Göktürk KADIOĞLU
Göktürk KADIOĞLU

Büyük Söylemler, Sıkışmış Hayatlar: 2+1 Sınırında Aile Olmak

Yayınlanma: 02 Eylül 2026
106 Görüntüleme
Büyük Söylemler, Sıkışmış Hayatlar: 2+1 Sınırında Aile Olmak
 
Yıllardır aynı davul çalınıyor: "En az üç çocuk, yetmez dört çocuk!" Kürsülerden mikrofonlara uzanan bu çağrı, güçlü bir geleceğin, dinamik bir nüfusun ve geniş aile yapısının reçetesi olarak sunuluyor. Söylem görkemli, vizyon büyük, beklenti yüksek.
Peki ya gerçekler? İşte orada durup beton duvarlara bakmak gerekiyor.
Bugün Türkiye’de gayrimenkul piyasasına, müteahhit projelerine ve daha da acısı devletin bizzat eliyle yürüttüğü TOKİ konutlarına baktığınızda karşınıza çıkan tablo net: 45 metrekarelik 1+1’ler, 75 metrekarelik "ekonomik" 2+1’ler... Mimarinin ve şehir planlamasının vatandaşa dayattığı yaşam alanı, bir ailenin genişlemesini değil, adeta nefes almadan sığınmasını hedefliyor.
Burada akıl dışı bir çelişki, görmezden gelinemeyecek bir tezat var.
Bir yandan vatandaşa "Çocuk yapın, aileyi büyütün" derken, diğer yandan o ailelerin kafasını sokacağı evleri kutu kadar metrekarelere hapsetmek neyin nesidir? Anne, baba ve üç çocuğun toplam beş kişilik bir nüfus oluşturduğu bir evde, 2+1 dairede yaşamın nasıl bir cehenneme dönüşeceğini kimse hesaplamıyor mu? O çocukların nerede uyuyacağını, nerede ders çalışacağını, hangi odada kendi kişisel alanını bulacağını düşünen tek bir yetkili yok mu?
Özel sektörün kâr hırsını, "daha çok daire sığdırayım, daha çok satayım" mantığını bir noktaya kadar anlarsınız; piyasa acımasızdır. Fakat devletin sosyal konut politikasına ne oluyor? Vatandaşın barınma hakkını ve aile yapısını gözetmesi gereken TOKİ, nasıl olur da geniş aile söylemlerinin tam tersi bir mimari anlayışa imza atar? Sosyal konut, sadece başını sokacak bir çatı demek değildir; o çatının altında insanca, sıkışmadan, haysiyetiyle yaşayabilmek demektir.
Genç çiftlere sunulan vizyon şu mu: Çocukları ranzalara üst üste dizeceksiniz, salonu gece yatak odasına çevireceksiniz ama kürsüden sorulduğunda "üç çocuk yaptık" diye övüneceksiniz?
Duvarların daraldığı, tavanların alçaldığı, çocukların odasız kaldığı evlerde aile birliği korunamaz. Bir toplumun geleceğini inşa etmek, sadece nüfus sayısını artırmakla olmaz; o nüfusa insanca yaşayacak alanlar açmakla olur. Söylemde saray gibi geniş aile hayalleri kurup, uygulamada milleti minyatür kutulara mahkûm etmek, en hafif tabiriyle samimiyetsizliktir.
Eğer bu ülkede gerçekten geniş aileler isteniyorsa, önce o ailelerin sığacağı evleri inşa edeceksiniz. Aksi halde yapılan tek şey, daracık metrekarelerde büyümeye çalışan sıkışmış hayatlar ve sadece kağıt üzerinde kalan büyük söylemler üretmektir.
#KonutKrizi #AilePolitikaları

Yorum Yazın