RAMAZAN

İsmail Müftüoğlu Ağabey Diyor Ki; ''Haksızlık Yapılmasın!''

|
12 Görüntüleme
İsmail Müftüoğlu Ağabey Diyor Ki; ''Haksızlık Yapılmasın!''

İçinde bulunduğumuz siyasi, sosyal ve ekonomik kaosa rağmen, her konuda çalışmak ve hayırlı hizmetlere ulaşmak için gayret gösteriyoruz. Ama bu tarz çalışanlara ilgi gösterileceği yerde, maalesef kayıtsız bir tavır görülmektedir.

Abdurrahim Karakoç’un dizelerinde dile getirdiği gibi:

“Gittikçe her yüke alışıyoruz,

Ağlanacak yerde gülüşüyoruz.

Gönüllü gönülsüz çalışıyoruz

Emek bizim amma iş bizim değil.”

Maalesef emeğin karşılığı verilmiyor. İşçiler, emekliler, az gelirliler ‘aman Allah’ diyerek türkü çağırıyor. Dış ülkeler gelir kaynaklarını tespit etmiş, hedeflerinde ilerlemeye çalışıyor. Yani üretime önem veriyor.

Nitekim:

· Çin: Toplu üretimle,

· Hindistan: Otomotiv sayesinde,

· Almanya: Otomotiv başta olmakla birlikte her konuda gayretli çalışmalarıyla,

· Japonya ise: Dijital teknoloji sayesinde devleşiyor.

Buna mukabil Türkiye:

· Trafik cezası kesmekle kazanç sağlamaya çalışıyor,

· Bedelli askerlik sayesinde bütçe oluşturmaya gayret ediyor,

· İmar barışı ile bütçeye nefes aldırıyor,

· Noter tasdiki, paralı poşet ve her türlü değişik taktikle elde edilen paralarla nefeslenmeye çalışıyor.

Bu paralarla büyümeye çalışılıyor. Onun için de yetmiyor, atılım yapılamıyor. Sayın Prof. Dr. Mustafa Kamalak beyan ediyor ki; “Türkiye son 15 yılda en büyük büyümeyi ahlâksızlıkta yaşadı.” Zira ahlâksızlık, yolsuzluk tavan yapmış durumda. Ama muktedirler, ekonomimiz devamlı büyümektedir diyorlar.

Hemen belirtelim ki; “Ekonomisi büyüyen ülkelerde şunlar olur:

· Enflasyon düşer (ama bizde devamlı yukarı çıkıyor).

· İşsizlik azalır (ama bizde devamlı artırıyor, iş bulunamıyor).

· Ülkenin parası değer kazanır (ama bizde her gün paranın değeri azalıyor. Türk lirası dünyada hiçbir değeri olmayan para haline geldi).

· Vergiler düşürülür (ama bizde vergi üstüne vergi konuluyor).

· Halkın refahı artar (ama bizde halkın borcu devamlı artıyor).

· İşçilere yüksek zam beklenir (ama bizde işçilerden fedakârlık bekleniyor).”

Dünya Sefalet Endeksi’nde Venezuela, Sudan’dan sonra üçüncü sıradayız. Bu hal, ekonomik çıkmaz içinde kıvranıp durduğumuzu gösteriyor. 178 ülke içinde üçüncü olmak, bazılarınca büyük başarı olarak gösteriliyor ama lafa bakılmaz.

Unutmamak için not alınması gereken bir husus, merhum Erbakan Başbakanlığı döneminde;

· Asgari ücrete %103,

· İşçi ve memura %50,

· Emeklilere %300 zam yapmıştır.

Böylece işçi ve memurun nefeslenmesine vesile olmuştur. Bu sebeple merhum Erbakan’ın dediği gibi; “İşçi bayramını kutlamakla işçiler bayram etmez. Sıkıysa işçiye % 100 zam ver! Buna da senin yüreğin yetmez. Milli Görüş ise alın teri kurumadan işçinin hak ettiğini vermek gerekir fikrindedir. Bu da ‘Adil Düzen’le sağlanır. Aksi hâl perişanlıktır.

Merhum şairimiz Abdurrahim Karakoç der ki:

“Teraziye oturtmuşlar zorbayı

Keyfe göre dolduruyor torbayı

Adalet yürekten yemiş darbeyi

İlim hasta, irfan ölmüş bak hele.”

Ve devamla:

“Namussuzlar takdir, taltif görüyor

Namuslular yetim kalmış bak hele.”

Malum, dünyanın en şerefsiz insanı, yanlış olduğunu bile bile çıkarı için yanlışı savunan insanlardır. Bugün durumun vahameti ortada iken, aklı erenlerin hâlâ hayal peşinde koştuklarını görüyoruz.

Eskilerimiz diyordu ki;

· Erkeği toklukta,

· Kadını yoklukta,

· Evladı yaşlılıkta,

· Kardeşi mirasta,

· Arkadaşı yolculukta,

· Dostunu zor durumda

Tanıma imkânı bulursun. Siyasileri ve idarecileri de yaptıkları işlerle tanıyabilirsin. Zira bu alanlar, sıkıntılı alanlardır. İyi günlerin değil, zor günlerin adamı olmak er kişilerin işidir. Nitekim bu gibiler yanlışı alkışlamaz, doğru için elif gibi dik durur. Olaylara objektif bakar, yalakalık yapmaz. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek de tabanda iltifat görür.

Şunu hemen ifade edelim ki, menfaati için, siyasi ihtirası için ona buna diz çökmemiş siyasileri, yalakalık nedir bilmeyen bürokratları, onuruyla, şerefiyle yaşayan akademisyen ve esnaf erbabını, ayrıca onuru ile yaşayan herkesi gönül muhabbetlerimizle selamlarız. Mutaassıp siyaset yapanlara da sitemlerimiz bakidir. Çünkü ülke hepimizin… Bundan dolayı yalandan uzak durulmalı, her konuda gerçek olanlar dillendirilmelidir. Yani kim olursa olsun yanlış yapanlar yerilmeli, doğruları tutup kaldıranlar övülmeli, kartondan kule haline gelenlerden de uzak durulmalıdır.

Kim olursa olsun, meşrebi ne olursa olsun, hangi partiden olursa olsun, sadece siyaset yaparken zenginleşen yolsuzluğa bulaşmış demektir. Onun için şeytan gibi yaşayıp, evliya gibi ölmek sakın hayal edilmesin. Çünkü nasıl yaşadınsa mutlaka öyle ölecek, hesaba alınacaksın. Akıllı ol, kendine iyi bak, doğruya ram ol, çünkü bir daha hiçbir ana doğurmaz seni.

Sonuç olarak denir ki; “Ekonomi iflas ederse bir nesil fakir kalır; Ama vicdan iflas ederse, sonraki tüm nesiller insanlıktan mahrum kalır.” Unutma! Sabahattin Ali’nin dediği gibi de: “Biz istiyoruz ki, bu memlekette yapılan her iş, üç beş kişinin çıkarına değil, bu toprakları dolduran milyonların yararına olsun.” Böylece millet ferahlasın, paylaşım adil olsun, haksızlık yapılmasın.

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.