Din Görevlileri Sendikası açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Din İşleri Başkanlığı’nın mevcut yasasının değiştirilmesine yönelik on iki yıldır sürdürdüğümüz mücadele ve çalışmamız geçtiğimiz hafta başarıyla sonuçlanmıştır.
Din İşleri Dairesinin işleyişine yönelik taleplerimizin birçoğu yasada yer bulamamış olsa da, sendika olarak üyelerimizin hak ve hukukunu korumaya özen gösterdik. Sonuç olarak; 15-20 yıldır geçici çalışan din görevlileri, bu yasayla daha insani çalışma şartlarına kavuşmuştur. Bu yasa değişikliği ile Din İşleri Dairesinin daha istikrarlı ve şeffaf bir kurum haline geleceğine, hizmet kalitesinin artacağına inanıyorum.
Din Görevlileri Sendikası olarak kurulduğumuz günden bu güne, her zaman çalışan kesimin yanında olmaya özel önem gösterdik. İşçi, emekçi haklarıyla ilgili iyileştirici adımlara hangi sendikadan olursa olsun hiçbir ayrım gözetmeden destek olduk, asla ideolojik saplantılarla hareket etmedik. En sert eleştirilere, en uç yaklaşımlara bile yapıcı üslupla cevap vermeye özen gösterdik.
Bu özenli ve ilkeli duruşumuz yanlış anlaşılmış olacak ki, toplum nazarında itibarı yerle yeksan olmuş 12 sivil toplum örgütünün bir araya getirdiği 13 kişilik bir grup, komiteden bütün siyasi partilerin oybirliğiyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisinden oy çokluğuyla geçen Din İşleri yasasına karşı olduklarını belirterek, kirli cümleler kurmuş, kendi bilinçaltlarında yaşadıkları çatışmaları yansıtan, ifşa eden ifadeler kullanmışlardır.
● Söz konusu grup tarafından yapılan ve basına yansıyan açıklamalarda Din İşleri Dairesi (Değişiklik) Yasası’nın amacının Sünni-İslamlaştırma olduğu savunulmakta ve buna itiraz edilmektedir. Kıbrıs Türk Halkı tarih boyunca zaten Sünni- İslam anlayışını benimsemiştir. Mesela Kıbrıs’ta İran modeli bir İslam anlayışı hiç olmamıştır. İstenen nedir? Neyin peşindeler? Nasıl bir İslam istiyorlar? Açık açık belirtirlerse ona göre yaklaşımımızı belirleriz.
● İtiraz ettikleri başka bir hususta, Din İşleri Yasasındaki değişikliklerin anayasanın birçok ilkesine aykırı olduğuna ilişkindir. “Birçok” ifadesiyle meçhul bir yaklaşım sergilenerek, algıda muğlaklık oluşturulmaya çalışılmaktadır. Ancak bunların hangileri olduğundan söz edilmemektedir.
● Din İşleri Yasasının değiştirilmesinin Laikliğe aykırı olduğu savunulmakta, kafalarında kurguladıkları Laiklik tanımı üzerinden sonuca gidilmekte, demokrasiden, vicdandan ve insan haklarından uzak bir yaklaşımla, yasayı okumadan aynı nakaratları tekrarladıkları görülmektedir. Bu yaklaşımlar tarafımızca kötü niyetli, çağdaş olmaktan uzak davranış kalıpları olarak algılanmaktadır.
● Yasanın yurt dışından din görevlisi getirmeyi öngördüğünü ileri sürerek, gerçeklikten kopuk söylemlerle kendilerince eleştiri yapmaktadırlar. Hâlbuki yasa yurtdışından görevli getirmeyi kurala bağlamakta ve sınırlamaktadır.
● “Yasanın halkın dini inanç ve kültürüyle bağdaşmadığı” şeklindeki ifadelerle halkımıza ve halkın kültürüne ne denli yabancı olduklarını göstermişlerdir.
● Hem yasal düzenlemeye karşı çıkıp hem de gericiliğe ve yobazlığa karşı mücadeleye devam edeceklerini iddia etmektedirler. Bu ruh hali gericiliğin ve yobazlığın en yalın halidir. Bu halleriyle Sakallı Celalin dediği gibi “Doğuya giden geminin güvertesinde batıya koşar” bir görüntü sergilemektedirler.
