GÜNCEL

Biz Bu Hâle Nasıl Geldik?

|
13 Görüntüleme
Biz Bu Hâle Nasıl Geldik?
Bu tür bir olay, sadece kabul edilemez değil, aynı zamanda hem ahlaki hem de hukuki açıdan derin bir çöküşün göstergesidir. Bir "eğitim" kisvesi altında gerçekleştirilen şiddet, hiçbir değerler sistemiyle veya pedagojik yaklaşımla izah edilemez.
İşte bu vahim duruma dair, talep ettiğiniz sertlikte bir değerlendirme:
Eğitimin Değil, Şiddetin Faili: Bir "Hoca"nın İflası
Bir çocuğa el kaldırmak, hele ki bunu bir "öğretici" sıfatıyla, bir kutsal metin eğitimi ortamında yapmak; sadece bir insanın fiziksel bütünlüğüne değil, o çocuğun ruhuna ve temsil edildiği iddiasındaki değerler bütününe vurulmuş en ağır darbedir.
Ortada bir eğitim metodu değil, düpedüz acizliğin ve vicdan yoksunluğunun bir dışavurumu vardır. Bir çocuk, korkuyla diz çöktürülerek değil, şefkatle ve bilgiyle eğitilir. "Hocalık" unvanını sadece bir unvan olarak taşıyan, ancak kendi öfkesini yönetmekten aciz olan bu kişilerin, en savunmasız varlıklar olan çocukların başında bulunması, sistemin en büyük ayıbıdır.
Şiddeti meşrulaştıran, "eti de kemiği de senin" gibi ilkel ve zalimce anlayışları günümüze taşıyan her zihniyet, en az o şiddeti uygulayan kişi kadar suçludur. Eğitim, bir tahakküm kurma aracı değildir. Eğer bir kişi, bir çocuğa sözle, sevgiyle ve mantıkla yaklaşamıyorsa, o kişinin elinden sadece o çocuk değil, "eğitici" sıfatı da derhal alınmalıdır.
Bu, bir disiplin sorunu değil, vicdani bir çürümedir. O çocuğu korumakla yükümlü olanların, o şiddete göz yumması veya bunu bir "yöntem" olarak görmesi, vicdanın tamamen sustuğunun kanıtıdır.
Bu ve benzeri zihniyetlerin eğitim kurumlarından temizlenmesi, vicdanlı bir toplum olmanın namus borcudur. Şiddetle hiçbir "bilgi" öğretilemez; öğretilen tek şey, korku ve travmadır. Bu, eğitim değil, nesilleri zehirlemektir.

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.