Türkiye'nin yıllardır çözemediği bir sorun var: Her yıl diplomalı gençler yetiştiriyoruz ama sanayide, tarımda, üretimde ve hizmet sektöründe çalışacak insan bulamıyoruz. Bir tarafta iş arayan milyonlar, diğer tarafta eleman bulamadığı için kepenk kapatmayı düşünen esnaf!
Peki bu çelişki nasıl ortaya çıktı?
12 yıl mecburi eğitim anlayışını sorgulamadan, her çocuğu aynı eğitim kalıbına sokarak!
Herkesi Üniversiteye Göndermek Başarı Değildir
Bugün bir gence “Ne olmak istiyorsun?” diye sorduğumuzda çoğu zaman ilk cevap üniversite oluyor. Çünkü toplum olarak yıllardır çocuklarımıza tek bir mesaj verdik: “Okumazsan adam olamazsın.”
Peki üniversiteye giden herkes iş bulabiliyor mu? Hayır.
Dört yılını, hatta daha fazlasını üniversitede geçiren gençler mezun olduklarında iş ilanlarında “en az iki yıl deneyim” şartıyla karşılaşıyor. Daha dün okuldan çıkan gençten yılların tecrübesini istiyoruz.
Bu nasıl bir düzen?
Genç, okulda yıllar geçiriyor. Mezun oluyor, iş bulamıyor. İş bulsa tecrübesi yok. Tecrübe kazanmak için işe girmesi gerekiyor, işe girmek için tecrübe gerekiyor.
Sonra da dönüp gençlere “Neden çalışmıyorsunuz?” diye soruyoruz.
12 Yılın Sonunda Ne Kazandık?
Çocuklarımızın en verimli yıllarını dört duvar arasında geçiriyoruz. Üretimden, zanaattan, meslekten, hayattan uzaklaştırıyoruz.
Bir çocuğun el becerisi var. Makineye ilgisi var. Tamir etmeyi seviyor. Üretmek istiyor. Ama sistem ona sürekli şunu söylüyor:
“Sen önce 12 yıl oku. Sonra üniversiteye git. Sonra belki bir iş bulursun.”
Bu anlayış, meslek sahibi olabilecek çocukları da diplomaya mahkûm ediyor.
Her çocuk akademik eğitim almak zorunda değildir. Her çocuğu üniversiteye hazırlamak, her çocuğu hayata hazırlamak anlamına gelmez.
Çıraklık Sistemini Bitiren Anlayış
Türkiye'nin güçlü bir çıraklık ve usta-çırak geleneği vardı. Gençler küçük yaşta meslek öğrenir, ustasının yanında yetişir, zamanla kendi işini kurardı.
Bugün ise birçok meslek dalında usta bulmak zorlaşıyor. Çırak yetişmiyor. Sanayide, oto tamircisinde, tesisat işinde, mobilyada, kaynakçılıkta ve daha birçok alanda eleman sıkıntısı yaşanıyor.
Bunun bütün sebebi eğitim sistemi değildir. Ücretler, çalışma şartları, iş güvenliği ve mesleklerin toplumdaki itibarı da önemlidir. Ancak şu gerçek ortadadır:
Çocukları üretimden uzaklaştıran, mesleki eğitimi ikinci plana atan bir sistem, ara eleman sorununu kendi elleriyle büyütür.
5 Yıl Yeter de Artar!
Benim önerim açık ve nettir:
12 yıl mecburi eğitim sona ermeli, temel eğitim 5 yıla indirilmelidir.
İlk beş yıl herkes için sağlam bir temel eğitim verilsin. Okuma, yazma, matematik, fen, tarih, vatandaşlık, ahlak ve hayat bilgisi…
Sonrasında çocuklarımızın yeteneklerine, ilgilerine ve hedeflerine göre farklı eğitim yolları açılsın.
Akademik eğitim almak isteyen yoluna devam etsin. Meslek öğrenmek isteyen mesleki eğitime geçsin. Çıraklık sistemine yönelen çocuk, hem eğitimini sürdürsün hem de bir ustanın yanında meslek öğrensin.
Üniversiteye gitmek istemeyen genci zorla üniversiteye hazırlamak hangi akla hizmettir?
Diploma Değil, Meslek Değeri
Bir ülkenin kalkınması yalnızca üniversite mezunu sayısıyla ölçülmez.
İyi yetişmiş bir elektrikçi, işini bilen bir tesisatçı, kaliteli üretim yapan bir kaynakçı, başarılı bir marangoz, deneyimli bir teknisyen ve işini hakkıyla yapan bir çiftçi de ülkenin kalkınmasında en az bir akademisyen kadar değerlidir.
Ama biz yıllardır bu insanlara “ara eleman” diyerek küçümsedik.
Oysa bugün birçok işletmenin ayakta kalmasını sağlayan, üretimi sürdüren, makineleri çalıştıran, evlerimizi yapan, araçlarımızı tamir eden bu insanlardır.
Ara eleman diye küçümsediğiniz insanlar, yarın ülkenin aranan ustalarıdır.
Gençlerimizi İşsizliğe Değil, Üretime Hazırlayalım
12 yıl okul, ardından dört yıl üniversite…
Toplam 16 yıl eğitim gören bir genç, hâlâ mesleksiz ve tecrübesiz kalabiliyorsa burada ciddi bir sistem sorunu vardır.
Gençlerimizin hayatından yıllar çalınırken, biz hâlâ diplomaları başarı ölçüsü sayıyoruz.
Artık bu anlayış değişmelidir.
Eğitim, çocuğu hayattan koparan bir bekleme salonu olmamalıdır. Eğitim, çocuğa bir gelecek kazandırmalıdır.
5 yıl temel eğitim, ardından yeteneğe göre meslek veya akademik eğitim!
Bu ülkenin daha fazla diplomalı işsize değil, daha fazla üreten, meslek sahibi, özgüvenli ve kendi ayakları üzerinde durabilen gençlere ihtiyacı var.
12 yıl mecburi eğitimi sorgulamak, eğitime karşı çıkmak değildir. Tam tersine, eğitimi gerçek amacına döndürme mücadelesidir.
Çocuklarımızın hayatını bir sınavdan diğerine, bir diplomadan diğerine sıkıştırmaktan vazgeçelim.
Onlara sadece diploma değil, meslek, tecrübe ve gerçek bir gelecek verelim.
Yorum Yazın