Göktürk KADIOĞLU
Göktürk KADIOĞLU

Modern Çarklar Arasında Özünü Kaybetmeyenler: Servetin Değil, Hakikatin Adamları

Yayınlanma: 30 Ekim 2026
122 Görüntüleme
Modern Çarklar Arasında Özünü Kaybetmeyenler: Servetin Değil, Hakikatin Adamları
Dijital ekranların ışığıyla uyanan, borsadaki anlık kur dalgalanmalarıyla kahvesini yudumlayan, kariyer planları ve takvim kilitlenmeleri arasında koşturan modern insan… Çoğumuz hayatı bir var olma mücadelesi değil, bir "sahip olma" yarışına dönüştürdük. Alışveriş merkezleri yeni ibadethanelerimiz, kredi kartları ise irademizin sınırlarını çizen prangalar haline geldi. Peki, bu doymak bilmeyen maddi hırs çarkının ortasında, ruhunu bu düzene kurban etmeyen o nadide profiller hâlâ aramızda yaşıyor mu?

 
Yüce Yaratıcı, kutsal kitabında bazı müstesna kullarını övgüyle anar. Bu kişilerin en belirgin vasfı; kazancın, makamın ve küresel sermayenin onları Yaratıcı'dan koparamamasıdır. Onlar da hayatın içindedir, rızkın peşindedir; fakat kalpleri bu geçici pazarın esiri olmamıştır. Nitekim ayet-i kerimede bu hakikat şöyle vurgulanır: "Ne ticaret ne de alışveriş onları Allah'ı zikretmekten alıkoyar." (Nûr, 24/37). Onlar, kazancın sahibi değil, sadece emanetçisi olduklarını bilirler. 

 
Bugünün dünyasında servet sahibi olmak bir statü sembolü ve kibre kapı aralayan bir tehlike olarak görülür. Oysa İslam nazarında mal, elin içinde tutulduğu sürece bir imtihan aracıdır. Nitekim Hz. Peygamber (sav) bu dengeyi şu hikmetli sözüyle özetlemiştir: "Salih bir kimse için salih mal ne güzeldir!" Bu şuurla hareket edenler, kazançlarını meşru yollardan elde eder; cüzdanlarındaki zenginliği infakla, zekâtla ve mazlumun elinden tutarak bereketlendirirler. Parayı gözlerini kör eden bir hırsa dönüştürmez, aksine ihtiyaç sahiplerini gözetmenin bir vesilesi kılarlar. 

 
Günümüz plaza hayatında toplantı saatleri ezan vaktine denk geldiğinde, ne yazık ki birçok insan için öncelikler yer değiştirebiliyor. Ancak hakiki duruş sahibi bireyler için hayatın merkezi, menfaat hesapları değil, ilahi rızadır. Ezan sesini duyduklarında kâr-zarar cetvellerini bir kenara bırakarak manevi huzura yönelirler. Çünkü bilirler ki dünyadaki her kuruşun hesabı verilecektir; nitekim hadis-i şerifte buyurulduğu üzere: "Malın hesabı da sorulacaktır." (Tirmizi, 2417). 

 
Modern insan, bugünü kurtarmanın, yarını garantilemenin ve konforu artırmanın telaşındadır. Oysa bu geçici konjonktürün ötesinde bir de kalıcı baki hesap vardır. Hakikat adamları, sadece bugünün krizlerini değil, ahiretin gerçeğini de göz ardı etmezler. Kur'an-ı Kerim'in bildirdiği gibi, onların kalbi şu ilahi endişe ile çarpar: "Kalplerin ve gözlerin dehşetten döneceği günden korkarlar." (Nûr, 24/37). Bu bilinç, onları haksız kazançtan, kul hakkından ve kibirden alıkoyan en büyük kalkan olur. 

 
Netice itibarıyla; mesele cüzdanımızdaki kâğıt parçalarının miktarı veya dijital hesaplardaki rakamların büyüklüğü değildir. Aslolan, o servetin nereden kazandığı ve nereye harcandığıdır. Gerçek insanlık ve erdem; servet büyürken kul bilincini, kariyer yükselirken ahlakı, kazanç artarken merhameti yitirmemektir. 

 
Allah'ım! Bize malı elinde tutan ama kalbini dünyaya esir etmeyen hakiki kullar olabilmeyi nasip eyle! Âmin. 

Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları