Göktürk KADIOĞLU
Göktürk KADIOĞLU

Bir Şehrin İhmali, Bir Evladın Düşü: 14 Yaşında Bir Hafızın Ardından...

Yayınlanma: 15 Ekim 2026
126 Görüntüleme
Bir Şehrin İhmali, Bir Evladın Düşü: 14 Yaşında Bir Hafızın Ardından...
Henüz 14 yaşında... Zihninde Yüce Kelam’ın ayetleri, kalbinde gencecik bir evladın masumiyeti ve hayalleri vardı. Daha beş ay önce babasını toprağa vermiş, yetimliğin o ağır ve soğuk yükünü omzunda taşımaya çalışıyordu. Tam "hayata tutunacak" derken, bir şehir sokak ortasında ona tuzak kurdu. Bir sel felaketinde, açıkta bırakılan bir elektrik kablosunun kurbanı oldu; akıma kapılarak ruhunu Rahmân’a teslim etti.
Rabbim gencecik hafızımıza rahmetiyle muamele eylesin, onu Sevgili Peygamberimiz’e (s.a.v.) komşu kılsın. Kederli ailesine, gözü yaşlı anasına ve sevenlerine dayanma gücü, sabr-ı cemil ihsan eylesin...
Ancak dökülen gözyaşlarının ardından sormak ve haykırmak zorundayız: Bu bir kader mi, yoksa göz göre göre gelen bir cinayet mi?
Doğa Olayı Değil, İhmal Silsilesi!
Her şiddetli yağmurda aynı manzarayı yaşamaktan, aynı bahaneleri dinlemekten bıktık. Yağmuru ve iklimi bahane ederek kendi zafiyetlerini gizlemeye çalışanlar bilsin ki; hiçbir idari mazeret, hiçbir bütçe yetersizliği 14 yaşındaki bir evladımızın canından daha değerli değildir!
Caddeleri göle çeviren yetersiz altyapı bir yana; sokak ortasında, suyun içinde savunmasız insanları bekleyen açık elektrik kabloları neyin nesi? Bu kaçıncı tedbirsizlik, kaçıncı denetimsizlik? Şehirleri yönetmek sadece asfalt dökmek, vitrin süslemek değildir. Şehir yönetmek; bir insanın, bir çocuğun bastığı kaldırımda güvende olmasını sağlamaktır.
Eğer bir şehirde bir çocuk yağmur yağdığında evine sağ salim döneceğinden emin olamıyorsa, orada ne devlet ciddiyetinden ne de yerel yönetim başarısından bahsedilebilir.
Sorumlular Hesap Vermek Zorundadır!
Bir yetimin daha ahı göklere yükseldi. Bu cinayet gibi ihmalin sorumluları; denetim yapmayan bürokratından, kabloyu açıkta bırakan yüklenici firmaya, altyapıyı yıllardır görmezden gelen idarecilere kadar herkes bağımsız yargı önünde somut olarak hesap vermelidir. Yayınlanan taziye mesajları, atılan süslü nutuklar giden gencecik bir canı geri getirmiyor. Kamu vicdanı, kâğıt üstünde kalan soruşturmalarla değil, gerçek sorumluların hak ettiği cezayı almasıyla bir nebze olsun soğuyabilir.
Devlet ciddiyeti ve idari sorumluluk, bu zafiyetlerin üzerine tavizsizce gitmeyi; "bizden-sizden" ayrımı yapmadan can güvenliğini her şeyin üstünde tutmayı gerektirir.
14 yaşındaki hafız evladımızın anısı, ihmalkarlığın ve vurdumduymazlığın karanlığında kaybolup gitmeyecek. Bu vicdan yükü, sorumluların yakasını hem bu dünyada hem de ahirette asla bırakmamalıdır.
#Adalet #İhmalMüfettişliği

Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları