans aramak zorunda kalmasa, torpile başvurmasa… Meslek hayatınızda siz ne kadar “ben haram yemiyorum” desenizde siz harama torpil ve haksız referansla bulaştınız zaten. Akşam evinize götürdüğünüz ekmeğin içine iyi bakın hakkını çiğnediğiniz insanların hamurunu orada göreceksiniz, dilerim kursağınıza takılmaz…
Karşınızdaki aynaya baktığınızda yüz güzelliğinizden ziyade kalbinizin ve ruhunuzun temiz ve rahat olduğunu görebiliyor ve vicdanınız rahat olarak yastığa baş koyup uyuyabiliyorsanız ne mutlu size…
Günümüzde “Allah Rızası”nı gözetenlerin ve “emaneti ehline verenlerin” her zaman daim olmasını temenni ediyor, her işte asıl referansın yüce Allah olduğunu unutmamanız dileğimle, saygılarımı selamlarımı sunuyorum…
Dini Bülten/ Faruk ATEŞ –Güzelkale/ÜNYE
Yorum Yazın