Türkiye'de yeni bir dönemin ayak sesleri duyuluyor.
Yıllarca toplumun belli bir kesiminde oluşan bir "dokunulmazlık" algısı vardı. Makamın, unvanın, bürokratik gücün, ekonomik imkânların veya sosyal çevrenin hukukun önüne geçtiğine inanılan bir düzenin varlığı sıkça tartışıldı. Halktan uzak duran, eleştiriyi küçümseyen ve kendisini hesap vermek zorunda hissetmeyen anlayış, uzun yıllar kamu vicdanında rahatsızlık oluşturdu.
Bugün ise bu algının sorgulandığı bir döneme girildiği görülüyor.
Düne kadar ulaşılmaz görülen isimlerin, kurumların ve çevrelerin de hukuk mekanizmasının konusu olabilmesi, toplumun önemli bir kısmında "Herkes hukuk önünde eşittir." ilkesinin yeniden hatırlandığı düşüncesini güçlendiriyor.
Belki de en büyük şaşkınlık da burada yaşanıyor.
Çünkü bazı çevreler, sahip oldukları güç ve nüfuzun kendilerini sonsuza kadar koruyacağına öylesine inanmıştı ki, hesap verme ihtimalini dahi ciddiye almadılar. Şeffaflık yerine kapalılığı, denetim yerine ayrıcalığı tercih eden anlayışın bugün sorgulanması kaçınılmaz hale geldi.
Son yıllarda kamuoyuna yansıyan birçok soruşturma ve dava; görevin kötüye kullanılması, usulsüzlük iddiaları, rüşvet ve irtikap suçlamaları, kamu kaynaklarının amacı dışında kullanıldığı yönündeki tartışmalar ve organize suç bağlantılarına ilişkin iddiaların toplum tarafından daha dikkatle takip edildiğini gösteriyor. Bu süreçlerin nihai değerlendirmesini elbette bağımsız mahkemeler yapacaktır. Ancak hiçbir makamın hukukun üzerinde olmadığı gerçeği, demokratik bir devletin vazgeçilmez ilkesidir.
Türkiye'nin ihtiyacı, bir kesimin diğerine üstün gelmesi değildir.
İhtiyaç duyulan şey; siyasetçinin de, bürokratın da, sanatçının da, iş insanının da, gazetecinin de, akademisyenin de aynı hukuk kuralları içinde hesap verebildiği bir düzendir.
Asıl medeniyet budur.
Kimliği, ideolojisi, mesleği veya sosyal statüsü ne olursa olsun; hukuk herkes için aynı mesafede durabildiği gün gerçek adalet tesis edilmiş olacaktır.
Hiç kimse doğuştan ayrıcalıklı değildir. Hiçbir makam sonsuza kadar sürmez. Hiçbir güç, hukukun üzerinde değildir.
Türkiye'nin yeni dönemini belirleyecek olan da tam olarak bu anlayıştır: Ayrıcalıkların değil, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir Türkiye.
Yorum Yazın