Göktürk KADIOĞLU
Göktürk KADIOĞLU

Kutsal İklimde Fahiş Fiyatlar: Suudi Arabistan Bahane, Bu Katlama Neden?

Yayınlanma: 25 Ağustos 2026
9 Görüntüleme
Kutsal İklimde Fahiş Fiyatlar: Suudi Arabistan Bahane, Bu Katlama Neden?
Hac, gücü yeten her Müslüman için ömründe bir kez ifa etmesi gereken bir ibadet. Keyfi bir tatil, lüks bir turizm organizasyonu ya da piyasa şartlarına bırakılacak bir serbest ticaret kalemi değil. Ancak son dönemdeki rakamlara bakıldığında, "gücü yetmek" kavramının tamamen anlamını yitirdiği, ibadetin neredeyse dar ve orta gelirli vatandaş için imkânsız hale getirildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Gelin, bahane üretmeden doğrudan rakamlara ve sahada yaşanan gerçeklere bakalım. 2016 yılında bir hacının ödediği toplam bedel dolar bazında bugünkü rakamların yanına bile yaklaşamazken, 2027 projeksiyonlarında ve günümüz paritesinde bu artışın dolar bazında %135’leri bulduğu görülüyor. Evet yanlış duymadınız; enflasyonun, kur şoklarının ve Türk Lirası’ndaki değer kaybının ötesinde, doğrudan döviz cinsinden %135’lik bir artıştan bahsediyoruz. Yetkililere bu artışın gerekçesi sorulduğunda alınan yanıt hep aynı standart şablon: "Suudi Arabistan’da konaklama, Mina-Arafat çadır hizmetleri ve ulaşım maliyetleri yükseldi." Peki, bu gerekçe tek başına yeterli ve ikna edici mi? Kesinlikle hayır. Sahadaki tecrübeler ve diğer ülke uygulamaları bu iddianı zayıflatıyor. Aynı dönemde Suudi Arabistan yetkililerinin yurt dışından gelen hacılar için paket maliyetlerinin düştüğünü ve rekabet sayesinde hizmet kalitesinin arttığını açıkladığı dönemleri de gördü bu gözler. Hepsini geçtim; Mekke ve Medine’de aynı otelde konaklayan, aynı Türk Hava Yolları uçağıyla uçan, aynı Arafat iklimini paylaşan farklı ülke hacılarının ödediği faturalar arasındaki uçurum nasıl açıklanabilir? Başka bir ülkenin hacısı aynı otelde, benzer hizmet standardı ile çok daha makul bedeller öderken; Türkiye’den giden bir hacı adayının cebinden çıkan 4.000 dolarlar, 9.000 dolarlar seviyesine nasıl tırmanıyor? Bu nokta, meselenin sadece "Mekke’deki otel fiyatı" olmadığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Burada sormamız gereken asıl soru şudur: Vatandaşın ödediği rakam Suudi Arabistan’daki hizmet maliyeti midir, yoksa kurumların devasa organizasyon ve bürokrasi yükünün faturası mıdır? Diyanet’in hac paketleri belirlenirken; yurt içi ve yurt dışı eğitimler, rehberlik hizmetleri, idari personel giderleri gibi pek çok kalem bu bütçenin içerisine dâhil ediliyor. Ancak toplu pazarlık gücü 80 binleri bulan dev bir organizasyonun, ölçek ekonomisi sayesinde daha uygun fiyat alması beklenirken, tam aksine tekil fiyatların bu seviyeye çıkması kabul edilebilir bir durum değildir. İbadet yapma arzusuyla yıllarca kura bekleyen, birikimini bu yola harcayan inançlı insanımız somut ve şeffaf bir açıklama bekliyor: 1. 2016’dan bu yana Suudi Arabistan’a doğrudan ödenen hizmet bedelleri (otel, çadır, ulaşım) dolar bazında tam olarak yüzde kaç artmıştır? 2. Ödenen hac ücretinin yüzde kaçı Suudi Arabistan’daki hizmetlere, yüzde kaçı kurum içi organizasyon ve personel giderlerine gitmektedir? 3. İbadeti mali açıdan bu kadar ulaşılmaz kılan fiyat politikası gözden geçirilecek midir, yoksa hacı adaylarına "fiyat bu, işine gelirse" yaklaşımı devam mı edecektir? Kutsal topraklara gitmek ticari bir lüks değil, bir ibadettir. Vatandaşın mukaddes duygularını ve niyetini mali bir yükün altına ezdirmek değil; en şeffaf, en makul imkânlarla o kutsal iklime taşımak temel sorumluluktur. Kamuoyu artık basmakalıp gerekçeler değil, kalem kalem şeffaf bir döküm ve bu fahiş artışın mantıklı bir açıklamasını bekliyor.

Yorum Yazın