Göz göre göre gelen bir felaketin ortasındayız ve ülkeyi yönetenler hâlâ kürsülerden parmak sallayıp "En az üç çocuk!" masalı anlatıyor.
Hangi evde büyüyecek o üç çocuk? Hangi maaşla doyacak? Hangi odada uyuyacak?
Gerçeklerle bağı kopmuş bir siyasi anlayış, masallarla ülke yönetmeye çalışıyor. Bir yanda vatandaşa üreme talimatı veren görkemli söylemler, diğer yanda müteahhit çetelerinin insafına terk edilmiş, TOKİ’nin "kutu kutu" hapsettiği betondan zindanlar... Türkiye’nin acı tablosu tam olarak budur.
Sormak gerekiyor: Siz kimi kandırıyorsunuz?
Özel sektörün kâr hırsıyla 45 metrekarelik 1+1’leri "rezidans" diye kitlemesini anlarsınız; vahşi kapitalizmin doğası budur. Peki bu ülkenin Sosyal Konut Kurumu olan TOKİ ne iş yapar? Vatandaşın barınma hakkını koruması gereken devlet, 75 metrekarelik 2+1’leri "sosyal müjde" diye sunuyor. Beş kişilik bir aileyi o kümeslere mahkûm edip, sonra da sokaklarda "Aile yapımızı koruyoruz" nutukları atamazsınız! O daracık beton kutularda aile yapısı değil, ancak insan onuru ezilir.
Gençler evlenemiyor. Kiralar maaşları yutmuş durumda. Bir çiftin başını sokacak bir ev bulması bile mucizeyken, hangi cesaretle insanlara çocuk yapın diyebiliyorsunuz? Bırakın üç çocuğu, tek bir çocuğun bezi, maması, eğitimi bir ailenin belini bükmeye yetiyor.
Üstelik bu sorumsuzluğun faturası sadece bugüne değil, doğrudan bu ülkenin geleceğine kesiliyor.
Doğum oranları çakıldı, nüfus hızla yaşlanıyor. Yarın bu fabrikalarda kim çalışacak? Bu tarlaları kim ekecek? SGK sistemini ayakta tutacak genç iş gücü nerede? Bugün gençlerin sırtından finanse edilen emeklilik sistemi, yarın tamamen çöktüğünde o emekli maaşlarını kim ödeyecek?
Siz bugün gençleri evsizliğe, güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkûm ederek aslında bu ülkenin yarınını harcıyorsunuz.
Yaşlanan bir Türkiye, sağlık sisteminin altında ezilen bir Türkiye demektir. Hastanelerde randevu bulunamayan bugünleri bile mumla arayacağımız bir geleceğe doğru koşar adım gidiyoruz. "Daha az çocuk" demek; yarın kapanan okullar, boşalan sınıflar, çöken bir ekonomi ve gençliğini kaybetmiş bir ülke demektir.
Siyasi iktidar artık anlamalıdır: Popülist sloganlarla nüfus politikası yürütülemez.
İnsanlara "çocuk yapın" demek bedavadır. Zor olan; o çocukların haysiyetiyle yaşayabileceği konutları inşa etmek, nitelikli eğitimi ücretsiz sunmak, gençlere insanca yaşayabileceği bir gelir kapısı açmaktır.
Sorumluluk almaktan kaçıp suçu vatandaşa atamazsınız. Gençlerin önündeki ekonomik barikatları kaldırmadan, TOKİ’yi rant projesi olmaktan çıkarıp gerçek bir sosyal konut hamlesine dönüştürmeden atacağınız her nutuk, kâğıt üzerinde kalmaya mahkûmdur.
Çocuk yapın diyenler önce aynaya baksın. Bu ülkenin çocuklarına daracık kutuları ve karanlık bir geleceği reva görenlerin, yarınlar hakkında söz söylemeye hakkı yoktur.
#KonutKrizi #NüfusPolitikası
Yorum Yazın