Ahmet  Bulut
Ahmet Bulut

Hatıralar - 2

Yayınlanma: 22 Aralık 2018

KEFENİ NİYE ÜTÜLEMEDİN?

1986 yılında Brüksel’ de Din görevlisi iken bir gün, yirmi iki yaşındaki biricik oğlunu elim bir trafik kazasında kaybeden 60 yaşlarında yüksek mimar mühendis bir beyefendi beni oğlunun cenaze merasimine davet etti. Hatta cenaze için gerekli olan bütün malzemeleri almamı rica etti. Ben de evladını kaybeden babanın üzüntüsünü dikkate alarak kefen ve cenaze yıkamada kullanılacak bütün malzemeleri satın alıp götürdüm.

Kefeni biçmeye başlayınca, beyefendi hiddetle bağırıp çağırmaya başladı;

—Ahmet Bey! Ahmet Bey! Ne yapıyorsunuz? Oğlumu bu adî beze mi saracaksınız? İnsan daha kaliteli bir kumaş alır, terziye verir, etrafını güzelce diktirir, ütületir. Ben bunları hakaret kabul ediyorum. Bu paçavraya oğlumu sardırmam!

Baktım ki adam, Avrupa’ da cenaze merasiminin dini törelerimize uygun yapılması için din görevlisi olarak beni davet etmiş ama maalesef cenaze ve kefenleme vsr usüllerini hiç bilmiyor. Bu sebeple kendisine;

—Beyefendiciğim! Anlıyorum, acınız büyük! Bu bez parçasını oğlunuza yakıştıramadınız. Ancak bilmelisiniz ki, siz nasıl kendi mesleğinizin uzmanı iseniz; ben de bu mesleğin uzmanıyım. Bu bez en kaliteli kefen bezidir. Üstelik kefen dikişsiz, nakışsız, ütüsüz olur. En sevdiklerimiz bile olsa ölüler; bu dikişsiz, nakışsız, ütüsüz, kalitesiz birkaç arşın beze sarılarak son yolculuğuna uğurlanır” demek zorunda kaldım.

Daha sonra bu olayı o dönem Belçika'da görevli meslektaşlarıma anlatırken " Arkadaşlar, bölgenizde cenaze olursa kefeni ütülemeyi unutmayın, aksi halde benim gibi fırça yersiniz" diyerek latife yaptım... Ahmet BULUT-Emekli Müftü

Bu Makale  Sayaç defa okundu

Yorum Yazın