Bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda uzun süre düşündüm.
Çünkü kurban organizasyonu yapan, yıllardır bu işi samimiyetle ve hakkıyla yürüten dernekleri, vakıfları ve gönüllü kuruluşları töhmet altında bırakmak istemedim.
Ancak bu yıl Afrika’da, birkaç dostumuz ve akrabamızla birlikte kurbanlarımızı kestirmek için bulunduğumuz sırada karşılaştığımız manzara, bu konuyu görmezden gelmemize izin vermedi.
Çünkü mesele yalnızca para değil.
Mesele kurban.
Ve kurban, herhangi bir ticari ürün değildir.
4.500 TL'ye kurban mı, ucuz et ticareti mi?
Bölgede kurban organizasyonu için para toplayan bazı kişilerle karşılaştık.
Kişi başı yaklaşık 4.500 TL civarında kurban bedeli talep ediliyor. İnsanlar da doğal olarak, “Kurbanım ihtiyaç sahibine ulaşacak, ibadetimi yerine getirmiş olacağım” düşüncesiyle parasını teslim ediyor.
Fakat işin nasıl yürüdüğünü sorduğunuzda karşınıza bambaşka bir tablo çıkabiliyor.
Bazı kişiler, kendilerine teslim edilen kurban bedeliyle daha düşük bir maliyet üzerinden hayvan temin ediyor, kesimi gerçekleştiriyor ve kalan kısmı ticari kazanç olarak değerlendiriyor.
Daha da çarpıcı olanı ise şu:
“Biz ticaret yapıyoruz. Kurban değil, et satıyoruz.”
Eğer gerçekten mesele buysa, ortada ciddi bir sorun vardır.
Çünkü bir insan size “kurban bedeli” veriyorsa, sizden yalnızca birkaç kilo et satın almıyor.
Size bir emanet teslim ediyor.
O paranın arkasında bir ibadet niyeti, bir adak, bir vekâlet ve insanların Allah rızası için yerine getirmek istediği bir sorumluluk var.
Bunu sıradan bir ticari alışverişe dönüştürmek, meselenin ruhunu tamamen değiştirmektir.
Kesim videosu her şeyin kanıtı değildir
Bugün kurban organizasyonlarında sıkça kullanılan bir yöntem var:
Hayvan kesiliyor, birkaç saniyelik video çekiliyor ve kurban sahibine gönderiliyor.
Video geliyor.
“Hayvanınız kesildi.”
Peki ya sonrası?
Hayvan gerçekten kurban sahibinin vekâletiyle mi kesildi?
Kurbanlık hayvanın şartları uygun muydu?
Kaç kişi adına kaç hayvan kesildi?
Toplanan para ile yapılan organizasyon arasındaki fark nereye gitti?
Kesilen hayvan gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı mı?
Et gerçekten dağıtıldı mı?
Yoksa bütün mesele birkaç saniyelik bir video gönderip dosyayı kapatmaktan mı ibaret?
Bir video, güvenin kendisi değildir.
Video yalnızca bir görüntüdür.
Asıl mesele, o görüntünün arkasındaki organizasyonun şeffaflığı ve güvenilirliğidir.
“Ucuz kurban” yarışına dikkat
Burada vatandaş olarak hepimizin bir sorumluluğu var.
Kurban fiyatı 10 bin, başka yerde 8 bin, başka bir yerde 6 bin, başka bir yerde 4.500 TL...
Ve biz bazen hiç araştırmadan en ucuz olanı tercih ediyoruz.
Çünkü “Nasıl olsa kurban kesilecek” diye düşünüyoruz.
Hayır.
Kurban sadece hayvanın kesilmesinden ibaret değildir.
Kime vekâlet verdiğiniz, paranızı kime teslim ettiğiniz ve o organizasyonun nasıl yürütüldüğü de önemlidir.
Sırf birkaç bin lira daha ucuz diye, adını sanını bilmediğiniz bir organizasyona paranızı göndermek ciddi bir risk olabilir.
Çünkü sonunda iki şey birden kaybedilebilir:
Paranız ve kurbanınız.
Her dernek aynı değil
Burada özellikle bir ayrım yapmak gerekiyor.