Söz konusu grupta yer alanların hizmet üretmek, sorun çözmek, çıtayı daha da yükseltmek, geleceği daha iyi inşa etmek gibi huylarının olmadığını, birçoğunun “piyasa koşulları” uygun olduğunda ortaya çıkan örgütler olduğunu halkımız çok iyi bilmektedir. İçlerinden bazılarının hemen her konuya, bilimsellikten uzak, itici ve bayağı yaklaşımlarla, kin ve nefret yayan habis urlarını kustuklarını yine halkımız çok iyi bilmektedir. Ne denli seviyeyi düşürdükleri bizlerin de hafızasında dün gibi tazeliğini korumaktadır.
Din Görevlileri Sendikası yöneticileri olarak bizler, bu grupları bugüne kadar muhatap almaya değer bulmadık, çürümüşlüğün verdiği koku olarak gördük, kafamızı çevirip uzaktan dolaştık. Bu davranışımız pasiflikten ve korkaklıktan değil, mensubu olduğumuz asil milletimizin engin hoşgörüsünün yansımasıdır. Her şeyin olduğu gibi sabrın da bir sınırı vardır. Sabrımız zorlandığı için asaletimizi ve vakur duruşumuzu bozmamaya özen göstererek hak ve hakikat’i çiğnetmemek için birkaç cümle de olsa değerlendirme gereği duyduk.
Din işleri Yasasının değiştirilmiş olmasını sindiremeyenler içerisinde eğitim ve basınla ilgili sendikanın da bulunması eğitim ve basın camiası adına üzüntü vericidir. Eğitimcilerin, basın emekçilerinin sorunlarına uzun vadeli çözüm aramak yerine, marjinal söylemlere yönelen, kin ve nefret diline sarılan; sorun üreterek, ürettikleri sorunlardan beslenmeyi alışkanlık haline getiren sendika yöneticilerinin bu kafa yapısıyla ne üyelerine ne de memlekete katma değer sağlamaları mümkün değildir.
Bu nedenle bunların sendikamızın on yılı aşkın süredir bin bir emekle elde ettiği yasal düzenlemeye, çalışanlarımıza sağlanan küçücük rahatlamalara bile tahammül edemeyecek kadar ruh sağlıkları bozuk olduğu görülmektedir. Ruh sağlığı yerinde bir sivil toplum örgütü olsalardı, çalışanlar adına yasanın hazırlanmasında, bu hale gelmesinde ve meclisten geçmesinde emeği olan herkese teşekkür etmeleri gerekirdi.
Sendikamız her koşulda çalışanlarımızın haklarını savunmaya devam edecek, üyelerimize, ülkemize ve insanımıza hizmet etmekten bir an bile geri durmayacak, ayrıştırıcı ve çatıştırıcı anlayışa teslim olmayacak, hem üyelerimizin hem de ülkemizin birlik ve beraberliğini sağlamlaştırıcı harç görevini sürdürecektir.
Bu vesileyle;
• Din İşleri Dairesi Yasasının hayata geçmesini sağlayan Başbakan Hüseyin Özgürgün’e,
• Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’a,
• Yasanın Meclis gündemine gelmesini, komitede görüşülmesini ve oy birliğiyle geçmesini sağlayan, meclis genel kurulunda büyük emek veren Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri Dursun Oğuz’a, Komite Başkanı Ahmet Kaşif’e,
• Milletvekili Mustafa Arabacıoğlu’na, Komite Üyesi Ergun Serdaroğlu’na,
• Yasanın komiteden oy birliğiyle çıkmasında ve şekillenmesine büyük katkı koyan Komite As Başkanı CTP Milletvekili Ahmet Gülle ve Komite Üyesi CTP Milletvekili Erkut Şahaliy’e,
• Meclis Genel Kurulunda Yasanın geçmesi yönünde oy kullanan ve yapıcı yaklaşım sergileyen Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve Demokrat Parti (DP) Milletvekillerine,
• Desteklerini esirgemeyen Bağımsız Milletvekillerine,
• Meclis ve Meclis dışından yasaya katkı koyan teknik ekibe ve diğer komite üyelerine,
• Yasanın şekillenmesinde, hayata geçmesinde desteğini esirgemeyen ve her zaman yanımızda yer alan Hür-İş Federasyonu Başkanı Yakup Latifoğlu’na,
• Bin bir emekle Cumhurbaşkanlığı makamına sevk edilen yasa değişikliğini bekletmeden onaylayacağına inandığımız Cumhurbaşkanımız Sayın Mustafa Akıncı’ya şahsım ve camiam adına en içten teşekkürlerimi sunarım.
Yasa değişikliğinin üyelerimize ve insanımıza hayırlar getirmesini, hayırlı hizmetlere vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim."
Süleyman Çakır
Din Görevlileri Sendikası Başkanı

Yorum Yazın