REGÂİB GECESİ NAMAZI NEDİR? NASIL KILINIR?
Rasûlullah -s.a.v- Efendimiz buyuruyorlar: Bir kimse Receb’in ilk Perşembe günü oruç tutup, sonra gecesinde, yani Cum’a gecesinde akşamla yatsı arası iki rekatta bir selâm vererek on iki rekat namaz kılsa; şöyle ki, Her rekatta bir Fâtiha, üç İnnâ Enzelnâ (Kadir) Sûresi’ni, on iki Kulhüvallâhü ehad (İhlâs) Sûresi’ni okumak sûretiyle namazını kılıp bitirdikten sonra benim üzerime yetmiş defa:
“Allâhümme salli alâ Muhammedinin Nebiyyil ümmiyyi ve alâ âlihi ve sahbihî ve sellim” diyerek, salavât getirip secdeye varsa, secdede yetmiş defa:
“Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbül melâiketi verrûh.” dedikten sonra, secdeden başını kaldırıp otururken, yetmiş kere:
“Rabbiğfir verham ve tecâvez ammâ ta’lemü inneke entel eazzül ekremü” dedikten sonra, tekrar secdeye varıp, birinci secdede olduğu gibi yetmiş kere:
“Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbül melâiketi verrûh.” duâsını okusa, secdede iken Allah Teâlâ’dan dünyevî ve uhrevî hâcetini istese, Hak Teâlâ onun istek ve temennîlerini kabûl eder. (Gunye 1/182)
KABİRDE REGAİB NAMAZI: “EY DOSTUM! MÜJDELER OLSUN”
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- devâmla buyurmuşlardır ki: “Nefsim kudret elinde olan Allah Teâlâ’ya kasem ederim ki herhangi bir erkek veya kadın târif edilen bu namazı kılarsa, yüce Allah bütün günahlarını bağışlar; günahları, deniz köpüğü, kum taneleri, dağların ağırlığı ve ağaçların yaprakları kadar çok olsa bile… Kıyâmet günü âile efrâdından yedi yüz kişiye şefâat eder. Kabre konulduğu gece, bu namazın sevâbı güler yüzlü, tatlı dilli olarak gelir:
-Ey dostum!.. Müjdeler olsun ki, sen her türlü sıkıntıdan kurtuldun.” der.
Bunun üzerine o: “-Sen kimsin? Vallâhî, senin yüzünden daha güzel yüzlü bir kimse görmedim. Sözünden tatlı söz söyleyen birini işitmedim. Senin kokundan daha hoş bir koku koklamadım.” diyerek sorar.
O kimse de “-Ey dostum, ben senin falan senenin, falan ayının, falan gününün gecesinde kıldığın namazın sevâbıyım. Bu gece senin ihtiyâcını görmek, yalnızlığını giderip, sana arkadaş olmak, senden korku ve üzüntüleri gidermek için geldim. Sûr’a üflendiğinde, kıyâmet günü arasatta başının üstünde gölgelik edeceğim. Seni müjdelerim. Yüce Mevlâ’nın hayır ve bereketleri üzerinden ebediyyen eksik olmayacaktır.” der. (Gunye, 1/182)
Kaynak: Yusuf Demireşik, Üç Aylar, Sultantepe Yayınları

Yorum Yazın