Yıllardır sahada çalışan, gönüllüleri bulunan, hesap verebilirliği olan, faaliyetleri kamuoyunca bilinen, kurban organizasyonlarını düzenli ve şeffaf şekilde yürüten köklü kuruluşları bu eleştirinin dışında tutuyorum.
Çünkü işini hakkıyla yapan çok sayıda samimi kuruluş ve gönüllü var.
Örneğin çevrenizde güvenilirliği konusunda araştırma yaptığınız Sultan Derneği, İFAM, Hayder Care gibi uzun süredir faaliyet gösteren kuruluşlar tercih edilebilir.
Ancak burada da temel prensip değişmiyor:
İsim yeterli değildir. Araştırmak gerekir.
Faaliyetlerine bakın.
Sahadaki çalışmalarını inceleyin.
Organizasyonun nasıl yapıldığını sorun.
Kurbanın nerede, nasıl ve kimlerin vekâletiyle kesildiğini öğrenin.
Mümkünse geçmiş yıllardaki çalışmalarını ve dağıtımlarını inceleyin.
Çünkü kurban “et” değildir
Bence bütün mesele tam olarak burada düğümleniyor.
Kurbanı yalnızca “et” olarak gören bir anlayışla, kurbanı bir ibadet ve emanet olarak gören anlayış aynı şey değildir.
Bir tarafta:
“Parayı aldım, daha ucuza hayvanı buldum, kestim, aradaki fark benim ticari kazancım.”
mantığı olabilir.
Diğer tarafta ise:
“Bana bir insanın ibadetini yerine getirme sorumluluğu teslim edildi.”
anlayışı vardır.
Bu ikisinin arasındaki fark, birkaç bin lira değildir.
Vicdandır.
Bu yazıyı neden yazıyorum?
Bu yazıyı kimseyi karalamak için yazmıyorum.
İşini hakkıyla yapan dernekleri zan altında bırakmak hiç istemiyorum.
Tam tersine, onların emeğinin de korunması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü birkaç kişinin yaptığı yanlış veya şüpheli uygulamalar yüzünden yıllardır sahada çalışan, kendi imkânlarıyla insanlara ulaşan samimi kuruluşların da güven kaybetmesini istemiyorum.
Fakat susarsak başka bir şeyi de yapmış oluruz:
İnsanların iyi niyetinin istismar edilmesine sessiz kalmış oluruz.
Kurban Bayramı geldiğinde insanlar “Bu yıl bir kurban da Afrika'da kestireyim, bir ihtiyaç sahibinin yüzü gülsün” diyerek parasını gönderiyor.
Bu çok güzel bir niyet.
Ama güzel niyet, araştırma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Tam tersine, emanet ettiğiniz şeyin hesabını sormayı gerektirir.
Birkaç bin lira için kurbanınızı riske atmayın
Benim çağrım çok basit:
Kurbanınızı kime teslim ettiğinizi araştırın.
Sadece fiyatına bakmayın.
Sadece sosyal medyadaki birkaç videoya bakmayın.
Sadece “Afrika'da kurban kesiyoruz” cümlesine güvenmeyin.
Kuruluşun geçmişine bakın.
Kimlerin çalıştığını öğrenin.
Sahadaki organizasyonunu araştırın.
Şeffaflığını sorgulayın.
Ve en önemlisi, “Neden diğerlerinden daha ucuz?” diye sorun.
Çünkü bazen ucuz olan şey gerçekten ucuz değildir.
Bazen ucuzluğun bedelini siz değil, emanet ettiğiniz kurbanınız öder.
Kurban bir ticari ürün değildir.
Bir insanın ibadetidir.
Bir vekâlettir.
Bir emanettir.
Ve emanet, en ucuz olana değil, en güvenilir olana teslim edilir.
Ben bu yazıyı biraz geç yazdım.
Ama gördüklerimizi içimize atıp susmak yerine, vicdanen rahat olmak adına yazmayı tercih ettim.
Kurbanınızı kime teslim ettiğinize dikkat edin.
Çünkü mesele yalnızca paranızın nereye gittiği değil.
Mesele, kurbanınızın gerçekten kurban olarak yerine getirilip getirilmediğidir.
Yorum Yazın