Kızlarımıza söz geçiremesek bile en azından o fotoğraf karesinde yer almayabilirdik. Hiç olmazsa o fotoğrafı çekerken yüzümüzde o memnuniyetsizliği, o rahatsızlığı hissettirebilirdik. Ama yok…
Demek ki asıl travmayı anneler yaşıyor. Demek ki değerler hiyerarşisi kökünden değişmiş; diploma, kariyer ve "modern dünyada var olma" yarışı, manevi değerlerin önüne geçivermiş. "Kızımız da üniversiteli oldu, ayakları üstünde duruyor" cümlesi, toplumsal onay arayışının ve gizli bir tatminin en büyük göstergesi haline gelmiş. Problem sadece kızlarımızda veya oğullarımızda değil, bizzat bizde. Bizler dönüştük ve sessiz sedasız değiştiğimizin bile farkında değiliz.
İşte zihinsel kolonizasyon tam olarak budur. Batı merkezli estetik anlayışı ve sosyal medya dayatmaları, en kıymetli emanetlerimizi, yani Sümeyye’nizi, Fatma’nızı görsel birer metaya dönüştürüyor; siz ise bu yozlaşmayı bir başarı öyküsü zannedip bununla gurur duyuyorsunuz. Mahremiyetin ticarileştiği, beğenilerin iman ölçüsü haline geldiği bu çağda, anneler o kareden çekilmedikçe bu savrulma durmayacaktır. Şapkayı önümüze koyup uyanma vaktidir.
Oysa "biz" olmak, kalabalıkların beğenisine teslim olmak değil; rüzgar nereye eserse essin köklerin üzerinde sapasağlam durabilmektir. Kuşaklar arası iletişim kopukluğu ya da "zamanın ruhu" gibi bahaneler, yaşanan bu ağır erozyonu meşrulaştıramaz. Evlatlarımızın eline verilen akıllı telefonlar ve sınırsız özgürlük alanı, onları korumasız birer dijital pazarın ortasına iterken, ebeveynlerin bu sürece alkış tutması kelimenin tam anlamıyla bir basiretsizliktir. Beğeni sayıları ve takipçi artışları uğruna feda edilen değerler, geri dönüşü olmayan bir kültürel çölleşmenin kapılarını aralamaktadır.
Bu gidişata dur demenin ilk adımı, aynaya cesaretle bakabilmekten geçiyor. Anneler ve babalar olarak kendi iç muhasebemizi yapmadığımız, "El alem ne der?" veya "Modernleşiyoruz" yanılsamasıyla öz değerlerimizden taviz vermeye devam ettiğimiz sürece, kaybettiklerimizin arkasından sadece gözyaşı dökeriz. Sümeyye'lerimizi, Fatma'larımızı ekranların geçici parıltısına ve sanal dünyanın kirli dengelerine kurban etmemek için evvela büyüklerin zihnindeki bu sömürgeci kodları ayıklaması şarttır. Mahremiyetini ve haysiyetini koruyamayan bir toplumun, yarınlara bırakacağı enkazdan başka hiçbir şeyi olmayacaktır.
#Mahremiyet #ZihinselKolonizasyon
Yorum Yazın