Başbakanlık Başdanışmanı Necdet Subaşı, yıllardır laikliği din karşıtlığı olarak niteleyen devletin, kurumlara şüphe ile yaklaşması sonucu, cemaat ve tarikatların kendilerini gizlediğini bunun da İslam'a zarar verdiğini söyledi.
İstanbul Düşünce Vakfı'nın düzenlediği Türkiye'de Dini Yapılar, Cemaat, Tarikat ve Diyanet konulu programa konuşmacı olarak katılan Subaşı, insanların artık aile içinde bile dini konuları birbirleriyle konuşmaya çekinir hale geldiğini vurguladı.
Tekke ve Zaviyeler kanunu ile dini yapılar üzerinde büyük bir baskı kurulduğunu hatırlatan Dr. Subaşı, “1980 yılına kadar ana dini cemaatler Süleymancılar, Nurcular ve Milli Görüş çizgisinden geldi. Hiçbir zaman dini akımlar devleti kendilerine düşman bellemedi. Yalnız kendilerine yapılan baskılara karşı devlete küstü. Süleymancılık ve Nurculuk, gizli teşkilatlanmayı yeğlerken, siyasi bir akım olan Milli Görüş akımı açıktan meşruiyet arayışına gitti. Devlet o gün Milli Görüş'ü sindirmek için her türlü engellemeyi yaptı” dedi.
Günümüzde cemaatlerin, tarikatleşme, tarikatlerin ise cemaatleşme eğiliminde olduğuna vurgu yapan Subaşı, “Cumhuriyetin kurulması ile toplumun dini kalıpları değiştirildi. Kur'an okuma ve öğrenme bile yasaklandığı Süleymancılar Kur'an eğitimini sürdürmek için kurslar, Nurcular ise mektepler açtılar. 1980'e kadar dini yapıların devletle bağı kopmadı. Daha sonra İslami akımlar yurtdışından beslenmeye başladı. İran devrimi sonrasında laik devlete karşı tağut, belam gibi söylemler artmaya başladı” şeklinde konuştu.
Milli Görüş Lideri Erbakan'ın bütün cereyanlara karşı, taraftarlarını sistem içinde tutmak için yoğun çaba harcadığına vurgu yapan Subaşı, “15 Temmuz'da dini yapılar devleti, milleti, bayrağı ve vatanı sahiplendiler. Ancak devletin din ile mesafesini bir an önce belirlemesi gerekiyor. Devlet din ve dini kurumlarla ilişkisini netleştirmezse, Aczmendiler, Hizbullah, FETÖ veya yeraltına inen terör örgütlerine yol verir” dedi.
Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Kemalizm'in topluma sıcak gelmediğini belirten Subaşı, “Katı Kemalizm uygulamaları dini yapıları da sertleştiriyor. Dini yapılar açıktan faaliyet gösteremediği için insanlarımız, din ile ilgili birkaç kelime etti diye art niyetli insanların peşine takılıyor. FETÖ yüzünden artık insanlarımız himmet, hizmet, sadaka kavramını ağzına alamıyor, Hizbullah gibi yapılar yüzünden, Cihad kavramı dejenere edildi. DEAŞ yapısı hilafet, devlet kavramı tartışılamıyor. Bütün bu yapılar İçerde insanımızı dinden uzaklaştırırken, batıda da İslamofobiye kaynaklık ediyor. Bu yapılar toplumun inanç genleri üzerinde bir dönem Moğolların, Haçlıların, milli mücadelede Yunan ve batılıların yaptıklarından daha fazla tahribat yapıyorlar. FETÖ ve DEAŞ İslam ile irtibat kurmak isteyen Batılılarla ilgili en az 20 yıl darbe vurdu” diye sözlerini sürdürdü.

Yorum Yazın