Göktürk KADIOĞLU
Göktürk KADIOĞLU

Görünürlüğün Tutsaklığı ve Örtünün Hikmeti: Teşhircilik, Tesettür ve Toplumsal Savrulma

Yayınlanma: 02 Kasım 2026
91 Görüntüleme
Görünürlüğün Tutsaklığı ve Örtünün Hikmeti: Teşhircilik, Tesettür ve Toplumsal Savrulma
Kalbin kasveti sardığı, ruhun ekranların soğuk ışığı altında yavaş yavaş eridiği bir zaman diliminden geçiyoruz. Bugün modern insan, varlığını başkalarının bakışlarına kurban eden garip bir yalnızlığın tutsağıdır. İbadetin, samimiyetin ve en önemlisi "haya"nın gizli olduğu zamanlardan; her şeyin sergilendiği, her mahremin pazar tezgâhına çıkarıldığı bir çağın acı sızısını yaşıyoruz. Teşhircilik, sadece bedenin açılması değil; ruhun iffet perdesini yırtarak kendini ahlaki bir boşluğa fırlatmasıdır.
 
Bugün toplumsal yaşamın merkezine yerleşen bu savrulma, bireyin iç dünyasını, aklını ve üretkenliğini ikinci plana iterek bedeni bir tüketim nesnesine dönüştürmektedir. "Görünüyorsan varsın" mottosuyla beslenen bu anlayış, insanı mahremiyetinden arındırmakta, onu sürekli onay bekleyen bir köle haline getirmektedir.
Bu durum, toplumsal bağları zedeleyen iki temel sonuca yol açmaktadır:

 
Nesnelleştirme: İnsan; kişiliği, emeği ve karakteriyle değil, dış görünüşü ve fiziksel detaylarıyla ölçülür hale gelmektedir.
Mahremiyetin İffetsizleştirilmesi: Özel olanın kamusal alanda fütursuzca sergilenmesi, toplumda empatiyi azaltmakta, karşılıklı saygı sınırlarını ortadan kaldırmakta ve ilişkileri yüzeyselleştirmektedir.

 
İslami Hükümler ve Haya Çerçevesinde Tesettürün Hakikati

 
İslam nazarında haya (utanma duygusu) imanın hem özü hem de en mukaddes kalesidir. Efendimiz (sav), "Haya imandandır" buyurarak insanın iç dünyasını koruyan o zarif sınırın ne kadar hayati olduğunu bildirmiştir. Kur’an-ı Kerim’de Nur Suresi ve Ahzab Suresi başta olmak üzere pek çok ayette, hem kadının hem de erkeğin iffetini koruması, bakışlarına ve kıyafetlerine dikkat etmesi emredilmiştir.

 
Oysa zamanımızda bu kale, "özgürlük" kisvesi altında bizzat insanın kendi elleriyle yıkılmaktadır. Gözlerin hıfzı unutulmuş, kalplerin murakabesi kaybolmuş ve nihayetinde insan, Yaratıcı'nın nazargâhı olan kalbini ve bedenini sokakların, sanal meydanların ucuz birer tüketim nesnesi haline getirmiştir.

 
İslam hukukunda ve ahlakında tesettürün derin boyutları vardır:
Ahlaki ve Manevi Bir Duruş: Tesettür, dışarıya karşı bir koruma kalkanı olduğu kadar, kişinin iç dünyasındaki takvayı ve Allah bilincini yansıtan bir duruştur.

 
Tüketim Kültürüne Direniş: Asli anlamıyla örtünme, bireyin kapitalist dünyanın beden üzerinden oynadığı oyunlara boyun eğmemesi, kendini bedensel varlığıyla değil şahsiyetiyle var etmesidir.

 
Toplumsal Adalet ve Huzur: İslami hükümler, toplum içinde fitne unsurlarını azaltmayı, bireylerin birbirine nesne olarak değil, insan olarak yaklaşmasını hedefler.

 
Modern Dünyanın Paradoksu: "Moda Tesettür" ve İçi Boşalan Değerler

 
Bugün yaşadığımız teşhircilik krizi, aslında derin bir "Yaratıcı'yı unutma" ve "gözetlendiğini bilmeme" (ihsan şuurunu yitirme) halidir. İnsan, nefsine yenik düşerek Rabb'inin ona emanet ettiği en kıymetli hazineyi –onurunu ve iffetini– bir avuç beğeniye, geçici bir ihtirasa satmaktadır. Ne yazık ki tesettür de bu tüketim çarkının bir parçası haline getirilmiştir. "Moda tesettür" adı altında üretilen bazı anlayışlar, örtünün ruhuna ve amaçlarına taban tabana zıt bir gösteriş aracı olarak karşımıza çıkmaktadır.

 
Bir yanda tamamen sınırları kaldıran teşhircilik, diğer yanda ise tesettürün manevi özünü unutturup onu sadece bir stil unsuruna indirgeyen şekilcilik; madalyonun iki farklı yüzüdür. Her iki durum da insanın içsel derinliğini hedef almakta, toplumu değerler erozyonuna sürüklemektedir. Rabb'imizin rızasından uzaklaşan kalpler, başkalarının beğenisiyle doymaya çalışır; ancak bu, tuzlu su içmek gibidir; içtikçe susatır, sergiledikçe tükenir.

 
Gerçek bir eleştiri ve selamet, insanı ne metalaştıran kör bir sergileme çılgınlığına ne de özünden koparılmış şekilci bir anlayışa teslim olmalıdır. Bugün bize düşen; bu manevi çölleşmenin ortasında kalplerimizi yeniden haya ile buluşturmak, mahremiyeti bir kısıtlama değil ruhun sığınağı olarak görmek ve modern dünyanın fıtratı boğan bu hoyrat rüzgârına karşı iman pusulamıza sımsıkı sarılmaktır.

 
#Mahremiyet #Haya

Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları