GÜNCEL

''Hemdert Olanlara Selam Olsun!''

|
23 Görüntüleme
''Hemdert Olanlara Selam Olsun!''

Malum, hayatımız doğumla başlayıp, ölümle noktalanan bir okul gibidir. Arada herkes hem öğretmen hem de öğrencidir. Zira hayat, bir yaz yağmuru gibi kısadır. Hayat, bünyesinde acı-tatlı, meşakkatli-zevkli, inişli-çıkışlı hatıraların oluşturduğu bir tablodur.

Onun için E. Renan diyor ki; “Yaşamak (hayat)… bilmektir, umut etmektir, sevmektir, hayran olmaktır, iyi işler işlemektir. Aklıyla, kalbiyle, işiyle en çok seven kimse, hayatın tadına ulaşır.” Bir başka ifade ile: “Hayat üç gündür: Dün, bugün, yarın… Dün geçti, yarının geleceği belirsiz, o halde bugünün kıymetini bilerek yaşamak gerekir. Hayat eski tas, eski hamam olarak kalmamalıdır.

Eski bir matematik öğretmenine, “Hayat neye benzer? diye sormuşlar. Öğretmen duraklamadan, hemen cevap vermiş: “Hayat matematikteki dört işleme benzer:

· Evlenme: toplama,

· Ölüm: çıkarma,

· Aşk: çarpma,

· Miras: bölme

işlemi gibidir.

Yani Yunus Emre’nin dediği gibi:

Ana rahminden çıktık pazara

Bir kefen aldık, döndük mezara

Olay bundan ibarettir. Onun için insan olarak, ana görevimiz sadece yaşamak değil, aynı zamanda da yaşatmaktır. Nitekim Allah: “Hanginizin daha iyi iş işleyeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O’dur.” (Mülk/2) buyurmaktadır.

Hâfız-ı Şîrâzî bu hassasiyeti şöyle ifade etmektedir:

Yâdında mı doğduğun zamanlar?

Sen ağlar idin, gülerdi âlem;

Öyle bir ömür sür ki olsun,

Mevtin sana hande, halka mâtem.

Bilindiği üzere, insanın her fiili değerlendirilmekte, silinmez olan Defter-i Kebir’de yerini almaktadır. Hayat, yaptığımız tercihlerin toplamıdır. Unutmamak gerekir ki, onu güzel veya çirkin yapan insanoğludur.

Konuyla ilgili merhum Necip Fazıl da:

Tam otuz (ben de 87) yıl saatim işlemiş, ben durmuşum;

Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum…

demektedir.

Hemen belirtelim ki, yaşamanın gayesi faydalı işler yapmak, fazilettir. Fazilet de iyilik yapma gayretidir. Malum, atasözünde ‘dünya bir gemi, akıl yelkeni, fikir dümeni, kolla kendini, göreyim seni’ denir.

Hayatın değerli olabilmesi için, şerre fren, hak olana destek olmalıdır. Merhum Abdurrahim Karakoç’un yazdığı gibi:

Tek arzum, emelim vatanda vahdet

Çalışır, didinir, ederim gayret

Son durak, son rütbe ya bir şehadet

Ya gazi olurum, diyene kurban

Bu sebeplerle, hak yolda yürüyüşümüz ve mücadelemiz kesintisiz devam etmektedir. Yanlışa asla evet demedik. Yorgunluk duymadık, hakkın yanında dik durduk. Yokuşlarda susadık ancak duruşumuzu bozmadık. Bazen üzüldük ama kıvrım kıvrım akan suları aşmaya çalıştık. Zira: “… Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’âm/162) Merhum Abdurrahim Karakoç’un dediği gibi, biz de:

Ben milletim uğruna adamışım kendimi,

Bir doğrunun imanı, bin eğriyi düzeltir.

Zulüm Azrail olsa, hep Hakk’ı tutacağım

Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.

diyoruz. Eyvallah…

Mücadelemizin temelinde iman yatmaktadır. Çünkü: “İman hem nurdur, hem kuvvettir. Hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir.” (B. S. Nursi)

Yine Abdurrahim Karakoç, hislerimizin tercümanı olmuş:

İman kaynağımdır, tevhid havuzum

İslam’ın dışında arama beni.

Muhammed’ül-Emin tek kılavuzum

Putların peşinde arama beni.

Bütün ömrümüzde her yaptığımız, i’lâ-yi Kelimetullah içindir. Bizi üzenler de olmasına rağmen sevenlerimiz ziyadedir. Zira 1969 yılında siyasi mücadelemize;

Kör dünyanın göbeğine

Hak yol İslam yazacağız.

Kuşların göz bebeğine

Hak yol İslam yazacağız.

*

Yola, ağaca, pınara

Esen yele, yağan kara

Yağmur yüklü bulutlara

Hak yol İslam yazacağız

*

Koç burcuna, yay burcuna

Bebeklerin avucuna

Minarelerin ucuna

Hak yol İslam yazacağız. (A. Karakoç)

diyerek başladık.

Elhamdülillah, engellemelere rağmen, yolumuzdan sapmadık. Her yerde, her zaman mazlumun yanında, zalimden uzak durduk. Yanlış yapanları yerdik, doğru iş yapanları da alkışladık. Asla ‘Adil Düzen’den ayrılmadık, bunu da muannit siyaset erbabına anlatamadık. Ayrıca siyasi taassup içinde olanlara da doğruyu anlatamadık. Unutmamak gerekir ki, yaşadığın bugünün tekrarı yoktur.

Sonuç olarak deriz ki:

· Terk ettiğin her hayır, ruha, imana çalım atmaktır.

· “Ulu çınarlar, fırtınalı diyarlarda yetişir.” (Cemil Meriç)

· Taklitçinin şahsiyeti olmaz.

· “Tarih geçmişi anlatır, bugünü öğretir, gelecek hakkında fikir verir.”

· İnsanların çoğu altın beklediği için, gümüşü görmez.

· Siyasetçi gelecek seçimleri, devlet adamları ise gelecek nesilleri düşünür. (J. F. Clarke’a atfedilen söz)

· Kuyunun dibindeki kurbağa, gökyüzünü kuyunun ağzı kadar sanır (Çin atasözü), gökyüzünün genişliğini, sınırsızlığını anlayamaz.

· Beşerin zekâsı paraşüt gibidir. Zamanında ve yerinde açılmazsa işe yaramaz.

· “Ar ve hayâ iman ile arkadaştır. Biri gidince diğeri de gider.” (Hadis)

· Göklere yükselmeyen iman, yerlerde sürünmeye mahkûmdur. Günümüzde olduğu gibi…

· “Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; / Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.” (N. Fazıl)

Mücadelede, yorulmadan zafer beklemek boşunadır, buna inandık. Sevenlere, sayanlara, kucak açanlara, bizimle hemdert olanlara selam olsun…

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.