Bekir Fevzi Yıldırım Gazeteci-Yazar
Bekir Fevzi Yıldırım Gazeteci-Yazar

Hiç kimse kimsesiz kalmasın!

Yayınlanma: 19 Mart 2016

Bu sene Diyanet İşleri Başkanlığının Ramazan Sloganı "Hiç kimse kimsesiz kalmasın"

 

Her yerde belediyeler başta olmak üzere bu sloganı bazı resimlerle beraber afiş olarak görüyoruz. Acaba gerçekten hiç kimse kimsesiz kalmıyor mu?

Huzurevindeki yaşlılar başta olmak üzere evlerinde ölümü bekleyen kaç tane yaşlıyı ziyaret edip elini öpüp hal ve hatırlarını sorup ihtiyaçlarını giderdik.

Yetiştirme yurtlarında veya evlerinde ilgi bekleyen yetimleri kaç defa ziyaret edip, evimize alıp, çocuklarımıza kardeş yapıp, başlarını okşayıp ihtiyaçlarını giderdik.

Yolda gördüğümüz engelliyi görmemezlikten mi geldik yoksa en azından karşı kaldırıma geçmesini mi sağladık.

Hangi derde derman olduk.

Vatanlarından aylardır uzakta olan ve mülteci olarak şehrimizde kalan suriyeli kardeşlerimizden cami önünde dilenenlere yüzüne bakmadan bozuk paramızı vererek vicdanımız mı rahatladı.

İhmal ettiğimiz yakınlarımıza ne kadar sahip çıktık.

Baba dostlarımızı ne kadar yıl oldu arayıp ziyaret ettik...

Komşuluğumuz samimi değil. İntiharlar artıyor.
Yardımlar samimi değil... Veren el alan eli incitiyor.
Çocuklar gibi saf ve temiz olamıyoruz. Biz birbirimizi karşılıksız sevemiyoruz.
En küçük bir problemde bile hemen birbirimizin açığını bulmaya çalışıyoruz. Sevgimiz, sevdamız, dostluğumuz, komşuluğumuz, her şeyimi pamuk ipliğine bağlı. o yüzden küçücük hatalarda bile iplik kökünden kopuyor.

Birbirimize bakışlarımız samimi değil. Gülüşlerimiz samimi değil. Sarılışımız samimi değil.
Anne evlada şefkatinde samimi değil. Evlat anneye sevgisinde samimi değil. Büyükler küçüklere sevgisinde samimi değil. Küçükler büyüklere saygısından samimi değil.
Davranışlarımız samimi olmayınca huzurumuz da olmuyor.
Evlerimiz büyüdü fakat ailelerimiz küçüldü.
Artık daha rahatız ama zamanımız az.
Öğrenim seviyemiz arttı fakat anlama yetimiz azaldı. Daha fazla bilgili olmamaıza
rağmen, daha zor karar veriyoruz.
Daha fazla uzmanız fakat daha fazla sorunluyuz.
Daha fazla tedaviye rağmen daha az sağlıklıyız.
Aya gidip gelerek onca yolu kat ettik ama caddeyi geçip yeni komşumuzla tanışmakta geciktik.
Daha fazla üretelim diye yeni bilgisayarlar geliştirdik fakat
daha az iletişim kurmaya başladık.
Fast food ve uzun sindirim zamanı.
Anlamlar büyük fakat karakterler küçük.
Kârlar yüksek ama ilişkiler yüzeysel...

Yine yaşlılar, yetimler, dullar, engelliler kimsesiz...

İntiharlar, cinayetler artıyor.

Boşanmalar had safhada...

Yetkili ve etkililer ne kadar samimi...

Seçilmiş ve atanmışlar bu konuda ne kadar samimi...

Biz ne kadar samimi miyiz?

Yorum Yazın