Tarih, bazen kalemle yazılır ama Türk tarihinde tarih, daha çok "tuğ" ve "kös" sesiyle yazılmıştır. Bugünlerde bir güruh türedi; kendi tarihine yabancı, kendi sesine sağır, kendi kimliğine düşman... Neymiş? Mehter Türk müziği değilmiş! Bu iddiayı ortaya atmak için ya zifiri bir cahillik içinde boğulmak ya da bu milletin özüne karşı bilinçli bir nefret beslemek gerekir.
Orhun’dan Tuna’ya Bir Uyanışın Sesi
Türk askeri müziğinin izini sürmek için çok uzağa, Orhun Kitabeleri’ne bakmak yeterlidir. Henüz Anadolu’nun kapıları tam açılmamışken, bozkırın ortasında yankılanan "kübürge" (davul) sesi ve dalgalanan "tuğ" kavramı, bugünkü mehterin ana rahmidir. Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubad’ın Osman Gazi’ye gönderdiği tabl ve alem, sadece bir hediye değil; bir devletin doğuş müjdesi ve bağımsızlık nişanesidir. O gün o davul çalındığında, sadece bir müzik başlamadı; cihanşümul bir devletin ayak sesleri dünyaya duyuruldu.
Dili Türkçe, Ruhu Türk!
Mehterin Türk müziği olmadığını söyleyenler, herhalde icra edilen eserlerin güftelerine hiç kulak kabartmamışlar. "Ey kahraman Türk milleti" diye başlayan, her notasında Orta Asya’dan Balkanlar’a uzanan o eşsiz makam yapısını barındıran bu sanat, Türk ruhunun ta kendisidir. Batı’nın dev bestecileri Mozart ve Beethoven bile bu müziğin heybetinden etkilenip "Türk Marşı" bestelerken; içimizdeki bu "cahil güruh"un mehteri dışlama çabası, ancak bir aşağılık kompleksinin ürünü olabilir.
Siz Kiminsiniz?
Mehter bizimdir; Hunlarındır, Göktürklerindir, Selçuklunundur, Osmanlınındır ve ilelebet Türkiye Cumhuriyeti’nindir. Eğer mehter sizin değilse, o heybetli vuruşlar kalbinizi titretmiyorsa, o ezgilerde kendi ceddinizi bulamıyorsanız; o vakit sormak gerekir: Siz kiminsiniz? Hangi toprağın mahsulü, hangi rüzgarın savurduğu yapraklarsınız?
Tarihi çarpıtmakla, köklere saldırarak aydın olunmaz. Olunsa olunsa, kendi tarihine kör birer mankurt olunur. Mehter, bu milletin varlık senedidir; onu inkar etmek, Türk’ün bu topraklardaki imzasını inkar etmektir.
#TürkKültürü #MehterMarşı
Yorum Yazın